Anasayfa İlke ve Kurallar Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   Sosyalist Forum > FORUM KÜTÜPHANESİ > Okuma Grupları
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Social Groups Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Ekonomİ Polİtİk -6
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
102
Önceki Konu
önceki Konu

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 16-08-2007, 18:47   #1 (permalink)
Webmaster
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Üye No: 4
Mesajlar: 2.900
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 4.277
2.002 Mesajina 5.691 Tesekkür Aldi
Standart Ekonomİ Polİtİk -6

Alıntı:
Altınci Bölüm: Toplumsal Sermayenin Yeniden-Üretimi ve
Ekonomik Bunalımlar
1- Toplumsal Sermayenin Yeniden-Üretimi
Bireysel Sermaye ve Toplumsal Sermaye
Toplam Toplumsal Ürün
Gerçekleşme Sorunu Niteliği
Basit Kapitalist Yeniden-Üretimde Gerçekleşme
Genişletilmiş Kapitalist Yeniden-Üretimde Gerçekleşme
Koşulları
2- Ulusal Gelir
Ulusal Gelir Nedir?
Ulusal Gelir Dağılımı
Ulusal Gelirin Kullanılması
3- Ekonomik Bunalımlar
Bunalımların Niteliği ve İlk Nedeni
Kapitalist Çevrim ve Evreleri
Bunalımlar ve Kapitalizmin Çelişkilerinin Keskinleşmesi

ALTINCİ BÖLÜM
TOPLUMSAL SERMAYENİN YENİDEN-ÜRETİMİ VE
EKONOMİK BUNALIMLAR




KAPİTALİST ekonomi, birbirinden ayrı ve bağımsız birçok
işletmeden oluşmuştur. Her kapitalist, belirli bir zaman içinde,
kendisine en çok kâr sağlayacak olan metaları üretmeye bakar.
Demek ki, üretim, plansız ve anarşi içinde gelişir. Üretim anarşisi,
kapitalist toplumda metaların pazarlanmasında birtakım güçlük-
ler yaratır ve fazla-üretim bunalımlarına neden olur.
Ekonomik bunalımlar, emekçiler için sayısız kötülükler
doğurur ve kapitalizmin çelişkilerini büyük ölçüde yeğinleştirir.
Bu bunalımlar, kapitalizmin kaçınılmaz sonunu haber verirler.
Toplumsal sermayenin kapitalist yeniden-üretiminin me-
kanizmasını genel olarak inceleyelim.


1- TOPLUMSAL SERMAYENİN YENİDEN-ÜRETİMİ

Bireysel Sermaye ve Toplumsal Sermaye

Kapitalist rejimde toplumsal üretim, uyumlu bir bütün de-
ğil-dir. Toplumsal üretim, bireysel kapitalist işletmeler arasında
dağılmıştır. Bu işletmelerden herbiri, şu ya da bu kapitalistin özel
mülkiyetindedir; birer özerk üretim birimi gibi görünürler. Oysa,
birbirinden farklı her işletmedeki yeniden-üretim, öteki kapitalist-
ler tarafından üretilen her çeşit makine-araçların, tesisatların, yar-
dımcı maddelerin, yakıtların, işçiler için gerekli tüketim maddeleri-
nin vb. üretilmesine bağlı olur. Birbirlerinden ayrı kapitalistlerin
faaliyeti ve dolayısıyla farklı sermaye hareketleri birbirleriyle çatışır.
Karşılıklı ilişkileri ve karşılıklı bağımlılıkları içinde, bireysel
sermayelerin toplamı, toplumsal sermayeyi oluşturur. Kapitalist
düzende yeniden-üretim, aynı zamanda toplumsal sermayenin
birer parçaları da olan tek tek sermayeler hareketinin işte bu içi
çe girmesi içinde gerçekleşir. Yeniden-üretimin gerçekleşebilmesi
için yalnız bireysel kapitalist değil, aynı zamanda toplumdaki tüm
kapitalistlerin, fabrikalarında üretilen metaları pazarda paraya çe-
virmesi ve gereksinme duydukları metaları pazardan satın alma-
ları gereklidir. Toplumsal sermayenin, toplu olarak, yeniden-üreti-
minin nasıl yapıldığını görmek için, toplam toplumsal ürün bile-
şimini bilmemiz gerekiyor.

Toplam Toplumsal Ürün

Toplam toplumsal ürün ile, belirli bir sürede, örneğin bir
yılda, toplumun ürettiği maddi mallar yığını (makineler, makine-
araçlar, yakıt, tahıl, giysiler, vb.) anlaşılır.
Toplam toplumsal ürün, kendi değeriyle ele alınırsa: 1) (üre-
time) bağlanmış olan değişmeyen sermayeyi, yani avadanlıkların
yıpranmasını, tüketilen hammaddelerin değerini, [sayfa 149] yardım-
cı maddeleri, vb. karşılayan değerden; 2) değişen sermayeyi, yani
emek-gücünün değerini karşılayan değerden; 3) artı-değerden
oluşmuştur. Başka bir deyişle toplam toplumsal ürün değeri
s+d+a (değişmeyen sermaye+ değişen sermaye+artı-değer) top-

lamına eşit olur.
Toplam toplumsal ürünün farklı bölümleri, yeniden üretim
sırasında farklı görevler yaparlar. Değişmeyen sermaye, üretim
hizmetini sürdürmekle görevlidir. Değişen sermaye, işçilerin ken-
di gereksinmelerini gidermek için, yani emek-gücünün yeniden-
üretimi için harcadıkları ücret haline gelir. Basit yeniden-üretimde,
artı-değerin tamamını, kapitalistler, kendi kişisel gereksinmeleri
için tüketirler. Artı-değer bölünmelerinden biri, kapitalistler tarafın-
dan genişletilmiş yeniden-üretimde kullanılır. Artı-değerin geri ka-
lan en önemli bölümü, genel kural olarak, ek araçlar alımı ile ek
bir emek-gücünün kiralanmasına ayrılmıştır.
Toplam toplumsal sermayenin devrinin ve yeniden üreti-
min tahlilinde gözönünde tutulan önemli bir nokta da, toplam
toplumsal ürünün maddi şekle bağlanmasıdır.
Toplam toplumsal ürün, maddi şekli bakımından, üretim
araçlarıyla tüketim nesnelerinden oluşur. Her toplumsal üretim,
sonuç olarak, iki önemli kesim içerir: Iinci kesim, üretim araçla-
rının üretimi; ve IIinci kesim, tüketim nesnelerinin üretimidir.
Çeşitli kesimler, toplam toplumsal ürünün maddi şekilleri bakı-
mından üretimde farklı bir görevi yerine getirirler: üretim araçları,
sonraki bir üretimde; tüketim nesneleri, insanın kişisel gereksin-
melerini gidermede işe yararlar.

Gerçekleşme Sorunu Niteliği

Toplumsal sermayenin yeniden-üretimi, her bireysel ser-
mayenin ve dolayısıyla toplam toplumsal sermayenin, kendi do-
laşımlarını sürekli olarak tamamlaması, yani para şeklinden üretici
şekle; üretici şekilden meta şekline; meta şeklinden yine para
şekline vb. geçmesi sanılır. Bu dolaşım, ancak, bütün kapitalistler
yığını ve her kapitalist, tek başına, kendi [sayfa 150] ürününü
gerçekleştirebilir, satabilirse olur. Gerçekleştirme süreci şundan
ibarettir: toplumun toplam yıllık ürününün her bölümü, kendi de-
ğeri ve kendi maddi şekli ile, topluca değişilir ve üretim süreci
içinde kendi rolünü tamamlar.
Soru şudur: bir yıllık para olarak ifade edilen yıllık toplam
ürünü gerçekleştirmek için gerekli koşullar nelerdir? Marksist-leni-

nist yeniden-üretim teorisi, bu koşulları açıklar ve aynı zamanda,
kapitalist üretimin gelişmesi sırasında, bu koşullara kaçınılmaz
olarak, sürekli bir biçimde aykırı davranıldığını, bunun da fazla-
üretimden doğan ekonomik bunalımlara yolaçtığını gösterir.

Basit Kapitalist Yeniden-Üretimde Gerçekleşme

Basit yeniden-üretimde, üretim süreci, kendisinden önce-
ki oranlarda yenilenir ve artı-değer, tümüyle kapitalistlerin kişisel
tüketimine gider.
Basit yeniden-üretimde, toplam toplumsal üretimin gerçek-
leşmesini tahlil edelim. Örneğin, milyon dolar olarak ifade edilen
değişmeyen sermaye değerinin, Iinci kesimde, 4.000; değişen
sermaye değerinin 1.000; artı-değerin de 1.000 olduğunu varsaya-
lım. IIinci kesimde de, değişmeyen sermaye değerini 2.000;
değişen sermaye değerini 500; artı-değeri de 500 dolar kabul ede-
lim. Böylece, toplam toplumsal ürün aşağıda gösterilen kesimler-
den oluşacaktır:
Kesim I: 4.000s+1.000d+1.000a= 6.000
Kesim II: 2.000s+500d + 500a= 3.000
Iinci kesimde, toplam ürün değeri, yıl sonunda, makine-
ler, hammaddeler vb. şeklinde 6.000 dolara eşittir. Oysa bu kesi-
min işçilerinin üretim araçlarına değil, tüketim nesnelerine de
gereksinmeleri vardır. Iinci kesimdeki ürünleri gerçekleştirmek
önemlidir. Gerçekleştirme süreci nasıl olur?
Birinci kesimde, üretimin bir bölümü, 4.000 dolarlık değiş-
meyen sermayeye eşit bölümü, tüketilen değişmeyen sermayeyi
[sayfa 151] karşılamak amacıyla, aynı kesimin işletmelerine satıla-
caktır. Iinci kesim ürünlerinden geri kalan (1.000d+1.000a), üre-
tim araçları şeklinde, tüketim nesneleri üreten işletmelere
satılmıştır. Toplamı 2.000 dolar tutan bu üretim araçları, IIinci
kesimin değişmeyen sermayesini karşılamaya yarayacaktır.
IIinci kesimde, tüketim nesneleri (giysiler, ayakkabılar, be-
sin maddeleri vb.) şeklinde mevcut olan toplam ürünün değeri
3.000 dolardır. IIinci kesimde üretilen, toplam değeri 2.000 dolar
tutan tüketim nesneleri, Iinci kesimin üretim araçları karşılığı de-
ğişilmiş olacaktır. Aynı zamanda tüketim nesnelerinden ibaret

olan ve değişen sermayenin yeniden üretilen değerini (500d) ve
yeniden üretilen artı-değeri (500a) gösteren, IIinci kesimden geri
kalan ürün, bu IIinci kesimdeki işçilere ve kapitalistlere satılmıştır.
Böylece, bütün toplumsal ürün gerçekleştirilmiş oldu. Ba-
sit kapitalist yeniden-üretimde, denklem şöyledir: Iinci kesimin
değişen sermayesi ile artı-değeri, IIinci kesimin değişmeyen ser-
mayesine eşit olmalıdır.
Kendi kesimleri içersinde gerçekleştirilen ürün dilimleri üç-
genler içine ve öteki kesimle değişilen ürün dilimleri de, arala-
rındaki bir çizgi ile birbirine bağlanan dikdörtgenler içine alınırsa,
aşağıdaki şemayı elde ederiz:




Bu şema, kapitalist basit yeniden-üretimde gerçekleşme
koşulunu gösterir: I(d+a)=IIs.

Genişletilmiş Kapitalist Yeniden-Üretimde
Gerçekleşme Koşulları

Genişletilmiş yeniden-üretim ya da birikim, kapitalizmin ayır-
dedici özelliğidir. Üretimi genişletmek için, ya mevcut işletmeyi
büyütmek ya da bir yenisini kurmak gerekir. Her iki durumda da,
belirli bir miktarda yeni üretim araçlarını işe sokmak gerekiyor.
Ama üretim araçları Iinci kesim tarafından üretildiğinden, yeni-
den yaratılmış olan bir değeri gösteren bu kesimin bir ürün dilimi
I(d+a), IIinci kesimin değişmeyen sermayesinden (IIs) büyük olma-
lıdır. Her iki kesimde de üretimi genişletmek için piyasaya sürüle-
bilecek olan üretim araçları fazlalığını yalnızca bu koşul doğura-
bilecektir.
Bu koşulu hesaba katarak, örneğimizi, aşağıda gösterildiği
şekilde kuracağız:

Kesim I: 4.000s+1.000d+1.000a= 6.000
Kesim II: 1.500s+ 750d+ 750a= 3.000
Genişletilmiş yeniden-üretimde, her kesimde artı-değer iki
bölüm içerir: biri kapitalistler tarafından kişisel olarak tüketilen
bölüm ve diğeri biriktirilmiş olan parçadır. Artı-değerin biriktirilen
bölümünün bir miktarı ek üretim araçları alımına ve bir miktarı
da ek emek-gücü kiralanmasına ayrılmıştır.
Iinci kesimdeki kapitalistlerin kendi artı-değerlerinin yarı-
sını, yani 500 dolarını biriktirdiklerini varsayalım. Bu, onların
değişmeyen sermayeye 400 ve değişen sermayeye 100 ekleyece-
kleri, yani biriktirilmiş bulunan artı-değer dilimini daha önce
yatırılmış bulunan sermaye ile aynı oranlar içinde harcayacakları
anlamına gelir. Bundan ötürü, Iinci kesimin bileşim-değeri, erte-
si yıl üretime girince, şu şekilde görünecektir: 4.400s+1.100a.
Iinci kesimin toplam ürününden (6.000), 4.400'ü aynı ke-
simde gerçekleşmiştir. Geriye kalan 1.600'ü, IIinci kesimin ürün-
leriyle değişilecektir. Ama IIinci kesim kapitalistlerinin üretim
araçlarını (son yıl içinde onlar tarafından harcanmış bulunan [sayfa
153] 1.500 yerine) 1.600 karşılığında satın alabilecek bir durumda
olmaları için, IIinci kesim artı-değerinin bir bölümünü soğuran
kendi değişmeyen sermayelerini %100 artırmaları gerekir. IIinci
kesimin değişmeyen sermayesinin genişletilmesine ayrılan bu 100
artı-değer birimi, IIinci kesimde daha önce yatırılan sermaye 2 :
1 oranında harcanmış olacağı için, değişen sermayenin de 50 bi-
rim artmasını gerektirecektir. Bundan dolayıdır ki, gelecek yıl,
üretime giren IIinci kesimin değer-bileşimi şöyle olacaktır:
1.600s+800d.
Iinci ve IIinci kesim içindeki tüketim nesnelerinin ve üre-
tim araçlarının dağılım süreci aşağıdaki şemada belirtilmiştir.

400 + 100
500 + 500
I: 4000s+ 1000d+ 1000a = 6000
II: 1500s+ 750d+ 750a = 3000
150 + 600
100 + 50


Ürünün gerçekleşmesi, şöyle olacaktır: Iinci kesimin kapi-
talistleri birbirlerinden 4.400 karşılığında üretim araçları satın alır-
lar. Geriye kalan üretim araçları (1.600), IIinci kesimdeki tüketim
nesneleri ile değişilir. Bu değişim sonucunda, Iinci kesimin kapi-
talistleri 1.600 karşılığında tüketim nesneleri ve IIinci kesimin ka-
pitalistleri de 1.600 karşılığında üretim araçları [sayfa 154] alırlar. IIinci
kesimde geriye kalan tüketim nesnelerinin (1.400) gerçekleşmesi,
aynı kesim içinde olur.
Kesimler arasındaki değişim sürecini şu şemada izleyebi-
liriz:
I: 4.400s + 1.100d + 500a = 6.000

II: 1.600s + 800d + 600a = 3.000

Genişletilmiş yeniden-üretimde gerçekleşme koşulu şu
eşitlikte olur: değişen sermaye değeri (1.000), artı, değişen ser-
mayeye eklenen biriktirilmiş artı-değer bölümü (100), artı, kapita-
listlerin kişisel tüketime ayrılan Iinci kesimdeki artı-değer dilimi
(500), eşit olmalıdır. IIinci kesimin değişmeyen sermaye değeri
(1.500), artı, IIinci kesimin değişmeyen sermayesine eklenen,
biriktirilen artı-değer parçası (100).
İkinci yılda yeni üretim çevirimi (cycle), daha büyük bir
sermaye ile yola çıkacak, ve artı-değer oranı %100 olursa, ikinci
yılın toplam toplumsal ürünü şöyle olacaktır:
Kesim I: 4.400s+1.100d+1.100a = 6.600
Kesim II: 1.600s+ 800d+ 800a = 3.200
Genişletilmiş kapitalist yeniden-üretim süreci böyle olur ve
bunu önceden belirleyen gerçekleşme koşulları bunlardır.
Genişletilmiş yeniden-üretimde, üretici güçlerin gelişmesi,
üretim araçlarının üretimine ayrılan toplumsal emek payının tü-
ketim nesneleri üretimine giden emek payından daha çabuk büyü-
mesinde ifadesini bulur.
Üretim araçları üretiminin tüketim nesneleri üretimine oran-
la öncelikle büyümesi, genişletilmiş yeniden-üretimin ekonomik
yasasıdır.
Bu üretim araçlarının daha hızlı büyümesi yasasının bütün
anlam ve önemi, el işinin yerini mekanik işin almasının [sayfa 155] -

daha genel bir ifadeyle, makine döneminde teknik ilerlemenin-
kömür ve demir üretiminin daha ileri bir büyümesini, üretim
araçları için üretim araçları gerçeğini gerektirmesi olgusuyla özet-
lenir.*
Gerçekleşme teorisi, basit ve genişletilmiş kapitalist yeni-
den-üretimde, metaın gerçekleşmesi için zorunlu koşulları açık-
lar. Ama bu teori, kapitalist rejimde bu koşulların sürekli olduğu-
nu iddia etmez. Tam tersine, kapitalist rejimde bu koşullar, sü-
rek-li olarak bozulur.
Üretim rekabeti ve anarşisi rejiminde, kimse, pazar gerek-
sinmelerini tam olarak bilemez. Sanayi dalları arasındaki ve her
dal içindeki belirli ilişkiler, bundan ötürü, zorunlu olarak, çok sayı-
da ve sürekli oransızlığa aykırılıklar arasında kurulur.
Kapitalist düzende üretim ile tüketim arasında uzlaşmaz
karşıt bir çelişki vardır. Amacı en fazla kâr sağlamak olan kapita-
list üretim, buna, üretimi artırarak ve sermaye biriktirerek ulaşır.
Üretimin artması ve sermaye birikimi, aynı zamanda satın alma
ve tüketme gücü azalan emekçilerin yaşam düzeyinin düşmesiyle
olur. Bu, pazarı daraltır ve metaların gerçekleşmesini güçleştirir.
Burjuvazi, bu çelişkiyi, dış pazarları tekeline alarak çözüm-
lemeye çalışır. Bu pazarlar, bunların tekel konusu olması, bölüşül-
mesi ve yeniden bölüşülmesi uğruna savaşım, çelişkileri keskinleş-
tirir ve kapitalist ülkeler arasında dünya savaşlarına da dönüşen
sayısız çatışmalara neden olur.

2- ULUSAL GELİR

Ulusal Gelir Nedir?

Toplam toplumsal ürün denince, örneğin bir yıllık sürede,
toplumda üretilen maddi malların tüm kitlesinin anlaşıldığını
görmüştük.
Değişmeyen sermaye yıpranması, toplumsal ürün üzerin-
den [sayfa 156] karşılanır, çünkü bu, üretim araçlarının yeni imal edi-
len ürüne aktarılan değeridir. Toplumsal üründen geri kalanı (de-

* V. Lenin, uvres, Paris-Moscou, t. 1, s. 118.

ğişen sermaye ile artı-değer) yıl içinde yeni yaratılan bir değerdir.
Toplam toplumsal ürünün bu bölümü, kapitalist toplumun ulusal
gelirini oluşturur.
Örneğin, herhangi bir ülkede, bir yılda, 60 milyarı bir yıl
içinde yıpranan üretim araçlarının karşılanmasına giden 90 mil-
yar dolarlık meta üretilirse, ulusal gelir 30 milyar dolara eşit ola-
caktır.
Ulusal geliri, maddi şekli bakımından kişisel tüketim nes-
neleri ile üretimin artırılmasına ayrılan üretim araçları dilimi oluş-
turur.
Kapitalist rejimde, ulusal gelir, maddi malların üretiminde,
sanayide, tarımda, inşaatta, ulaştırmada, vb. çalışan emekçiler ta-
rafından yaratılır. Ulusal geliri işçiler, köylüler, zanaatçılar ve maddi
üretimde doğrudan doğruya istihdam edilen aydınlar yaratır.
Üretken olmayan dallar, ulusal gelir yaratmazlar. Bunlar,
devlet örgütü, kredi, ticaret (dolaşım alanında üretim sürecini
uzatan işlemler hariç), ordu, sağlık kurumları, tiyatro ve benzerle-
ridir. Bu dallarda yapılan bütün harcamalar, üretim alanında
yaratılmış olan ulusal gelir üzerinden peşinen karşılanmışlardır.
Ulusal gelir, maddi üretim alanında yaratılmış olduğundan,
bunun çoğalması, üretim dallarında çalışanların artmasına ve
emek üretkenliğinin yoğunlaşmasına bağlıdır.

Ulusal Gelir Dağılımı

Kapitalist rejimde, ulusal gelir dağılımı, sınıfsal bir nitelik
taşır. Bu dağılım, emekçilerin yararına değil, sömürücülerin yara-
rına yapılır. Ulusal gelirin birinci dağılımı ile ikinci dağılımı arasın-
daki farkı ayırdetmek gerekir.
Kapitalist rejimde, ulusal gelir, her şeyden önce kapitalist-
lere gider. Birinci durumda ulusal gelir, kapitalistlerle işçiler arasın-
da paylaşılır. İşçiler ücret, kapitalistler artı-değer [sayfa 157] alırlar.
Artı-değer, sanayi kapitalistleri, tüccarlar, bankacılar ve büyük top-
rak sahipleri arasında paylaşılır. Bu dağılım, aşağıdaki şemada
gösterilmektedir (milyar dolar olarak).

Ekonomi Politik
Ulusal gelirin, kapitalist toplumun başlıca sınıfları yani pro-
letarya, kapitalistler, toprak sahipleri arasında dağılımından son-
ra ikinci bir dağılımı (yeniden bölünme) daha olur.
Ulusal gelirin yeniden bölünmesi nasıl olur? Üretici olmay-
an dalların (sağlık kurumları, kamu yararına olan kuruluşlar, ti-
yatro türünden işletmeler vb.) ulusal gelir yaratmadıklarını yukarda
belirtmiştik. Ama bu işletmelerin sahipleri olan kapitalistler,
çalıştırdıkları kimselere (doktorlara, artistlere vb.) bir ücret öder-
ler; bu yerleri ayakta tutmak için yapılan zorunlu giderlere karşı
çıkmakla birlikte, bu [sayfa 158] kuruluşlardan fazla kâr sağlamaktan
da geri kalmazlar. Kapitalistler, tıbbi tedavi, öğretim vb. gibi hiz-
metlere ait tüm giderleri, maddi üretim alanında yaratılan ulusal
gelirle karşılarlar. Hizmetlerin ödenmesi, bu işletmeleri ayakta
tutma harcamalarını karşılar ve üretken olmayan alandaki kapi-
talistlere ortalama bir kâr sağlar.
Devlet bütçesi kanalıyla yeniden bölüştürülen, emekçile-
rin gelirlerinin bir bölümü de, iktidardaki sınıfın çıkarına kullanılır.

Burjuva devlet, orduyu, polisi, cezai ve adli organları, yöne-
timi vb. kendi bütçe harcamalarıyla ayakta tutar. Bütçe gelirleri-
nin başlıca kaynağı, halktan doğrudan doğruya alınan vergilerdir.
Bu demektir ki, ulusal gelirin ilk dağılımını takiben emekçiler,
aldıkları ücretler üzerinden devlete vergi öderler. Böylece, emekçi-
lere düşen ulusal gelir payı kırpılmış olur. (Kapitalistler de vergi
öderler. Ama bunların vergi olarak verdiklerinden çok daha yük-
sek bir bölümü, hükümete karşı girişilmiş hizmet ve taahhüt öden-
tisi şeklinde tekrar kapitalistlerin kasalarına döner. Vergilerle sağ-
lanan gelirlerin diğer bir bölümü, en başta da aynı kapitalistlerin
çıkarlarını savunmayı üstlenen devlet aygıtını, orduyu, vb. ayakta
tutmaya ayrılmıştır. Bunun içindir ki, burjuva toplumunda, yalnız-
ca dağılım değil, ulusal gelirin yeniden bölüşülmesi de sömürücü
sınıfların çıkarına kullanılır.)
Kapitalizmin gelişmesiyle mali yükler de artar. Örneğin,
İngilterede vergiler, 1913te, ulusal gelirin %11ini oluşturuyordu;
1924te %23; 1959da %35 oldu. .ransada, 1913te vergiler, ulusal
gelirin %13'ü, 1924te %21i, 1959da %27si oldu. Birleşik Ame-
rikada, örneğin Trumanın başkanlığı döneminde, kendisinden
önceki 156 yıl içinde, bütün başkanlar zamanında toplanan ver-
gilerden daha fazla vergi alınmıştır.

Ulusal Gelirin Kullanılması

Kapitalist rejimde, ulusal gelirin kullanımı da dağılımı gibi
sınıfsal bir niteliğe bürünür. Ulusal gelir, tüketim ve birikim araçla-
rında kullanılır.
Ücretlilerin kişisel tüketimine ayrılan ulusal gelir payı, kapi-
talist ülkeler emekçilerinin büyük çoğunluğunun asgari [sayfa 159]
gelirini bile güvence altına almaz. Ücretlilerin en kalabalık bölü-
mü, ölesiye bir yoksulluk içinde, çocuklarını eğitmekten uzak,
kötü barınaklarda sefil bir yaşam sürmek zorunda bırakılmıştır.
Ulusal gelirin büyük bir kesimine sömürücü sınıflar sahip
çıkar. Kapitalistler, onun bir bölümünü kişisel tüketimleri, lüks
nesnelerin alımı, sayısız hizmetçi ve uşakların bakımı için harcar-
lar. Öteki bölümü ise üretimin genişletilmesine kullanılır ya da bi-
rikime ayrılır. Ama bu bölüm, toplumun olanaklarına ve gerek-

sinmelerine bakarak nispeten pek önemsizdir. Birikimin nispe-
ten önemsiz olmasının nedeni, ulusal gelirin büyük bir bölümü-
nün üretken olmayan bir biçimde: ekonominin askerileştirilmesi,
büyümüş olan devlet aygıtının bakımı, reklam vb. için harcanmış
bulunmasıdır.
Kapitalist rejimde ulusal gelir dağılımının sınıfsal niteliği,
genişleme halindeki üretime bakarak, emekçi yığınlarının alım
gücünde bir gerilemeye neden olur. Bu gerileme, bazan önemli
oranlara yükselir ve fazla-üretimden doğan ekonomik bunalımla-
ra varır.

3- EKONOMİK BUNALIMLAR

Bunalımların Niteliği ve İlk Nedeni

.ransız ütopik sosyalisti .ourier, ekonomik bunalımlarda
ortaya çıkan çelişkiyi, uygarlıkta yoksulluk, bolluktan doğar di-
yerek belirtmişti.
.azla-üretimin neden olduğu bunalımın başlıca belirtileri
şunlardır: ticaret durgunluk içindedir; pazar düşük fiyatta metalarla
dolup taşmaktadır; fabrikalarda işler durdurulmuştur; yığın yığın
işçi, geçim araçlarından yoksun bırakılmıştır.
Kapitalist toplumda, buğdayın, giysilerin, yakıtın vb. mad-
delerin çok daha fazla üretildiği doğru mudur? Hayır. Bunalıma
varan, metaların fazla-üretimi mutlak değil, görelidir. Ancak, alım
gücüne oranla bolluk vardır; toplumun [sayfa 160] gerçek gereksin-
melerine oranla meta bolluğu yoktur. Bunalım döneminde top-
lum gereksinmeleri azalmaz. Yalnız, emekçi yığınların alım gücün-
de hızlı bir düşüş olur. Bunalım sırasında, emekçiler en ciddi, en
hayati gereksinmelerle karşı karşıya kalırlar. Zorunlu gereksin-
melerini gidermede büyük sıkıntıya düşerler.
.azla-üretimden doğan ekonomik bunalımların başlıca ne-
deni, kapitalizmin temel çelişkisi olan üretimin toplumsal niteliği
ile üretimin ürünlerini özel mülk edinmenin kapitalist şekli arasın-
daki çelişkidir.
Kapitalist üretim, toplumsal işbölümü üzerine kurulmuştur.
Kapitalizm geliştikçe işbölümü yayılır. Üretim, kesintisiz çoğalan

sanayi dalları tarafından gerçekleştirilir. Büyük işletmeler, yüzler-
ce ve binlerce işçiyi buraya toplar. Kendi aralarında birbirine bağ-
lanan bütün bu işletmeler, ulusal pazar ve dünya pazarı için ça-
lışırlar. Böylece kapitalizm, emeği büyük ölçüde merkezileştirirken,
üretime de toplumsal bir nitelik verir, ve her meta binlerce işçiye
ait toplumsal emeğin bir meyvesi olur.
Bununla birlikte, sermaye, üretime, son derece uzlaşmaz
karşıt bir biçim altında toplumsal bir nitelik verir. Toplumsallaşmış
üretim, kârlarını yükseltmeye çalışan kapitalistlerin yararına artar.
Milyonlarca insanın üzerinde çalıştıkları üretim araçları, kapita-
listlerin özel mülkiyetindedir; bu milyonlarca insanın emek ürü-
nü de bir avuç kapitalistin malı olmaktadır.
Kapitalizmin başlıca çelişkisi, her şeyden önce, farklı işlet-
melerdeki üretim örgütü ile bütün toplum içindeki üretim anarşisi
arasındaki karşıtlıkta ortaya çıkar. Bu durum, her kapitalist işletme
içinde işçilerin emeğinin örgütlenmiş olması, ama toplumun bütü-
nünde, üretim araçlarının özel mülkiyeti sonucu, üretimde
anarşinin hüküm sürmesi olgusu ile kendini açığa vurur. Her ka-
pitalist, en büyük kârları sağlama peşindedir. En yüksek kâr oranı
uğruna kapitalistler; tüm toplumun gereksinmelerini hesaba kat-
madan üretimi yaygınlaştırırlar (ya da sermayelerini daha kârlı
başka [sayfa 161] dallara aktarmak için üretimi kısıtlama yoluna gi-
derler). Bu nedenle, üretim dalları arasındaki oranlar dengesizleşir,
bu da toplumsal ürünü gerçekleştirme güçlüklerine ve olanaksız-
lığına yolaçar.
Devam edelim. Kapitalizmin başlıca çelişkisi, onun, üreti-
mi sınırsız genişletme eğilimiyle, asıl tüketiciler olan emekçi yığın-
ların alım gücünün sınırlanmasında ortaya çıkar.
Üretimi sınırsız çoğaltma eğilimi, kapitalizmin ekonomik
yasasının, artı-değer yasasının işlevidir. Kâr yarışması, kapitalistle-
ri, birikimi, üretimi genişletmeye, tekniği modernleştirmeye, yeni
makineleri benimsemeye, ek emek-gücü kiralamaya ve büyük
miktarda meta üretmeye zorlar. Tüketime eşdeğerde olmayan
bir artma eğilimi başgösterir. Bundan başka, en fazla kârı elde et-
me eğilimi, kapitalistleri, ücretleri düşürmeye, sömürüyü yeğinleş-
tirmeye iter. Ama emekçilerin sömürülmelerinin ve yoksullukla-
rının artması, emekçilerin alım gücünde, metaların sürüm olanak-

larında bir azalma demektir; ve bütün bunlar, fazla-üretimden
doğan ekonomik bunalımlara varır.
Kapitalizmin temel çelişkisi burjuvazi ile proletarya arasın-
daki uzlaşmaz sınıf karşıtlığında da görülür. Kapitalist rejimde,
kapitalistler tarafından elde tutulan üretim araçlarıyla kendi emek-
güçlerinin dışında her şeyden yoksun olan dolaysız üreticiler ara-
sında tam bir kopma olur. Bu kopma, bir yanda üretim araçlarının
ve ürün fazlasının, diğer yanda da geçim araçlarından yoksun
işsizler yığınından oluşan emek-gücünün toplandığı, fazla-üretim
bunalımlarında apaçık ortaya çıkıyor.

Kapitalist Çevrim ve Evreleri

.azla-üretim bunalımları, devirli olarak ortaya çıkar. İlk sa-
nayi bunalımı, 1825te, İngilterede patlak vermiştir. 1847-1848de,
Avrupanın birçok ülkeleri ile Birleşik Amerikada başgösteren
ekonomik bunalım, dünya çapındaki ilk bunalımdı. [sayfa 162] 19uncu
yüzyılın en ağır bunalımı, 1873 bunalımıdır. Bu bunalım, tekel-ön-
cesi kapitalizmden tekelci kapitalizme, yani emperyalizme geçişin
başlangıcını gösterir. 1929-1933 dünya ekonomik bunalımı ise,
20inci yüzyılın tanık olduğu bunalımların en şiddetlisidir.
Bir bunalımın başlangıcından, sonraki bunalımın başlan-
gıcına kadar süren döneme bir çevrim denir ve bu, dört evreyi
içerir; bunalım, çöküntü, toparlanma ve atılım.
Bunalım çevrimin temel evresidir. Bunalımın ayırdedici öze-
lliği, her şeyden önce, metaların fazla-üretimi, fiyatların hızla
düşmesi, birçok iflas, üretimde önemli bir azalma, işsizliğin art-
ması, ücretlerin düşmesi, metaların, donatımın, işletmelerin kayıt-
sız şartsız tahribi, iç ve dış ticaretin azalmasıdır. Bu evrede, üretim
potansiyelinin artması ile alım gücünün göreli azalması arasında-
ki çelişki şiddet ve yıkıcılık gösterir. Üretici güçlerin yüksek gelişme
düzeyi, onları dizginleyen kapitalist üretim ilişkilerinin dar çerçe-
vesiyle çatışır. Bu, birçok işletmenin yıkılıp gitmesi, üretici güçle-
rin bir bölümünün kayıtsız şartsız tahribiyle olur. Bunalım
döneminde üretim azalır ve toplumda mevcut olan alım gücü
düzeyi düşer. İşte o zaman bunalımdan çöküntüye geçilir.
Çöküntü, çevrimin (cycle) ikinci evresi, bunalımın gelişmesi
durduğu zaman başlar, bununla birlikte, sanayi üretimi hala tıka-
nık durumdadır, meta fiyatları düşüktür, ticaret hareketsiz, kâr
oranı azdır. İşsizlik ve ücretler, bunalım sırasındaki düzeyde kalır.
Biriken meta stokları kısmen imha edilir ve kısmen de düşük
fiyatlarla elden çıkarılır. Pazarlar ve hammadde kaynakları uğru-
na yürütülen rekabet ve savaşım, kapitalistleri, sabit sermayeyi
yenilemeye isteklendirinceye kadar, kapitalist üretim çöküntü
halinde kalır. Kapitalistler, üretim giderini düşürmek ve bunalı-
mın sonucu olarak, varılan düşük fiyatlarda bile, üretimi kârlı kıl-
m a k için avadanlıklarını yetkinleştirirler. Donatım olarak
gereksinmeler ortaya çıkaran ve üretim genişlemesini isteklendi-
ren şey budur. Çevrimin yeni bir evresine, toparlanma evresine
geçmek için gerekli koşullar, böylece yavaş yavaş hazırlanmış
olur.
Toparlanma evresinde, bunalımda ayakta kalan işletmeler,
sabit sermayeyi yenilemeye devam ederler ve gittikçe üretimi ge-
nişletme yoluna girerler. Üretim, bunalım öncesindeki düzeye
ulaşır ve sonra onu geçer. Ticaret yeniden başlar, meta fiyatları
artar, kazançlar büyür, işsizlik yavaş yavaş azalır. Kapitalist üre-
tim, bunalım öncesi üretimi aşınca, atılım evresine geçiş belirtisi
görülür.
Bu evrede, üretimin sınırsız çoğalma eğilimi açıkça görülür.
Birbirlerini geçme kaygısında olan kapitalistler, yeniden işletme-
lerini büyütürler, yeni şantiyeler açarlar, pazara bir yığın meta sü-
rerler. Üretimin başdöndürücü bir şekilde yükselmesi, alım gücü-
ne gittikçe artan bir hız kazandırır. .azla-üretim artar, ilkin kendini
göstermez, meta fazlaları birikir. Atılımın bu yüksek evresinde,
pazarın bir anda alım gücünü aşacak bir ölçüde doyurulduğu gö-
rülür. .iyatlar düşer ve bunalım patlak verir. Çevrim yeniden başlar.
Görüldüğü gibi kapitalist üretim sarsıntısız değil, şiddetli
dalgalanmalarla, iniş-çıkışlarla gelişir. Kapitalist üretimin gelişme-
sinin bu çevrimsel şekli, üretici güçlerle üretim ilişkileri arasında
durmadan keskinleşen çelişkinin bir sonucu ve belirtisidir; kapi-
talizmin kendisinin, kendi gelişmesini engellediğini ve kaçınılmaz
olarak kendi sonunu kısalttığını gösterir.
Sanayideki bunalıma paralel olarak, kapitalist ülkelerde,
tarımsal bunalımlar, yani tarım ürünlerinin fazla-üretiminden doğ-

an bunalımlar da olur.
Tarımsal bunalımlar, alışılageldiği üzere, uzun sürer. Bu
durum tarımın sanayiden daha geri olmasıyla açıklanır. Toprak
üzerindeki özel mülkiyet tekeli sermayenin serbest akışına, ta-
rımda sabit sermayenin kitlesel yenileştirilmesine engel olur, ta-
rım bunalımının sona ermesini geciktirir. Küçük üreticilere gelince,
onlar yıkılma korkusu ile, bunalım süresince bütün güçleriyle üre-
tim hacmini değiştirmeden sürdürmeye uğraşırlar, ama bu du-
rum, tarımsal aşlıkların fazla-üretimini artırmaktan ve bunalımı
uzatmaktan başka [sayfa 164] bir işe yaramaz.
Tarımsal bunalımların en ağır yükü, köylülüğün temel yığın-
ları üzerine çöker, bu da onları yıkıma sürükler.

Bunalımlar ve Kapitalizmin Çelişkilerinin
Keskinleşmesi

Bunalım dönemlerinde, kapitalizmin, kendisinin ortaya çı-
kardığı güçleri denetlemeye güç yetiremediği açıkça ortaya çı-
kar. Her ekonomik bunalım, üretimin hızla gerilemesini, iç ve dış
ticaret hacminin azalmasını da peşinden getirir.
Örneğin, 1929-1933 bunalımı ile İngilterede kömür üretimi
3.5 yıl önceki düzeye düşmüştür. Çelik üretimi 23 yıl; döküm
üretimi 76 yıl; dış ticaret hacmi 36 yıl geriye gitmiştir.
Aynı zamanda bunalım, büyük halk yığınlarının en zorunlu
gereksinmelerini gidermekten zaten uzak olan büyük zenginlikleri
ortadan kaldırdı. Böylece, 1929-1933 bunalımı sırasında, Birleşik
Amerikada 92, İngilterede 72, Almanyada 28 yüksek fırın sökül-
dü. 1933te, Birleşik Amerikada, işletmeye yeni açılan 10,4 mil-
yon akrlık pamuk fidesi yokedildi.
Bunalım sırasında, toplumun başlıca üretici gücü olan
emek-gücü israf edildi. Bunalım, boş gezmeye, amaçsız bir yaşam
sürmeye mahkum edilen milyonlarca insanı sokağa attı.
Bunalımlar, proletarya ile burjuvazi, köylülüğün temel yığın-
ları ile mülk sahipleri, köylüleri sömüren tefeci vb. arasındaki sı-
nıf çelişkilerini de keskinleştirir. Bunalım döneminde işçi sınıfı,
kapitalistlere karşı savaşım ile sağladığı kazanımların büyük bir
bölümünü kaybeder.


Bunalımların büyük yoksunluklara uğrattığı proletaryanın
en geniş yığınları, sınıf bilinci ve devrimci kararlılık kazanır. İşçiler,
ekonomik ve toplumsal rejimi değiştirmenin, sefalet ve açlıktan
kurtulmanın biricik yolu olduğunu kabul ederler. En geri emekçi
tabakaları bile, sömürücülere karşı savaşım vermenin gerekli ol-
duğunu anlarlar.
Böylece, ekonomik bunalımlar, kapitalizmin yerine devrim-
ci [sayfa 165] yolla burjuva rejimin çelişkilerini ortadan kaldıran ve
toplumsal üretici güçlerin gelişmesine sınırsız perspektifler açan
sosyalizmi geçirmenin gerekliliğini açıklığa kavuşturur.
che_1955 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Geri git   Sosyalist Forum > FORUM KÜTÜPHANESİ > Okuma Grupları

Heberi Paylaş

« önceki Konu | sonraki Konu »


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ekonomİ Polİtİk -2 che_1955 Okuma Grupları 3 20-08-2007 16:34
Ekonomİ Polİtİk -5 che_1955 Okuma Grupları 0 16-08-2007 18:41
Ekonomİ Polİtİk -4 che_1955 Okuma Grupları 0 16-08-2007 18:28
Ekonomİ Polİtİk che_1955 Okuma Grupları 1 04-08-2007 21:32
EKONOMİ POLİTİK -3 che_1955 Okuma Grupları 0 18-07-2007 00:24


04:07



Powered by vBulletin® Version 3.8.0 Release Candidate 2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.


SosyalistForum.Org Kategori Arşiv Görünümü
1, 2, 5, 6, 7, 10, 282, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 332, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 188, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 60, 68, 58, 59, 69, 61, 62, 209, 163, 66, 67, 104, 70, 71, 72, 76, 74, 75, 105, 78, 79, 80, 81, 252, 158, 122, 99, 100, 101, 102, 103, 106, 107, 108, 109, 110, 126, 251, 250, 248, 124, 120, 121, 123, 125, 127, 128, 129, 130, 169, 131, 132, 133, 153, 151, 152, 156, 187, 157, 155, 160, 161, 159, 166, 162, 167, 168, 199, 170, 261, 177, 179, 180, 189, 190, 191, 192, 193, 207, 197, 194, 195, 200, 201, 204, 202, 206, 208, 212, 211, 213, 214, 215, 217, 219, 220, 223, 222, 224, 225, 249, 227, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 260, 262, 265, 266, 267, 269, 268, 270, 272, 271, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 283, 284, 285, 289, 287, 288, 291, 292, 293, 294, 295, 297, 296, 308, 298, 299, 300, 301, 302, 303, 304, 321, 323, 320, 322, 306, 307, 309, 310, 314, 317, 318, 319, 324, 325, 330, 326, 329, 328, 331, 333, 336, 335, 334, 337, 338, 339, 342, 343, 344,