Son yıllarda gerek dünya da ve gerekse de çok üst düzeyde olamasa da ülkemizde anarşist hareketin kendine kanallar yarattığını ve de nispi olarak ta olsa kendini ve yığınları örgütlemeye giriştiğine tanık olmaktayız.Bu gelişme elbette ki tesadüfî değildir.Bunun birçok nedeni vardır.Ama genel olarak dünyadaki ve ülkemizde ki konjonktürel gelişmelerin bunda özel bir rol oynadığını söylemek lazımdır.
Anarşizm,yeni bir akım değildir.Kapitalizmin dünya sahnesine çıkması ile birlikte ortaya çıkmış bulunan bu akım zaman zaman sınıf içinde ve de zamanla da uluslar arası arenada ciddi bir tabana erişmeyi başarmış bir akım olmuştur.Sınıfsal anlamda ideolojik mücadelenin yönelmesi gereken bir akım olmayı halende sürdürmektedir.Ama ciddi bunalımların ,çıkışsızlıkların ve sınıfsal alternatiflerin zayıf olduğu tarihsel kesitler; bu akımın en revaçta biçimde ortaya çıktığı dönemler olmuştur. Emekçi sınıfların ciddi bir arayış içinde olduğu ve komünist alternatifin olmadığı ya da zayıf olduğu anlar en güçlü dönemlerini yaşamıştır.Bu çağımız koşullarında hiçte anormal bir durum değildir.Son 30 yıla damgasını vuran devrim ve sosyalizmin dünya çapında gerilemesi ile at başı giden kendini ifade etme yetersizlikleri,korku ile giden arayışlar,bireyselleşme ve yerelleşme eğiliminin yoğunlaşması,giderek orta sınıfların yok olmasıyla birlikte bu yukarda saydıklarımıza ilaveten gelecek kaygısı vs anarşizmin kendini diriltmesini koşullamıştır.
Anarşizm ile sosyalizm arasında sanki geleceğe ilişkin idealler noktasında teorik anlamda bir ortaklaşma varmış gibi görünse de,gerçekte bilimsel sosyalizm ile anarşizm arasında farklılık ,bilim ve bilim dışılık farkıdır esasta.
Anarşizm nedir?
Anarşizm , ara sınıfların kapitalizmin yıkıcı etkilerine maruz kalması ile proletaryaya yakınlaşmasının sonucu ,sisteme tepkisinin bir biçimi olarak ara sınıflar ideolojisi biçiminde genel olarak tanımlanabilir.İnsanlığın genel ideallerine yakınlaşması sonucu bu akım kendini komünizm çerçevesi içinde tanımlamasını koşullamıştır.Komünizmin insanlığa ilişkin temel sloganlarının bu hareketin her açıdan proğramatik-teorik-pratik olarak yakınlaşmanın temelini oluşturduğunu söyleyebiliriz.Bu anlamda söylemde kalmak kaydıyla komünizm savunusunun varlığını bulabiliriz anarşist harekette.
Anarşizm,kaosun kutsanması,örgütlülüğün,düzenin reddidir.Anarşizm,düzensizlik,örgütsüzlük ,hedefsizlik ve belirsizliktir.Anarşizm bireysel ve kitlesel terörün amaçsızca ve vandalca kullanımıdır.Anarşizm, her yerde ve her alanda kaosun gerçek özgürlük-eşitlik ve adaleti kendiliğinden getirdiğini savunur.Anarşizm için devrim amaçtır,araç değildir.Düzenin yıkılması ana amaçtır ,teorik olarak aksi ne kadar ifade edilmiş olursa olsun…Emperyalist kapitalizmin kaosla yıkılıp komünizmin onun yerine kendiliğinden geleceğini savunur.Anarşizm genel olarak herhangi belirgin bir sınıfın ideolojisi değildir,o açıdan dır ki bir ara sınıf ideolojisi dedik.(Söylem ne olursa olsun)Anarşizm,mevcut düzene karşı olmasının ötesinde her türlü düzene karşıdır.doğal olarak komünizme giden yolu döşeyen ve döşeyecek olan sosyalizm-proletarya diktatörlüğüne de karşıdır.Bu da burjuva liberal özgürlük anlayışıyla ne kadar ortaklaştığının bir göstergesi olarak kabul edilmelidir.Diyalektik tarihsel materyalizm gibi bilimsel bir altyapıya sahip olmadığı buradan kalkmak kaydıyla kendiliğinden anlaşılabilir.Düzen olarak bilimsel bir alternatifleri bulunmamaktadır.bu anlamda ütopik sosyalistlerle ortaklaşmaktadırlar.Her ne kadar düzenin ortadan kaldırılması noktasında devrimci bir karaktere sahip olsalar da,komünizm cenahında değildirler.Zira İspanya iç savaşındaki devrimci tavırları iktidarın yıkıldığı yerel düzeyde bölgelerde devrimcilikleri tükenmiş olup komünistlere karşı bir savaşıma geçmeleri de bunun örneklerinden biridir.
Sosyalizm nedir?
Sosyalizm daha doğrusu bilimsel ifadesi Marksizm ise,düzen ve devlete karşı değildir.Tam tersine Marksizm, proletarya diktatörlüğünün kabul ya da reddini komünizmin mihenk taşı saymaktadır.Proletarya diktatörlüğünü reddedenleri Marksizm çerçevesi içinde görmemektedir.Zira , komünizme ya da gerçek insanlık düzenine ulaşmanın yolu proletarya diktatörlüğü ya da komünizmin ilk aşaması olan sosyalizmin kabulüdür.1. aşama olan sosyalizm,komünizmin ekonomik-sosyal-siyasal-kültürel-eğitsel tüm alt yapısının hazırlandığı aşamadır.Bu mutlak geçiş aşamasının yani proletarya diktatörlüğünün reddi ya da üzerinden atlanılarak üst aşamaya geçilebilirliğinin kabulü imkânsız,akıl-mantık ve bilim dışıdır.
Komünistler esasen,her türden iktidara,ezen-ezilen,yöneten-yönetilen vs ilişkisine karşı olmalarına rağmen,proletarya diktatörlüğünü kabul etmeleri ve de hatta komünizmin mihenk taşı yapmaları ve bunu kırmızı çizgi olarak görmeleri bir çelişki değil midir?Evet bu bir çelişkidir.Bunu komünizmin ilkeleri çerçevesinde ele almadan konuyu anlamak olanaklı değildir.
Birincisi,herkese ihtiyacına göre dağıtım ilkesinin yaşama geçirilebilmesi için herkesten emeğine göre aşamasından geçilmesi gerekmektedir.Yani ekonomik ve siyasal anlamda çalışmanın bir zorunluluktan zevke dönüştürülecek alt yapının oluşturulması gerekmektedir.Bu da kendiliğinden ve sosyalist aşama atlanarak gerçekleşemez.Ekonomik-sosyal-kültürel anlamda olgunlaşmış alt yapı komünizmin zorunlu önkoşuludur.
İkincisi,insanlığın iktidarsızlığın-devletsizliğin öngördüğü bilinçsel ve eğitimsel düzeye ulaşması zorunluluktur.Bu da ciddi bir eğitim ve sosyal-kültürel ilerlemeyi önkoşul sayar.
Üçüncüsü,komünizm bir dünya sistemidir bilimsel olarak.Sınırların,sınıfların,her türden ayrımların ortadan kalktığı bir insanlık düzenidir.Ve de doğal olarak yine bir düzen ve sistem vardır ve de ilkeleri vardır.Dünyanın 2/3 ünün bilimsel anlamda sosyalist aşamayı tamamlaması ve emperyalist kapitalizmin bir daha dirilmemecesine tarihin çöplüğüne kaldırılmasını zorunlu önkoşul sayar.Gerekli her türlü alt yapının hazırlanması için bu süreç zorunludur.
Dördüncüsü,tüm bunların başarılabilmesi için zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan ve en son devrimci sınıf olan proletaryanın diktatörlüğü yada egemen devleti bu koşulları sağlayacağından başka bir yol yoktur.Sömürülen-ezilen milyon ya da milyarların çıkarlarını korumak,bir avuç azınlığın geriye dönüş imkanları ortadan kaldırmak,komünizme kadar emperyalist kapitalist dış ve iç saldırılara karşı ayakta kalmak,merkezi planlama,kamulaştırma ve komünizmin altyapısının hazırlanması için bu iktidar şarttır.
Sonuç olarak iktidar ya da devlet sorununun kendisi stratejik olarak nihai hedefe ulaşmanın kilit noktası olduğu için komünistler,zorunlu olarak proletarya diktatörlüğünden yanadırlar.Ve de ısrarlı savunucuları olmayı bir kenara bırakalım,ideolojik olarak temel ayrım noktası olarak görürler bu iktidar sorununu.Komünist olup olmamanın denek taşıdır proletarya diktatörlüğünün reddi ya da kabulü.
Doğal olarak bu temel nokta,anarşistler ile komünistlerin stratejik-ilkesel ayrım noktasıdır.Bu sadece tavanda kalmayıp tabanda proletarya ve ezilenlerin örgütlenmesi,mücadelesi ve mücadelesinin içeriği,toplumsal sınıflara yaklaşım gibi diğer ilkesel ayrımları da belirleyen temel bir öğe olmaktadır.Günlük politika ve taktiklerinde aynı süreçten birebir etkilendiğini söylemeye bile gerek yoktur.
Anarşistler devrimci bir örgüte,disiplinli-programı ve tüzüğü olan bir partiye karşıdırlar.Her türden örgütün reddi ile devrim başarılabilir mi?Örgütlü emperyalist faşist saldırganlığa karşı örgütsüz milyarlar ne kadar kararlı,inançlı,ısrarlı olurlarsa olsunlar devrimi ve sosyalizmi gerçek kılabilirler mi?Bu olanaksızdır.Anarşistler kaos ve karmaşanın kendiliğinden devrimi getireceğini söylerken ,komünistler devrimin ancak örgütlü,plan ve programlı,stratejik-taktik donanımlı yığınların eseri olacağını savunur.Ki nitekim geçmiş devrim deneyimleri de bunun kanıtıdır.Anarşistlerin komünizm savunuları teorik ve sözel düzeyin önüne geçemez,zira alternatiflerin bilimsel bir yapısı yoktur.Ama komünistlerin sosyalizmin birinci ve ikinci aşamalar için net programları vardır.
Anarşizm sonuç olarak,bir ara sınıflar yani küçük burjuva ideolojisidir.Sömürü-yağma düzenlerine karşı bir tepki ideolojisidir.Emperyalist kapitalizmin dünya çapındaki yıkıcı etkilerinin artmasıyla birlikte bir küçük burjuva ideolojisi olarak anarşizmin siyasal arenada kendin göstermesi ve kendine kanallar bulması doğaldır.Hele ki,sosyalizmin pratik-politik-teorik-ideolojik olarak gerileme içinde olduğu dönemlerde bu anlamda anarşistlerin arenada yer bulması çok normaldir.Ama sınıf hareketi ve öncülerinin,anarşizme karşı ciddi bir teorik-ideolojik mücadeleyi önemli görevlerinden sayması gerektiği ve bu sınıf dışı hareketin teşhirine gerektiği kadar önem vermesi ile birlikte,sınıfın her türden gerici ideolojiden arındırılması mücadelesinin bir parçası olarak kabul etmesi zorunludur.Her türden ve her renkten burjuva ideolojisinin teşhiri ve sınıf nezdinde açığa çıkarılması komünistlerin tali değil,birincil görevlerinden biridir.
1. ciddi bunalımların ,çıkışsızlıkların ve sınıfsal alternatiflerin zayıf olduğu tarihsel kesitler; bu akımın en revaçta biçimde ortaya çıktığı dönemler olmuştur. haymarket olayları, ekim devrimi, ukrayna anarşist ayaklanması, ispanya devrimi bu dönemler anarşist hareketlerin en güçlü olduğu en toplumsallaştığı dönemler. bu dönemleri cıkışsızlıkların ve sınıfsal alternatiflerin zayıf olduğu tarihsel kesitler olarak mı değerlendiriyorsun? genel olarak komünist hareketler yükseldiğinde geniş emekçi kitleler hem anarşizme hem de marksizme açık olmuşlardır. yani genel olarak komünizm fikrine açık olmuşlardır.
2. Emekçi sınıfların ciddi bir arayış içinde olduğu ve komünist alternatifin olmadığı ya da zayıf olduğu anlar en güçlü dönemlerini yaşamıştır. tekrar: haymarket olayları, ekim devrimi, ukrayna anarşist ayaklanması, ispanya devrimi bu dönemler anarşist hareketlerin en güçlü olduğu en toplumsallaştığı dönemler. bu dönemleri cıkışsızlıkların ve sınıfsal alternatiflerin zayıf olduğu tarihsel kesitler olarak mı değerlendiriyorsun? genel olarak komünist hareketler yükseldiğinde geniş emekçi kitleler hem anarşizme hem de marksizme açık olmuşlardır. yani genel olarak komünizm fikrine açık olmuşlardır.
3. Anarşizm ile sosyalizm arasında sanki geleceğe ilişkin idealler noktasında teorik anlamda bir ortaklaşma varmış gibi görünse de,gerçekte bilimsel sosyalizm ile anarşizm arasında farklılık ,bilim ve bilim dışılık farkıdır esasta. gerçek olan herşey ussaldır, ussal olan herşey gerçektir. kendisini bilim dışı olarak tarih eden hiçbir fikir olmamakla beraber marksizm kadar bilimsel olduğunu vurgulama ihtiyacı duyan bir fikir de yoktur. bu kadar vurgulanmasının sebebine dair fikirlerim var aslında ama maalesef senin yaptığın gibi somutlayamacağım şeyleri ifade etmeyeceğim.
4. Anarşizm , ara sınıfların kapitalizmin yıkıcı etkilerine maruz kalması ile proletaryaya yakınlaşmasının sonucu ,sisteme tepkisinin bir biçimi olarak ara sınıflar ideolojisi biçiminde genel olarak tanımlanabilir.İnsanlığın genel ideallerine yakınlaşması sonucu bu akım kendini komünizm çerçevesi içinde tanımlamasını koşullamıştır.Komünizmin insanlığa ilişkin temel sloganlarının bu hareketin her açıdan proğramatik-teorik-pratik olarak yakınlaşmanın temelini oluşturduğunu söyleyebiliriz.Bu anlamda söylemde kalmak kaydıyla komünizm savunusunun varlığını bulabiliriz anarşist harekette. bunu da nasıl temellendiriyorsun bilmiyorum. açıklarsan sevinirim. pekala marksistler için de söylenebilir bu. bugünün koşullarında maalesef emekçi sınıflar komünizme yüzünü dönmüş değiller. bu nedenle ister anarşist olsun ister marksist olsun sınıfsal olarak bir ayrım görmüyorum ben ortada. örneğin bir anarşist olarak ben de bu ay işten atılsam diğer ay aç kalacak durumdayım. ancak bireyler üzerinden değil de fikirler üzerinden söylüyorsan bunu yine de anlamlı bulmuyorum. çünkü eğer fikirler üzerinden söylüyorsan proleterin tek ihtiyacının ekmek olduğunu söylemiş olursun. oysa proleter için özgürlük kavgası ekmek kavgasından ayrı değildir.
5. Anarşizm,kaosun kutsanması,örgütlülüğün,düzenin reddidir. bir hareket hakkında bir yazı yazarken özellikle komünistlerin dikkatli olması gerekir diye düşünüyorum. anarşistlerin bunu savunduklarına dair bir kaynak sunabilir misin?
benden öyle olmadığına dair bir alıntı
"Hem kendilindenliğe hem de örgütlenmeye inanma. Anarşistler uzunca
bir süre kaosu savunmakla suçlandılar. Pekçok insan aslında anarşizmin
düzensizlik, karmaşa, şiddetin eşanlamlısı olduğuna inanır. Bu anarşizmin
amaçladığı şeyin tamamen yanlış temsil edilmesidir. Anarşistler
örgütlenmenin gerekliliğini inkar etmezler; sadece bunun yukarıdan değil
aşağıdan, dışarıdan değil içeriden gelmesi gerektiğini iddia ederler.
Manipülasyon ve pasifliği besleyen dışardan dayatılmış yapı ve katı
kurallar, bir sosyalist "devrim"in alabileceği en tehlikeli biçimdir. Hiç
kimse geleceğin tam şeklini dayatamaz. Belirli bir durum bağlamında
kendiliğinden eyleme, birey ve grupların değişen ihtiyaçlarına yanıt
verecek bir toplum yaratacaksak gereklidir. Anarşistler (bireysel
inisiyatifin kaybedilmediği) akışkan biçimlere inanırlar: büyük ölçekli
kolektif işbirliği ve koordinasyon ile birlikte küçük ölçekli katılımcı
demokrasi." http://www.ainfos.ca/03/oct/ainfos00296.html 6. Anarşizm,düzensizlik,örgütsüzlük ,hedefsizlik ve belirsizliktir. senden anarşistlerin ağzından bir kaynakça bekliyorum.
benden öyle olmadığına dair bir kaynak. http://www.anarkismo.net/newswire.php?story_id=3146 7. Anarşizm bireysel ve kitlesel terörün amaçsızca ve vandalca kullanımıdır. bu da doğru değil. senden anarşistlerin ağzından kaynakça bekliyorum.
tersine kaynakça aşağıdaki linkte. http://uk.geocities.com/anarsistbaki...2.html#A.02.18 8. Anarşizm, her yerde ve her alanda kaosun gerçek özgürlük-eşitlik ve adaleti kendiliğinden getirdiğini savunur. bu da doğru değil. senden anarşistlerin ağzından kaynakça bekliyorum.
tersine kaynak aşağıdadır.
"Ancak, "anarşizm" ve "anarşi" şüphesiz politika kuramında en fazla yanlış temsil edilen kavramlardır. Genel anlamda "kaos" veya "düzensizlik" kelimeleri ile eş anlamlı tutularak, anarşistlerin toplumsal kaos ve "orman kanunu"na geri dönüşü arzuladıkları belirtilir." http://uk.geocities.com/anarsistbaki...-kisima01.html
9. Anarşizm için devrim amaçtır,araç değildir. bu da doğru değil. senden anarşistlerin ağzından kaynakça bekliyorum.
tersine kaynak aşağıdadır.
"Emek dünyasının mücadeledeki temel amacı, devrim aracılığıyla, "herkesten yeteneğine göre, herkese gereksinimine göre" ilkesine dayanan özgür ve eşitlikçi bir komünist toplumun kurulmasıdır.
Ne var ki, bu toplum kendiliğinden ortaya çıkmayacak, fakat ancak toplumsal ayaklanmanın gücüyle yaratılacaktır. Onun gerçekleştirilmesi, örgütlü emeğin muzaffer güçlerinin kararlılıkla izlediği yola uyarlanmış devrimci toplumsal sürecin ürünü olacaktır. " http://uk.geocities.com/anarsistbaki...r/lkop_05.html 10. Emperyalist kapitalizmin kaosla yıkılıp komünizmin onun yerine kendiliğinden geleceğini savunur. yukarıdaki alıntı sanırım bu maddeye de cevap olsa gerek. tabii senden gene de anarşistlerin ağzından bir kaynakça bekliyorum.
11. Anarşizm genel olarak herhangi belirgin bir sınıfın ideolojisi değildir,o açıdan dır ki bir ara sınıf ideolojisi dedik.(Söylem ne olursa olsun) bu da doğru değil. senden anarşistlerin ağzından kaynakça bekliyorum.
tersine kaynak aşağıdadır. Sınıf Mücadelesi: Rolü ve Anlamı http://uk.geocities.com/anarsistbaki...lkop_04.html#1
12. Anarşizm,mevcut düzene karşı olmasının ötesinde her türlü düzene karşıdır. bu da doğru değil. senden anarşistlerin ağzından kaynakça bekliyorum.
tersine kaynak aşağıdadır. "Genel bir yanlış anlama, anarşizmin topyekün bir düzen yokluğu olduğudur; yani bir kaos, veya nihilizm. Hatta bu yanlış anlayışa sahip olan ve kendilerini "anarşist" olarak adlandıran insanlar da bulunmaktadır. Anarşistler, rastgele dayatılan, silahlı kuvvetler veya diğer zorlama biçimleri sayesinde sürdürülen düzene karşıdırlar. " http://uk.geocities.com/anarsistbaki...vezorlama.html
13. doğal olarak komünizme giden yolu döşeyen ve döşeyecek olan sosyalizm-proletarya diktatörlüğüne de karşıdır. Bu da burjuva liberal özgürlük anlayışıyla ne kadar ortaklaştığının bir göstergesi olarak kabul edilmelidir. bu kısmen doğru kısmen yanlış ancak kesinlikle eksik bir ifadedir. anarşistlerin neden prolaterya diktatörlüğüne karşı olduklarına dair bir yazı aşağıda linkte prolaterya diktatörlüğü kısmında mevcuttur. http://uk.geocities.com/anarsistbaki...etsistemi.html ancak kurulan cümledeki hile anarşistlerin sosyalizme karşı oldukları ya da prolateryaya karşı burjuvaziye merhamet gösterilmesi gerektiğini savundukları şeklinde fikir oluşturacak ifadelerdir. hepimiz biliyoruz ki prolaterya diktatörlüğü prolateryanın burjuvaziden kurtulması ve bunun için onun ile savaşması dışında anlamlar ifade etmektir. eğer prolaterya diktatörlüğü sadece duyulduğu gibi anlaşılan bir ifade ise (ki değil) ben de savunuyorum prolateryanın burjuvaziye uyguladığı diktatörlüğü. ancak bir sınıf olarak bizzat kendisinin uyguladığı ÖZ diktatörlüğü yoksa kesinlikle iktidarı ele geçiren bir azınlığın prolaterya adına prolateryaya uyguladığı diktatörlüğü değil.
14. İspanya iç savaşındaki devrimci tavırları iktidarın yıkıldığı yerel düzeyde bölgelerde devrimcilikleri tükenmiş olup komünistlere karşı bir savaşıma geçmeleri de bunun örneklerinden biridir. bu çatışmanın sebebi anlatılmadığı sürece gayet ikna edici bir argüman gözüküyor.
sebebini inceleyince bakalım ikna edici mi? "Stalin İspanya'da toplumsal devrimin ne pahasına olursa olsun engellenmesini istiyordu; sadece bunun [toplumsal devrimin] liberter olacağı nedeni ile değil, aynı zamanda bunun Hitler'e karşı oluşturulan "demokratik birlik"te SSCB'nin müttefiği olduğu varsayılan Britanya'ya ait olan sermaye yatırımlarının kamulaştırılması anlamına gelecek olması nedeni ile [engellenmesini istiyordu]. İspanyol Komünistleri Devrim'in olduğunu [dahi] inkar etmeye kadar işi vardırdılar; [onlara göre] yasal hükümet, basit anlamıyla askeri isyanının üstesinden gelmeye çalışıyordu. Mayıs 1937'de Barcelona'da kanlı bir mücadele gerçekleşti ve işçiler Stalinist emirlerle hareket eden güçlerce silahsızlandırıldılar. Birleşik hareket etme adına anarşistler işçilerin karşılık vermesini engellediler. Cumhuriyet'in nihai yenilgisine kadar [anarşistlerin] Halk Cephesinin hatalarına katılmakta üzücü bir şekilde ısrar etmeleri bu kısa kitapta incelenemez. "
15. Sosyalizm daha doğrusu bilimsel ifadesi Marksizm ise,düzen ve devlete karşı değildir. karşıdır ve nihayetinde yok etmek niyetindedir ancak devletin ele geçirildikten sonra sönümlenebileceği kendisini yeniden üretmeyeceği varsayımı üzerinden hareket etmişlerdir.
16. Komünistler esasen,her türden iktidara,ezen-ezilen,yöneten-yönetilen vs ilişkisine karşı olmalarına rağmen,proletarya diktatörlüğünü kabul etmeleri ve de hatta komünizmin mihenk taşı yapmaları ve bunu kırmızı çizgi olarak görmeleri bir çelişki değil midir? bu çelişkiye dair yapılan açıklamayı tartışma gerçekten çok kıymetli olur ve çok isterim ancak önce anarşistlerin söylemediği şeyleri düzeltmeye ya da anarşistler hakkında yanlış anlama olduğunu umduğum ifadeleri düzeltmek daha öncelikli sanırım.
17. Komünist olup olmamanın denek taşıdır proletarya diktatörlüğünün reddi ya da kabulü. bu senin ifaden ile pek "bilimsel" bir önerme olmamış. bu cümle ve etrafındaki cümleler "neden öyledir"e cevap vermiyor. ben şimdi komünist olup olmamanın denek taşıdır anarşist olmak dersem altını doldurmam gerekir. okuyucular elbette ben diyorum diye bunu kabul edecek değiller.
18. Anarşistler devrimci bir örgüte,disiplinli-programı ve tüzüğü olan bir partiye karşıdırlar.Her türden örgütün reddi ile devrim başarılabilir mi? anarşistler devrimci bir örgüte, disiplinli olmaya (özellikle vurgulamak isterim bireylerin gönüllü olarak vaad ettikleri öz disiplin), ilkeler ve ideoloji etrafında örgütlenmeye karşı değildirler. söylemek zorunda kalmak bile garip bir durum ama örgütlenmeden özgür olamayacaklarını bilirler. anarşistler hiyerarşik, dolaylı örgütsel modellere karşıdır.
varolmuş/varolan anarşist örgütlerin bir listesini çıkarmam aylarımı alır.
anarşistlerin her türden örgütü reddettiklerine dair senden anarşistlerin ağzından kaynakça bekliyorum. 19. Örgütlü emperyalist faşist saldırganlığa karşı örgütsüz milyarlar ne kadar kararlı,inançlı,ısrarlı olurlarsa olsunlar devrimi ve sosyalizmi gerçek kılabilirler mi? kesinlikle hayır. zaten anarşistler de tersini söylemiyor.
20. Anarşistler kaos ve karmaşanın kendiliğinden devrimi getireceğini söylerken ,komünistler devrimin ancak örgütlü,plan ve programlı,stratejik-taktik donanımlı yığınların eseri olacağını savunur. anarşistlerin kaos ve karmaşanın kendiliğinden devrimi getireceğini söylediğine dair anarşistlerin ağzından bir kaynakça talep ediyorum senden.
21. Anarşistlerin komünizm savunuları teorik ve sözel düzeyin önüne geçemez,zira alternatiflerin bilimsel bir yapısı yoktur.Ama komünistlerin sosyalizmin birinci ve ikinci aşamalar için net programları vardır. prolaterya diktatörlüğü yerine anarşistler işçi, köylü, asker sovyetlerini, mahalle konseylerini ve tüm bu organların beraber oluşturdukları bir toplumsal federasyonu savunurlar. bu iki seçenek arasındaki ayrı bilimsel olma ya da olmama ayrımı değildir. bu iki seçenek arasında ayrım kitlelerin kendisini yönetmesi ya da bir azınlık tarafından yönetilmesi seçenekleri arasındaki ayrımdır. bu başka bir tartışma olmakla beraber anarşistlerin herhangi bir planlaları, perspektifleri vs vs olmadığı savunmak kendisine ancak kenan evren'in 12 eylül'de okuduğu darbe metnindeki anarşizm tanımında yer bulabilir.
22. Anarşizm sonuç olarak,bir ara sınıflar yani küçük burjuva ideolojisidir. bu sonuca ulaşırken anarşistlerin ağzından kaynakça gösterme ihtiyacı hissetmeden ortaya koyduğun sebeplere cevap verince ya da sebepleri onaylamayınca elbette bu sonuç benim için sonuç olmuyor.
23. Ama sınıf hareketi ve öncülerinin,anarşizme karşı ciddi bir teorik-ideolojik mücadeleyi önemli görevlerinden sayması gerektiği ve bu sınıf dışı hareketin teşhirine gerektiği kadar önem vermesi ile birlikte,sınıfın her türden gerici ideolojiden arındırılması mücadelesinin bir parçası olarak kabul etmesi zorunludur.Her türden ve her renkten burjuva ideolojisinin teşhiri ve sınıf nezdinde açığa çıkarılması komünistlerin tali değil,birincil görevlerinden biridir. iktidar tüm azınlığa değil olabildiğince her bireye kadar eşit şekilde bölüştürülmeli yani tüm iktidar sovyetlere demek (aslında iktidara karşı olmaktır. iktidar doğası gereği merkezi/zor dayalı bir olgudur.) ne kadar burjuva ideolojisiyse anarşizm de o kadar burjuva ideolojisidir.
anarşizm elbette eleştirilebilir, tartışılabilir ancak bunu anarşistlerin ağzından çıkan kelamlar üzerinden yapmak isabetli olacaktır.
aksi halde eskiden yaydıkları "komünizm gelince isteyen isteyenin evine girip istediğinin karısı ile yatabilecek" şeklindeki söylentiler benzeri anarşizmi olmadığı birşey gibi göstererek eleştirmek komunistlerin benimseyebileceği bir yaklaşım olamaz/olmamalıdır.
__________________
Anarşizm olmadan Komünizm, Komünizm olmadan Anarşizm olmaz.. www.anarsistkomunizm.org
Konu denizkurtul tarafından (18-08-2007 Saat 01:21 ) değiştirilmiştir..
denizkurtul Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 8 Kisi:
Anarşistleri,homojen bir yapı olarak görmemek gerekir.Özellikle de,Anarko-Komünistleri ayrı değerlendirmek gerekir.
Ekim öncesi ve sonrası,Lenin'e en büyük destek,Anarşistlerden gelmiştir.
Gerek Marksizm,gerekse Anarşizm,sonuçta devletsiz ve sınıfsız bir toplum olan Komünizmi amaçlasada,biribirinden farklı politik akımlardır. Marksistler Devleti, Sınıfsız ve Devletsiz bir topluma ulaşmak için gerekli geçiş döneminin Devleti olarak kullanırlar.Burjuvaziyi devridikten ve erki aldıktan sonra burjuvazi hala toplumda politik olarak varlığını sürdürür.Toplumda hala,çelişkileri biribiri ile uzlaşmayan karşıt sınıflar vardır.İşte bu dönemde,proleterya burjuvaziyi baskı altında tutmak,onun yeniden erki ele geçirmesini önlemek için bir baskı aracına gereksinme duyar.Bu baskı aracının adı Devlettir.Yani Proleterya Diktatörlüğü. Marksistler için,DEVLET hiç bir zaman amaç değildir. Marksistler,tüm Devletleri ortadan kaldırmak için DEVLETİ,zorunlu ve geçici olarak kullanırlar.
Proleterya Diktatörlüğü,aslında doğduğu anda sönmeye başlayan,çoğunluğun azınlığa karşı egemenliğini sağlayan bir yarı devlettir.Proleterya,sınıf karşıtı olan Burjuvaziyi yok edip,kendi de sınıf olarak yok olana değin Proleterya Diktatörlüğüne gerek duyar.Marksistlerin,geçiş dönemine duydukları gerekliliğin bir nedeni de,Sosyalist toplumun nesnel zeminini oluşturmaktır. Yani Sosyalizmin üzerinde yükseleceği,üretici güçlerin gelişmişlik düzeyini ,Sosyalizme uygun hale getirmek.
Bu gereklidir çünkü,Emperyalizm çağında,artık burjuvazi üretici güçlerinin özgürce gelişiminin önünde engeldir.
Kar temelli,kendi karını her tür insani değerin üzerinde tutan,üretici güçlerin gelişimini bu kar kıskacı içersinde engelleyen bu sınıftan,Sosyalist Toplumun üzerinde yükselebilecek gelişkinlikte üretici güçleri yaratmasını beklemek yanlış olur.
Bu görev de artık proleteryanındır.
Proleterya bu görevini yerine getirmek için,geçiş dönemini zorunlu görür. Oysa Anarşistler,bu geçiş dönemini ve Marksistlerin geçici olarak kullandıkları bu devleti yadsırlar.Bu yadsımalarında temel tezleri ise Devletin eşitsizlik ve hiyerarşi üretmesi nedeniyle bir süre sonra yeni egemenler yaratacağı savıdır.
Aslında Anarşistlerin bu savı Reel Sosyalizm sürecinde devleti, sınıfın organları olan Sovyetlerin yerine,partinin yönetmesi nedeniyle PD nin sınıf diktatörlüğü yerine parti diktatörlüğüne dönüşmesiyle ortaya çıkan bürokratik diktatörlük sonucu nesnel bir "haklılık" kazanır.
Halbuki Marks,Marksistlerle Blanquist ler arasındaki farkı tanımlarken bu konuya değinir ve PD nin ,bir öncünün,bir zümrenin,bir partinin değil,sınıfın diktatörlüğü olması gerektiğini vurgular.Anarşistler,Devlet konusunda olduğu gibi,üretci güçlerin gelişmesi konusunda da farklı düşündüklerinden,geçiş dönemine ve bu dönemin devletine gerek duymazlar. Marksistler le,Anarşistler arasında ki bir diğer fark,üretici güçlerin gelişimi ve üretimin merkezi ve parçalı olması ile ilgilidir.Marksistler için geleceğin toplumu salt insan sömürüsünün ortadan kaldırılması değildir.Marksistler aynı zamanda,üretici güçleri ve toplumsal emeğin üretkenliğini en üst düzeye çıkararak,insanın onu çevreleyen doğadan olabildiğince bağımsızlaşmasına ve toplumsal olarak gerekli emek için harcanan zamanı en aza indirgemeye çalışırlar.Bu anlayış,insanın özgürleşmesinin temelini oluşturur.
Yukarda saydıklarımızın nesnel zeminini ise büyük birimler olarak örgütlenmiş merkezi üretimler ve sonuçta dünya ekonomisinin bir bütün olarak örgütlenmesi oluşturur.
Anarşistler ise,bu tür üretim örgütlenmelerine karşıdırlar.Bu karşıtlıkları tıpkı Devlete karşı takındıkları tavır gibi,üretimin de merkezileşmesine karşı duydukları tepkidir.Onlar büyük üretim birimlerinin dışında,aralarında ki antlaşmalarla biribirine bağlı küçük ve parçalı üretim birimlerini savunurlar.Yani kapitalizmden bile daha geri, komünal küçük üretim birimleri.Oysa geleceğin toplumu yoktan var edilmeyecektir.Geleceğin toplumu var olan toplumun içinden çıkacak ve o toplumun en üst seviyede gelişmişlik derecesine sahip üretici güçlerinin üzerinde şekillenecektir.
veda
Konu veda tarafından (20-08-2007 Saat 13:20 ) değiştirilmiştir..
veda Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 9 Kisi:
Merhaba Veda;
Yazdığın metinde bir takım itiraz edilebilecek noktalar bulsam da genel olarak çok başarılı ve nesnel bir özet olduğunu düşünüyorum. Müsaden olursa?? da derlemek üzere kullanmak niyetindeyim.
Ancak katılmadığım önemli bir nokta var.
Alıntı:
Anarşistleri,homojen bir yapı olarak görmemek gerekir.Özellikle de,Anarko-Komünistleri ayrı değerlendirmek gerekir.
elbette anarşistler homojen bir yapı değildir ancak MahmutHalilCan'ın anarşistlerin komünistliğinin söylemde kaldığı argümanını birkaç kere vurgulaması üzerinden genel olarak anarko-komünizme karşı bu yazıyı yazdığını düşünüyorum.
yani o da ayrı değerlendiriyor ancak senin gibi değil benim anladığım.
__________________
Anarşizm olmadan Komünizm, Komünizm olmadan Anarşizm olmaz.. www.anarsistkomunizm.org
denizkurtul Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Merhaba Veda;
Yazdığın metinde bir takım itiraz edilebilecek noktalar bulsam da genel olarak çok başarılı ve nesnel bir özet olduğunu düşünüyorum. Müsaden olursa?? da derlemek üzere kullanmak niyetindeyim.
Ancak katılmadığım önemli bir nokta var.
elbette anarşistler homojen bir yapı değildir ancak MahmutHalilCan'ın anarşistlerin komünistliğinin söylemde kaldığı argümanını birkaç kere vurgulaması üzerinden genel olarak anarko-komünizme karşı bu yazıyı yazdığını düşünüyorum.
yani o da ayrı değerlendiriyor ancak senin gibi değil benim anladığım.
Bizler her tür kötülüğün temelinde mülkiyeti gören bir anlayışı savunuyoruz.
Bu nedenle,yazdığım yazı,artık benden çıkmış,tüm forum katılımcılarının ortak malı olmuştur.
İsteyen,istediği biçimde kullanabilir.
Dostçakal
veda
veda Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 6 Kisi:
anorko -sendikalistlerle proleter devrimcilerin ciddi dayanışması olmuştur bundan sonrada olacak bknz
KARA KIZIL FORUM bdsp nin düzenlediği işçi kurultayına katılımı ve bakışı ;hatta bu kurultaydan sonra sınıf çalışması hakkında samimi katkı talepleri olmuş bu beni mutlu etti
__________________ sınıfa karşı sınıf, düzene karşı devrim, kapitalizme karşı sosyalizm!!!!!
------------------------------------------------------ Sosyalistforum; “Komünizm Kültürü ve Devrimci Dayanışma Platformu”dur, herhangi bir örgüt ya da partiyle bağı yoktur. Eşitlik, özgürlük, ortaklık, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya ortak değerlerimiz,yurdumuz ise bütün cihandır. Bu yüzden şoven, ırkçı, milliyetçi, militarist, dogmatik, cinsiyetçi ifadelere forumumuzda yer yoktur. Burjuvazinin “kutsalları”, burada geçersizdir.
ekim_arat Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Anarşizm proleterya dahil bütün iktidara karşı olduğu için bende ona karşıyım.(anarşizm tanımı üzerine bakınız materyalist felsefe sözlüğü-sosyal yayınları)
gdyss Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Yaşamın her alanın da olduğu gibi ve özellikle işlevsel kolaycılığından dolayı da, bu tür sanal platformlarda, elindekini general kılıcı sanıp, döner bıçağıyla her şeyi kendince doğrayanları çokça görüyorum. Kendinin ve hatta burjuvazinin değerlendirmelerini eleştirdiği tarafın görüşü imiş gibi sunarak ortaya koyduğu subjektif(yanlış veya doğru anlamında değil kişinin kendi düşüncesi anlamında ) tanım ve tezleri kıyasıya dövmek. Bu tarzlarda; destekleyici bir alıntının yokluğundan geçtim. Eleştirdiği tarafı tanımadığı, belki de hiç okumadığı her yanıyla belli olur. Bu kadarla kalsa yine iyi. Eline geçirdiği daha doğrusu, yarattığı diyeyim, görüşü eleştirirken, kendi görüşünü de allak bullak eder. Aslında farkına varmadan tarihi de ters düz eder.
Bu yazı da benzer bir tür. Yazıya bir anarşistin cevap verdiğini gördüğüm için aynı eleştirileri tekrarlamayacağım. Yine anarşist olmayan ama bilimsel yaklaşım kaygısı taşıdığını belli eden tarzıyla yazılan diğer yazıda yeterince cevap olmuş. Bu anlamda; gerek uslup ve tarzlarındaki, hakkaniyet, gerekse açımlayıcı ve geliştirici yanlarından dolayı, veda ve denizkurtul arkadaşlara teşekkürler.
Yazıyı yazan “sendiren” arkadaş bana kızma. Hangi zeminde durduğunu bilmiyorum ama gün gelir senin de zemine benzer tarzda yaklaşım olursa, inan, daha bir inatla karşı savunurum. katılmasam da. "Stalin İspanya'da toplumsal devrimin ne pahasına olursa olsun engellenmesini istiyordu; sadece bunun [toplumsal devrimin] liberter olacağı nedeni ile değil, aynı zamanda bunun Hitler'e karşı oluşturulan "demokratik birlik"te SSCB'nin müttefiği olduğu varsayılan Britanya'ya ait olan sermaye yatırımlarının kamulaştırılması anlamına gelecek olması nedeni ile [engellenmesini istiyordu]. İspanyol Komünistleri Devrim'in olduğunu [dahi] inkar etmeye kadar işi vardırdılar; [onlara göre] yasal hükümet, basit anlamıyla askeri isyanının üstesinden gelmeye çalışıyordu. Mayıs 1937'de Barcelona'da kanlı bir mücadele gerçekleşti ve işçiler Stalinist emirlerle hareket eden güçlerce silahsızlandırıldılar. Birleşik hareket etme adına anarşistler işçilerin karşılık vermesini engellediler. Cumhuriyet'in nihai yenilgisine kadar [anarşistlerin] Halk Cephesinin hatalarına katılmakta üzücü bir şekilde ısrar etmeleri bu kısa kitapta incelenemez. " (alıntı denizkurtul dan) Deniz arkadaş seninde dikkatli olmanı isterim. Alıntıdaki yazı nereden belirtmemişsin ama o yazı da yukarıdaki açımladığım yanlış tarza uygun. "Stalin İspanya'da toplumsal devrimin ne pahasına olursa olsun engellenmesini istiyordu; sadece bunun” …[toplumsal devrimin] liberter olacağı nedeni ile değil, aynı zamanda bunun Hitler'e karşı oluşturulan "demokratik birlik"te SSCB'nin müttefiği olduğu varsayılan Britanya'ya ait olan sermaye yatırımlarının kamulaştırılması anlamına gelecek olması nedeni ile [engellenmesini istiyordu]” bu sonucu nasıl buluyorlar. Stalinin veya Sovyetlerin hangi yazısı veya davranışından. 1920 den itibaren var olan yönelim: kendi sınırları (ki bu sınırlar 17 ekim öncesi Rusya sınırlarıydı.) ve eski etki alanlarından fazlaca kayıp yaşamadan ama Sovyet devriminin de boğulmasına neden olmayacak makul sınırlarda kalarak devrimi oturtmaktı. Biliniyorki, 1923-.. lere kadar bir iç savaş sürdü. Özellikle 1920 de Kafkaslar, Ukrayna, kırım, sınırları ve sonradan da iran, Afganistan sınırları emperyalist güçlerce de zorunlu olsa da kabul görmüştü. Elbette bu konsept doğru veya yanlış, tartışılır, ben sadece objektif durumu ortaya koydum. Bu çizgiye karşı çıkan troçkistler ve sosyalist-devrimciler (rus anarşistleri ) idi, ama bir dönem onların maksimilyen (yanlış yazmış olabilirim düzeltirsiniz) kanadı destekledi, troçky ise eleştirdi ama bekledi. Stalin ile birlikte: anavatan Sovyetler birliği ve 3. enternasyonalinde bu çizgide netleşmesi sonucu çelişkiler arttı. Sonuçta; Sovyetler içi de dahil tüm dünya da ve özellikle Avrupa da ayrışmalar keskinleşti. Öncelikle ispanya olayına bu zeminde bakmalıyız. Cephede faşizme karşı olan her kesim beraberdi ama kurulan hükümette anarşistler ve troçkistler vs. yoktu. Ayrıca o dönem, alman faşizmini Avrupa alttan alta destekliyordu ve daha Sovyetlerle bir ittifak söz konusu değildi. Bu almanyanın Avrupa işgalinden sonra Sovyetlere yönelmesi sonrası olmuştur. Daha önce çok tartışılan, alman-sovyet paktı vardı. Biraz uzun oldu ama ispanya olayı yukarıdaki gibi değil. bu anlamda subjektif bir görüştür. ispanya da yaşananları bende klasik yaklaşımlardan farklı değerlendiriyorum, yeri gelir sunarım. Ek olarak: bence, artık, marksizmi temel aldığını söyleyenlerin, (ki her biri ayrı bir zemin) kendi zeminleri dışındaki “diğerlerini” anti-komünist nitelemesinden vazgeçmesi gerekir. En hakiki Müslüman benim mezhebim hatta benim cematim, tartışılmaz ilahi güç bunu söylüyor “bak” hadis 41 gibi tarzlar doğmatik ideolojilerin tarzıdır. tamam, kendini komünist olarak tanımlıyorsun ama senin yolun, ortaya koyduğum ve senden alıntıladığım, şu ve bu nedenlerden dolayı şuraya varır, bence, diyebilmelidir. Selamlar suat
Konu suat tarafından (18-08-2008 Saat 19:19 ) değiştirilmiştir..
Sebep: düzeltme
selamlar suat,
öncelikle yorumunun açıklığı için teşekkürler. hem dogmatizm hem de soldaki yaygın bilgi sahibi olamdan fikir üretebilme hali üstüne yazdıkların çok değerli. deniz yoldaşı da haberdar ederim, ama ben kendi namıma biraz cevap vermeye çalışayım. O kısmın alıntılandığı yeri ben de bulamadım. Büyük olasılıkla şu anda engellenen anarşistbakış arşivindedir. İstersen şuradan bulmaya çalışabilirsin tamamını: http://anonymouse.org/cgi-bin/anon-w..._articles.html
Alıntı:
suat´isimli üyeden Alıntı
"Stalin İspanya'da toplumsal devrimin ne pahasına olursa olsun engellenmesini istiyordu; sadece bunun” …[toplumsal devrimin] liberter olacağı nedeni ile değil, aynı zamanda bunun Hitler'e karşı oluşturulan "demokratik birlik"te SSCB'nin müttefiği olduğu varsayılan Britanya'ya ait olan sermaye yatırımlarının kamulaştırılması anlamına gelecek olması nedeni ile [engellenmesini istiyordu]” bu sonucu nasıl buluyorlar. Stalinin veya Sovyetlerin hangi yazısı veya davranışından.
Bunu çıkartabileceğimiz bazı gelişmeler ana metinde de geçiyor, ama onları tekrar edip yenilerini ekliyim: İspanya Komünist Partisi'nin (PCE) cumhuriyetçi burjuvaziyle ittifaka inanacından dolayı anarko-sendikalist Katalonya ve Aragon'un aksine toplumsallaştırmalara girişmemesi yani toplumsal devrimi ertelemesi 35 Komintern kongresinden beri yürülüğe konan Halk Cephesi taktiğinin bir sonucuydu ve bu taktiğin amacı anti-faşist burjuva kesimleri bile kapsayacak ittifaklar kurmaktı. PCE'nin SSCB onayıyla dış propagandasında sosyalizmin lafını etmeden cumhuriyet savunusunu ön plana çıkartması tam da SSCB'nin dış politikada faşist ekseni burjuva demokrasileriyle çevreleyerek yalıtabileceğini zannetmesine dayanıyordu. Dolayısyla şu yorumuna katılıyorum, ama denizin alıntıladığı şeyle çelişmiyor:
Alıntı:
suat´isimli üyeden Alıntı
Ayrıca o dönem, alman faşizmini Avrupa alttan alta destekliyordu ve daha Sovyetlerle bir ittifak söz konusu değildi. Bu almanyanın Avrupa işgalinden sonra Sovyetlere yönelmesi sonrası olmuştur. Daha önce çok tartışılan, alman-sovyet paktı vardı.
Bu sadece Halk Cephesi taktiğini faşizmin ve egemen sınfılarla ilişkisine dair yanlış kavrayışından kaynaklanıyor. Burjuva Avrupa faşizme ses çıkarmıyordu, evet, SSCB çıakracağını zannediyordu, buna da evet. Hitler'le Stalin'in iğrenç uzlaşması bir ölçüde SSCB'nin burjuva Avrupadan umudu kesmesini simgeler. İspanya'nın yanında Fransa ve İtalya örneklerinde faşizmin yükselişini ve sosyalist hareketi inceleyen şu yazı bu taktiğin daha detaylı bir eleştirisini verebilir: http://www.anarkismo.net/article/6915
dayanışmayla,
__________________
“Sosyalizm olmadan özgürlüğün ayrıcalık ve adaletsizlik olduğuna; ve özgürlük olmadan sosyalizmin kölelik ve barbarlık anlamına geldiğine inandığımız için...” Mihail Bakunin, 1867
Tüm toplumsal yaşam, özünde pratiktir. Teoriyi gizemciliğe saptıran bütün gizemler, ussal çözümlerini insan pratiğinde ve bu pratiğin anlaşılmasında bulurlar. Karl Marks, 1845
alpagut Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: