Anasayfa İlke ve Kurallar Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   Sosyalist Forum > FORUM KÜTÜPHANESİ > Okuma Grupları
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Social Groups Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Ekonomİ Polİtİk -2
Cevaplar
3
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
222
Önceki Konu
önceki Konu

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 14-07-2007, 10:29   #1 (permalink)
Webmaster
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Üye No: 4
Mesajlar: 2.894
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 4.273
1.998 Mesajina 5.679 Tesekkür Aldi
Standart Ekonomİ Polİtİk -2

Alıntı:
KAPİTALİST ÜRETİM TARZI
36
1. TEKEL-ÖNCESİ KAPİTALİZM

İkinci Bölüm: Meta Üretimi, Meta ve Para
1. Meta Üretiminin Genel Niteliği
Meta Üretimi Kavramı
Meta Üretimi
Meta Üretiminin Ortaya Çıkış Koşulları
Basit Meta Üretimi ve Kapitalist Meta Üretimi
2. Meta ve Emek, Metaların Yaratıcısı
Metaın Kullanım-Değeri ve Değer
Somut Emek ve Soyut Emek
Özel Emek ve Toplumsal Emek
Meta Değerinin Büyüklüğü
3- Değişimin ve Değer Biçimlerinin Gelişmes
Değişim-Değeri, Değerin İfade Biçimi
Değerin Basit Biçimi
Değerin Tam ya da Gelişmiş Biçimi
Değerin Genel Biçimi
Değerin Para Biçimi
4- Para
Para, Niteliği ve Görevleri
Altın ve Kağıt Para. Enflasyon
Kredi-Para
5- Değer Yasası, Meta Üretiminin Ekonomik Yasası
Üretimde Rekabet ve Anarşi
Değer Yasası
Metaın .etiş Niteliği

1. TEKEL-ÖNCESİ KAPİTALİZM

İKİNCİ BÖLÜM
META ÜRETİMİ, META VE PARA







MARX, kapitalizmin tahliline, meta ile başlar. Kapitalist dü-
zende her şey -iğneden, devasa fabrikaya ve hatta insan işgücüne
kadar her şey-, alınır ve satılır, ekonomistlerin ifadesiyle, bir meta
biçimini alır. Toplum içinde, insanlar arasındaki ilişkileri, metalar
arasındaki ilişkilerin biçimi temsil eder. Meta, Marxa göre, burju-
va toplumun ekonomik bir hücresidir. Bir damla suyun, kendisini
çevreleyen evreni yansıtması gibi, meta da kapitalizmin esas çeliş-
kilerini aynen yansıtır.
Metaın ve meta üretiminin tahlili, Marxa, kapitalist üretim
ilişkilerinin mahiyetini açıklama olanağını verdi.


1. META ÜRETİMİNİN GENEL NİTELİĞİ

Meta Üretimi Kavramı


Kişisel tüketime değil de, satışa, pazarda değişime ayrılan
ürünlerin üretimine, meta üretimi denmiştir. Lenin: Meta üreti-
mi ile, diyor, herhangi belirli bir ürünün üretiminde, herbiri uz-
manlaşmış ve birbirinden ayrı bireysel üreticilerin eseri olan, aynı
zamanda toplumsal gereksimneleri gidermek için pazarda alınıp
satılabilen ürünlerin (ki, bunun sonucu ürünler meta olurlar) üre-
tildiği toplumsal-ekonomik bir düzenleme anlaşılır.*
Meta üretimi, ilkel komünal düzenin dağılması dönemin-
de ortaya çıkmıştır. Köleci ve feodal üretim tarzları da meta üreti-
mini tanır; ama burada egemen olan doğal ekonomidir. Doğal
ekonomide, toplum, aynı yapıda ekonomik birimler kümesinden
oluşmuştur, bu birimlerden herbiri, kendi tüketim gereksinme-
lerini karşılamak üzere, her çeşit hammadde üretiminden tutun
da, bu hammaddeleri kullanılabilir hale getirinceye kadar gerekli
bütün işlemleri kendileri yapardı. Esas olarak. fazla-ürünün deği-
şildiği bu tip ekonomi, kapitalizmin ortaya çıkışına kadar üstünlü-
ğünü sürdürmüştür.
Kapitalizmin gelişmesi, doğal ekonomiye, ezici bir darbe
indirdi. Kapitalist düzende işgücü dahil, her şey metadır. İşgücünün
metaya dönüşmesiyle, meta üretimi, evrensel ve egemen bir du-
ruma gelir.
Kapitalist düzene bağlı olan meta üretimi, üretimin üstün
bir biçimidir; üretimde insanlar arasmdaki ilişkiler, yani üretim
ilişkileri, meta ilişkileri olarak ifade edilirler. Kapitalist toplumda
esas olan üretim ilişkisini ele alalım: bu, burjuvazi tarafından pro-
letaryanın sömürülmesi ilişkisidir. Kapitalistin işçiyi sömürebilmesi
için, işçinin bir meta gibi görünen kendi işgücünü satması gere-
kir. Kapitalist, işçiye, geçim araçlarını, yani metalar satın almasını
[sayfa 43] sağlayacak bir ücret öder. Böylece, işçi ile kapitalist arasın-
daki üretim ilişkileri, doğrudan değil de, metalar aracılığıyla ku-
rulmuş olur; ve bu ilişkiler, meta ilişkileri niteliğine bürünmüştür.

* V. Lenin, uvres, Paris-Moscou, c. 1, s. 105.

Kapitalistler, kendi ürünlerini birbirlerine satarlar; hammad-
deler, araçlar, gereçler ve başka metalar satın alırlar. O halde, ka-
pitalistler arasındaki ilişkiler de meta ilişkileridir.
Bundan dolayıdır ki, kapitalist toplumda, meta üretimi, ev-
rensel, üstün bir niteliğe bürünmüştür, oysa insanlar arasındaki
ilişkiler, nesneler, metalar arasındaki ilişkiler olarak görünür.

Meta Üretimi
Meta Üretiminin Ortaya Çıkış Koşulları


Meta üretimi, ancak belirli koşullar içinde olabilir. Meta
üretiminin ortaya çıkışı ve varoluşu için başlıca koşul, toplumsal
işbölümüdür. Bu, çeşitli nesneler üretiminin, falan ya da filan kişi-
ler ya da bireylerden meydana gelen gruplar arasında bölünmesi
demektir. Bazıları dokuma, diğer bazıları ayakkabı, üçüncüler ev
eşyaları, dördüncüler aletler vb. üretirler. Bu kişiler, kendi gerek-
sinmelerini giderebilmek için, kendi emeklerinin sonuçIarını değiş-
mek zorundadırlar.
Böylece biraraya gelmiş bütün üreticiler, birbirine bağımlı
üyelerin meydana getirdiği bir çesit büyük üretici ortaklığı kurmuş
olurlar.
Bununla birlikte, toplumsal işbölümü, meta üretiminin
koşullarından ancak bir tanesidir. Diğer gerekli koşullardan birisi
de, toplumda, üretim araçları sahiplerinin farklı kimseler olması-
dır. Bir örnek verelim. İnsan bir nesne yapıyor ve bunu bir başka-
sına satmak istiyor. Bu satışı yapabilir mi? Evet. Ama bir şartla,
eğer üretim araçlarının sahibi [sayfa 44] ise, sözkonusu ürünü kendi-
sine ait üretim araçları yardımı ile yaptıysa, sonuç olarak, üretilen
ürünün sahibi ise, o nesneyi satabilir. Örneğin, ilkel komünlerde
işbölümü olmasına karşın, ne meta üretimi vardı ve ne de meta
değişimi. Komün üyeleri, emeklerinin meyvelerini, kendi arala-
rında bölüşürlerdi. Ama onları satamazlardı. Çünkü, üretim araçla-
rını ve emeğin meyvelerini elinde bulunduran tüm komündü.
Komünlerarası değişimde durum başkadır. Bu durumda, malın
sahibi değişir ve emek ürünü meta olurdu.
O halde, toplumsal işbölümü ve üretim araçlarına sahip
olanların başka başka kimseler oluşu, meta üretiminin esaslarını
teşkil eder. Ancak bu iki koşulun birleşmesiyledir ki, meta üreti-
mi ve ürünlerin alım ve satım şeklinde değişimi ortaya çıkmıştır.

Basit Meta Üretimi ve Kapitalist Meta Üretimi

Kapitalist meta üretimi, basit meta üretimi temeli üzerin-
de, belirli toplumsal koşullar içinde kendini gösterir.
Basit meta üretiminin en karakteristik temsilcileri küçük
toprak sahibi köylüler ile zanaatçılardır. Üretimlerini, kişisel emek
üzerine kurmuşlardır, yani başkasının emeğini sömürmezler, ken-
dileri çalışırlar. Her basit üretici, üretim araçlarının sahibidir ve
sadece kendi tüketimi için üretmez, pazar için, satış için de üre-
tir.
Basit meta üretimi, mahiyeti gereği, çifte niteliğe saliiptir.
Bir yandan, özel mülkiyet üzerine kurulmuştur, küçük köylü ya
da zanaatçı, üretim aracı sahibidir ve bu niteliği, onu kapitaliste
yaklaştırır. Öte yandan, basit meta üretimi, kişisel emek üzerine
kurulmuş olduğu için, üretici, bir emekçidir ve bu niteliği, onu,
proletere yaklaştırır. Proleterin, küçük üreticiden farkı, kendine
ait üretim araçlarına sahip olmamasıdır. İşçi sınıfı ile köylülüğün
çıkarlarının birliği ve onlar arasındaki ittifak olanakları işte bura-
dan gelir.
Belirli toplumsal koşullarda, basit meta üretimi, geleceğin
kapitalist üretimine, hareket noktası ve temel görevi görür. Bura-
da iki koşul vardır. Birincisi, üretim araçlarının özel mülkiyet şek-
linde oluşu. Bilindiği gibi, bu koşul ilkel toplumun dağılma döne-
minde ortaya çıkmıştı. İkincisi, işgücünün meta şekline dönüşümü.
Bu dönüşüm, feodal toplumun dağılma dönemine raslar.
Basit meta üretimi, kararsızdır; köylü ve zanaatçılar [sayfa 45]
arasında, devamlı farklılaşma görülür: bazıları (azınlık) zenginleşir;
diğer bazıları (çoğunluk) mevcut durumunu kaybeder, yoksullaşır.
Yukarda belirtilen koşullar içinde, bu süreçler, kentte ve köyde,
burjuvazinin ve proletaryanın ortaya çıkmasına varır.
Kapitalist meta üretimi, basit meta üretiminde olduğu gibi,
toplumsal işbölümü ve üretim araçlarının özel mülkiyeti üzerine
kurulmuştur. Ama üretim araçlarına sahip olanın kişisel emeği
üzerine değil de, üretim araçlarına sahip olan tarafından ücretli
işin sömürülmesi üzerine kurulmuştur. Kapitalist meta üretimin-
de, üretim araçlarının ve paranın sahibi, kendisi, üretimde bulun-
maz. Üretim araçlarını harekete geçiren işgücünü parasıyla satın
alır. İşgücünün meta olarak şekillenmesi ya da işgücünün meta-
ya çevrilmesi, kapitalizmde meta üretiminin yeni bir gelişmesini
gösterir ve evrensellik kazanır. Meta değişimi, burjuva (meta)
toplumunun binlerce kez karşılaştığı, en basit, en alışılagelen, en
temel, en genel ve en olağan ilişkiyi teşkil eder diye yazıyordu
Lenin.*
Şimdi, bir de, kapitalizmin ekonomik çekirdeki olan meta-
nın ne olduğunu açıklayalım.

2. META VE EMEK, METALARIN YARATICISI

Metaın Kullanım-Değeri ve Değer


Meta, her şeyden önce, insanın herhangi bir gereksinmesi-
ni gideren şeydir; ikincisi, kişisel tüketim için üretilen bir şey de-
ğil, satış için, değişim amacıyla üretilen bir şeydir.
Bir nesneyi kendi tüketimi için üreten insan, ancak bir
ürün üretmiş olur; meta üretmiş sayılmaz. Bir ürünün meta olma-
sı için, onun herhangi bir toplumsal gereksinmeyi karşılaması ge-
rekir, yani toplurnun diğer üyelerinin bir gereksinmesini karşıla-
malıdır.
Metaın incelenmesi, birbirine sıkı sıkıya bağlı iki yönü, iki
özelliği açığa çıkarır: kullanım-değeri ve [değişim-ç.] değeri.
Metaın, insanın şu ya da bu gereksinmesini karşılama öze-
lliğine, metaın kullanım-değeri denir. Bu gereksinme, pek değişik
niteliğe bürünebilir. Meta, birinci derecede gerekli bir nesne ola-
bilir, emek gibi, elbise, ayakkabı gibi. Lüks bir nesne de olabilir,
pahalı cinsten şarap, elmas vb. gibi. Bir üretim aracı da olabilir,
makineler, kömür, demir vb. gibi.
Bir nesnenin, sadece bir tek kullanım-değeri olmayabilir;
birçok kullanım-değeri de olabilir. Örneğin, maden kömürü, yakıt

* Lénine, uvres, Paris-Moscou, c. 36, s. 368-369.


olarak kullanıldığı gjbi, kimyasal ürünler yapımı için hammadde
olarak da kullanılabilir.
Şu ya da bu kullanım-değerinin bulunması, yani hizmete
sunulan birşeyin insana yararlılığı, üretici güçlerin gelişmesi sonu-
cu, toplumun evrim akışı içinde meydana gelir. Örneğin, insan
taşkömürünü tanıyor, varlığını uzun zamandan beri biliyordu, ama
onun yakıt olarak kullanılması, nispeten kısa bir süre önce başlar.
Bilim ve tekniğin gelişmesi, taşkömürünün yeni özelliklerinin gün
ışığına çıkarılmasına da olanak sağladı, çağımızda taşkömürü kim-
ya sanayiinin de temelini teşkil etmektedir.
Meta üretimi rejiminde, farklı kullanım-değerleri, belirli ni-
cel bir oranda, sürekli olarak, değişilirler. Örneğin, bir balta, 20
kilo tahıl karşılığında değişilir. Kullanım-değerinin bir başka kulla-
nım-değeriyle değişildiği yerde bu nicel oran, metaın değişim-de-
ğerini oluşturur. Değişim-değerini incelerken, iki soru ortaya çıkar:
(1) .arklı nitelikteki metaları, kendi aralarında eşit kılan neden
nedir? (2) Niçin, farklı metalar, belirli bir miktarda, belirli bir oran-
da, kendi aralarında eşit hale gelmişlerdir? Birbirinden farklı, bir-
birine benzemeyen metalar, değişimde birbirleriyle kıyaslanınca,
bazı ortak yanları bulunduğu anlaşılır.
Daha o zaman Aristoteles, ne eşitlik olmaksızın değişim,
ne de ortak ölçü birliği olmaksızın eşitlik olmayacağına dikkati
çekmişti.
Aşağıdaki özellikler, bütün metalarda, bir dereceye kadar
bulunabilen niteliklerdir: metaların yararlılığı, arz ve talep konusu
olmaya elverişliliği, metaın azlığı ve emek. [sayfa 47]
Metaın bu özelliklerden hangisi değerini belirler?
İlk bakışta, değeri, gerçekte, metaın yararlılığı belirler gibi
gelir. Gerçekte, bir şey ne kadar yararlı olursa, o kadar gerekli
olur ve değeri de o oranda artar. Bununla birlikte, gerçek, değer
kaynağının her zaman yararlılık olmadığını gösteriyor. Çoğu za-
man, en yararlı şeyler, kırk para bile etmez (örneğin, hava) ya da
önemsiz bir fiyat biçilir (örneğin, su). Tersine, insana yararları
pek az olan nesneler (örneğin, elmas) bazan çok pahalı olur.
Gerçekte, eğer ürünlerin fiyatı, onların yararlılığından gelseydi,
ekmek ve su, elmas kadar pahalı olurdu ya da tersi olabilirdi. Bu-
nun içindir ki, yararlılık ve kullanım-değeri, değerin bir koşuludur,
değerin kaynağı değildir. Her ne kadar kullanım-değeri olmaksı-
zın bir değere sahip olunamazsa da, kullanım-değeri olduğu hal-
de tamamıyla değersiz olması da mümkündür (örneğin havanın
büyük bir kullanım-değeri vardır, ama hiç bir değeri yoktur).
Arz ve talep, değerin büyüklüğünü belirleyebilir mi? İlk
bakışta, evet denebilir. Bilindiği gibi, bir metaya talep arttıkça, o
metaın fiyatı yükselir, ve tersine, bir metaın arzı arttıkça, yani bir
meta pazara yığıldıkça, o metaın fiyatı da düşer.
Ama konuya daha yakından bakılınca, açıkça görülür ki,
metaların değeri, ne arza ve ne de talebe bağlıdır. Örnek olarak,
şeker ile tuzu alalım. Bu iki meta, arz ve talep yasasının aynı öl-
çüde etkisindedir. Ama bu metalara karşı, talep, arz ile eşdeğerde
olsa, bir kilo şekerin değeri, bir kilo tuzun değerinden, kıyaslana-
mayacak kadar daha yüksek olur. Bundan dolayıdır ki, arz ve ta-
lebin, burada bir rolü yoktur. Şurası da bir gerçek ki, arz ve talebin
metaların fiyatları üzerinde etkisi olmadığı söylenemez. Ama on-
lar değerin büyüklüğünü belirlemez, meta, değerin dışında, pa-
zarda beliren fiyatın büyüme oranını belirler. Bir metaya karşı ta-
lep arttığı ve arz azaldığı zaman, pazar fiyatı, metaın değeri üstün-
de yükselme gösterir ve tersine, arz talebi aşarsa, fiyatlar değerin
altına düşer. Ancak, talep arza eşit olduğu zaman, pazar fiyatı de-
ğere uygun olur. Ama kapitalist meta üretimi gözönünde tutulur-
sa, [sayfa 48] böyle bir durum hemen hemen hiç bir zaman kendini
göstermez. Bundan dolayıdır ki, arz ve talep metaın değerini be-
lirlemez.
Bir metaın azlığı, o metaın. değerini belirleyebilir mi? Bir-
çok örnek, böyle bir sonuçun doğru olduğu sanısını verebilir. Örne-
ğin, altını, elması ve buğdayı alalım. Altın ve elmas az bulunur ve
daha pahalıdır. Buğday ise çok daha fazladır, çok daha ucuzdur;
üstelik insanlar yaşamak için ona çok fazla gereksinme duyarlar.
Ama bu, azlığın, değeri artıracağı anlamına gelmez. Örneğin, kurak
geçen bir yılda, insanlar, sabırsızlıkla yağmur bekler; o zaman
yağmur isteği sınırsızdır. Bununla birlikte, yağmurun yağmayışına
ve yararlılığına, yağmura karşı duyulan büyük gereksinmeye karşın,
yağmur para olarak ifade edilebilecek bir değere sahip değildir.
Gene anlaşılıyor ki, ne yararlılık, ne arz, ne talep ve ne de
azlık, değerin nedeni değildir. Bununla birlikte, metaların bir başka
ortak özelliği vardır ki, bu, ne onların yararlılığına ve ne de onların
azlığına bağlıdır. Metalardaki bu ortak özellik, hepsinin emek ürü-
nü olmasıdır. Sadece emek, temel gerçeği, ya da Marxın deyişiyle,
değerin maddi özünü oluşturur. Herhangi bir metaı üretmek için
gereken emek arttıkça, metaın değeri de artar ve daha pahalı
olur. Altın, kömürden daha pahalıdır. Çünkü alını araştırıp bul-
mak, temizleyip saf hale getirmek için gereken emek, aynı mik-
tar kömürü çıkartmak için gereken emekten çok daha fazladır.
Bütün metalar, insan emeğinin sonucudur. Her metada
belli miktarda bir emek maddeleştiği için, metalar kendi araların-
da kıyaslanabilirler. Metaların değerlere dönüştürülmesi, emeğin
ürünü olmalarındandır.
Değer, meta içinde maddeleşen toplumsal emektir. Mad-
deleşme deyimi, meta içersinde billurlaşan, içerilmiş emeği gös-
terir ki, bu emek, kendisini içeren şeyin, metaın şeklini almıştır.
Metaların değişiminde nicel ilişkiler, bu nicel ilişkiler içinde değişil-
miş olan meta oranları, değerin ortaya çıkış biçimini meydana
getirirler; bu nicel ilişkiler, değişilen metalara harcanan emek
miktarı ile metaların aynı değerlere sahip olduklarını gösterir.
Metanın değeri, toplumsal bir kategoridir, görülmez, ama
metaların her değişiminde bir meta, başka bir meta ile kıyaslan-
dığı zaman kendini gösterir. Bunun içindir ki, Lenin [sayfa 49] şöyle
der: Değer, iki kişi arasında bir ilişkidir ... şeylerin dış görünüşleri
altında gizlenmiş bir ilişkidir.*
Kullanım-değeri her zaman var oldu ve var olacaktır. Bu-
nunla birlikte, [değişim -ç.]-değeri olarak ele alınan meta, toplum
gelişmesinin belli bir aşamasında meta üretimi ve değişimin
doğuşuyla ortaya çıkmıştır. Meta üretiminin ortadan kalkması, me-
tanın [değişim -ç.]-değerinin de ortadan kalkması olacaktır. [De-
ğişim-ç.]-değerinin toplumsal ve tarihi kategori oluşu bundan do-
layıdır, yani toplumsal evrimin belli bir aşamasında vardır.
Her ne kadar meta, iki görünüşün (kullanım-değeri ve değ-
er) birliği ise de, bu, çelişkili bir birliktir. Bu durum nasıl açıklanır?
Kullanım-değeri olarak metalar nitel bakımdan farklıdırlar
(buğday, bez, demir vb.); değer olarak metalar, nitel bakımdan

* V. Lénine, uvres, Paris-Moscou, c. 21, s. 55.

birbirinin,aynıdir (hepsi insan emeğinin ürünüdürler).
Kullanım-değeri olarak metalar tüketime ayrılır, değer ola-
rak metalar satışa ayrılır.
Burada meta üreticisini ilgilendiren (kullanım-değeri de-
ğil), değerdir, ama metanın değer olarak gerçekleştirilebilmesi
için, onun bir kullanım-değeri olmalıdır, yani meta talep edilen
bir nesne olmalıdır.
Metanın kullanım-değeri hisssedilebilir, oysa, metaın değe-
ri hissedilemez. Bunlar, metaın kullanım-değeri ile [değişim - ç.]-
değeri arasındaki çelişkilerdir.
O halde metada iki nitelik bulunduğunu saptıyoruz: meta,
kullanım-değeriyle [değişim-ç.]-değerinin birliğidir.
Metanın ikili niteliği nasıl açıklanır?

Somut Emek ve Soyut Emek

Metaın bu niteliği, metayı yaratmış olan emeğin ikili nite-
liğinden gelir. Meta içinde üreticinin maddeleşen emeği, bir yan-
dan somut emek görünüşünde, bir yandan da soyut emek görü-
nüşünde kendini gösterir.
Belirli amaçla, akla-uygun yararlı bir şekilde harcanmış [say-
fa 50] olan emek somut emektir. İnsan genel olarak çalışmış ol-
maz. Kunduracının işi, çiftçinin işi, madencinin işi, vb. gibi [belirli
-ç.] bir iş yaptığı zaman çalışmış sayılır.
İşin farklı şekilleri, nitelikleri, meslek yöntemleri, aletleri,
yararlanılan unsurları ve nihayet sonuçları, yani ürünlerin kulla-
nım-değerleri bakımından birbirlerinden ayrılırlar. Somut emek,
metanın kullanım-değerini yaratır.
Ama, işin farklı şekilleri yakından gözlendiğinde ortak bir
çizgi bulunur ki, bu da, genel olarak insan emeğinin harcanmış
olmasıdır. Yani kasların, beynin, sinir ve benzeri unsurların har-
canması. Somut şeklinden bağımsız emek, genellikle insana özgü
işgücünün harcanması olarak ele alınan emek, soyut emektir.
Metanın [değişim -ç]-değerini, soyut emek yaratır.
Kullanım-değerinin yaratıcısı somut emek, her zaman va-
roldu ve her zaman varolacaktır. Meta üretimi rejiminde varol-
duğu gibi, meta üretimi olmadığı zaman da varolur. Soyut emek
ise, ancak meta üretimine bağlıdır. Somut emeğin farklı şekilleri
kadar, soyut emek de, genel olarak, farklı şekillere sokulabilir.
Bu, meta üretiminin varolmasından, ürünün satış için üretilmiş
olmasından ileri gelir. Örneğin, üretici, bir çift bot yaparak pazara
götürmüş olsun. Pazarda bunları nasıl değişebilecek? Diyelim ki,
bu değişim buğday karşılığında olsun. Kullanım-değerleri bakı-
mından bu ürünler, birbirleriyle kıyaslanamazlar. O halde bunlar,
ancak [içerdikleri -ç.] emek miktarına göre birbirleriyle kıyas-
lanabilecektir. Eğer kunduracı bu bir çift botu 100 kilo buğday
karşılığında değiştirse, bu bir çift bot için harcanan soyut emek
miktarı, 100 kilo buğday için harcanan soyut emek miktarının
aynıdır demektir. Eğer kunduracı, bu botları böyle bir değişim
için değil, kendi ailesi için yapsaydı, botlarda maddeleşen soyut
emek miktarını belirtmeye hiç gerek olmayacaktı. Meta üretimi-
nin ortadan kalkmasıyla, emeğin soyut türü, yani soyut emek de
ortadan kalkacaktır.
Meta üretiminde, somut emekle soyut emek arasında, uz-
laşmaz karşıt bir çelişki vardır, ki bu çelişki, özel emek ile top-
lumsal emek arasında olan bir çelişki olarak kendini gösterir.

Meta üretimi koşulları içinde, her üretici, belirli bir rneta ta-
mamlar. İş, toplumda bölünmüştür, işin toplumsal bölünmesi art-
tıkça, üretim dalları çoğalır ve üreticileri birbirine bağlayan bağlar
genişleyip kuvvetlendikçe, kendi aralarında birbirlerine karşı
bağımlılıkları da genişlemiş olur. Hemen hemen bütün nesnele-
rin yapımına, farklı mesleklerden onlarca ve yüzlerce insan katı-
lır. Bu demektir ki, her üreticinin emeği, toplumsal emeğin bir
parçasını oluşturur, toplumsal bir niteliğe bürünür.
Ama üretim araçlarının özel mülkiyetinin hüküm sürdüğü
bir toplumda, üreticiler, kendi işlemlerini ayrı ayrı yönetirler, arala-
rında birlik yoktur. Bundan dolayıdır ki, esas olarak toplumsal bir
emek olan kendi işleri, özel emek olarak görünür. Böylece, eme-
ğin toplumsal niteliği gizlenmiştir. Bu toplumsal nitelik, ancak pa-
zarda değişim anında kendini gösterir. Üreticinin özel emeğinin,
deği-şimde, metaların alım satımında, toplumda kaçınılmaz olan
top-lumsal emeğin bir parçası olduğu açıkça meydana çıkar.
Üreticinin özel emeğinin, toplumsal bir niteliğe bürünme-
siyle basit meta ekonomisinin başlıca çelişkisinin, yani özel emek
ile toplumsal emek arasındaki çelişkinin doğrulandığı görülür. Bu
çelişki, değişim anında ortaya çıkar. Üreticiler pazara geldikleri
zaman, bazıları kendi metalarını satarlar, diğer bazıları satamaz-
lar. İster talep yokluğundan olsun, ister metalarının çok pahalı
bulunmasından olsun, metalarını satamazlar. Eğer, üretici, kendi
ürettiği metayı paraya çeviremiyorsa, bu, üreticinin özel emeği-
nin, toplum tarafından kabul edilmemiş olmasındandır; üretici
yıkıntıya uğrar, bu yıkıntılar yinelenirse, o mahvolur. Bundan do-
layıdır ki, özel emek ile toplumsal emek arasındaki çelişki, ba-
zılarını yıkıma ve diğer bazılarını da zenginleşmeye götürür.

Meta Değerinin Büyüklüğü

Metanın değeri, emek tarafından yaratılmış olduğundan,
[sayfa 52] değerin büyüklüğü, meta içersinde billurlaşan emek mik-
tarıyla ölçülür. Ama üreticiler pek çoktur; bunlar, ürettikleri aynı
cins metaların üretimi için birbirlerinden farklı miktarda harca-
malarda bulunurlar. Bir metanın değerinin büyüklüğü de, her üre-
ticinin gerçekten harcadığı emekle ölçülemez. Yoksa, aynı
metaların değeri, aynı büyüklükte olmazdı. Gerçekte, değişimde,
aynı cins metalar eşit bir değerdedirler. Metaların değerinin bü-
yüklüğü, her üreticinin bireysel emek süresiyle belirlenmemiştir,
belli bir metanın üretimi için toplumsal bakımdan gerekli-emek
süresi ile belirlenmiştir.
Toplumsal bakımdan gerekli-emek süresi denince herhangi
bir sanayi dalında, (teknik düzey bakımından, ustalık bakımın-
dan, emek yoğunluğu bakımından) ortalama toplumsal üretim
koşulları içinde bir birim metanın üretimi için toplumsal gerekli-
emek süresi anlaşılmalıdır. Genel kural olarak, toplumsal bakım-
dan gerekli-emek süresi, belli bir tip metalardan çoğunun imal
edildiği üretim koşullarıyla belirlenir.
Toplumsal bakımdan gerekli-emek süresi devamlı olarak
değişir, ve dolayısıyla değer büyüklüğü de değişir. Bu değişiklik,
emek verimliliğinin değişmesinden gelmektedir. Emek verimliliği
bir birim emek süresinde yaratılan ürün miktarıyla belirlenir. Emek
verimliliğinin yükseltilmesi denince, genel olarak, iş süreci için-
de, üretim birimi başına, çalışma giderlerini azaltmayı da berabe-
rinde getiren, bütünü ile bir değişim anlaşılır. Emek verimliliği
büyüdükçe, yani belli bir zaman aralığında ürünlerin imali arttı-
kça, bir birim meta değerindeki büyüme azalır. Ve tersi de olur.
İşte emek verimliliğiyle her birim metanın değerin azalmasındaki
ters orantının nedeni budur.
Eğer emek verimliliği artarsa, bir birim metanın değeri aza-
lır. Ve bunun tersi de olabilir, eğer emek verimliliği azalırsa, bir
birim metanın değeri artar.
Üretkenlik ile emek yoğunluğunu ayırdetmek gerekir. Emek
yoğunluğu, bir birim zaman içinde, emek olarak yapılan harca-
mayı belirler. Emek olarak yapılan harcama, belirli [sayfa 53] bir za-
man içinde arttıkça, yaratılan ürün de artar; ama bir birim ürünün
değeri değişmez, çünkü daha büyük bir emek miktarı, daha büyük
bir ürün miktarı ile karşılanır.
Meta değerinin büyüklüğü üzerine etki yapan, emeğin
bileşikliğinin derecesidir. Bu bileşiklik derecesine göre, vasıflı ve
vasıfsız emek olarak ayrılır. Herhangi bir özel yetişmesi olmayan
işçinin emeği, basit (vasıfsız) bir emektir. Özel bir yetişmeyi gere-
ktiren emek, bileşik (vasıflı) bir emektir. Bileşik emek, aynı birim
zaman içinde, basit emekten daha büyük bir değer yaratır. Marx,
bu konuda, bileşik emeğin, belirli bir güce, bir kudrete yükselme-
si veya basit bir emeğin belli bir güce yükseltilmesi ya da çoğaltıl-
ması olarak ortaya çıktığını söyler.
Özel mülkiyet üzerine kurulan meta üretiminde, emeğin
farklı biçimleri, farklı vasıfta, farklı üretkenlikte emek, pazarda,
meta olarak pazara konduğu zaman, metanın değeri biçiminde,
biricik ölçüye, somut emeğe, kendiliğinden girer. Değer, üretici-
ler arasındaki üretim ilişkilerini, onların faaliyetlerinin değişimini
belirler. Ama olayların (phénoménes) yüzeyinde bu ilişkiler, şeyler
arasındaki ilişkiler olarak görünür.


3- DEĞİŞİMİN VE DEĞER BİÇİMLERİNİN GELİŞMESİ

Değişim-Değeri, Değerin İfade Biçimi


Metaın değeri, o metaı üretmek için harcanan emek tara-
fından yaratılır. Bununla birlikte, değer ancak değişim süreci için-
de, yani değişim-değeri arasında, bir meta, başka bir meta ile kı-
yaslanırken kendini gösterir. Bundan dolayı, bir baltanın değeri,
tek başına, emek-zamanı ile değil, başka bir metaın aracılığı ile
belirlenebilir. Örneğin, bir balta=20 kg. tahıl olsun. Bu karşılaştır-
mada, tahıl, baltanın değerini belirlemeye yarar. Bu eşdeğerlik,
bu tahılı üretmek için harcanan emek miktarı ile bu baltayı yap-
mak için harcanan emek miktarının aynı olduğu anlamına gelir.
Değeri, başka bir metaın değeriyle belirlenen meta (örneğimiz-
de, balta), nispi değer şekline bürünür. Kullanım-değeri, başka
bir metaın değerini [sayfa 54] belirlemeye yarayan meta (örneğimiz-
de, tahıl), eşdeğer biçimine bürünür.
Değişim-değeri, değerin raslansal basit biçiminden para
biçimine gelinceye kadar, uzun bir tarihsel gelişme yolundan geç-
miştir.

Değerin Basit Biçimi

Üretim doğal nitelikteyken, ürünler, değişim için değil, doğ-
rudan tüketim için üretilirdi. Bu çağda, ancak raslansal olarak
tüketimden artakalmış fazla ürünler değişilirdi. Değişilen ürünle-
rin miktarı sınırlıydı. Bir meta, doğrudan doğruya başka bir meta
karşılığı değişilirdi ve kendi değerini yalnızca bir tek metada ifade
ederdi. Örneğin, bir baltanın 20 kg. tahıla ya da 20 arşın bezin bir
elbiseye eşit olması gibi. Değişim, raslansal olduğu gibi, meta
değerinin büyüklüğü de aynı yöntem ile ölçülmezdi. Biz, burada,
değerin basit ya da raslansal biçimiyle karşı karşıyayız.
İlkel toplulukta, ilk büyük toplumsal işbölümü olan çoban
kabilelerle tarımcı kabilelerin ayrılması döneminde, meta değişimi,
gittikçe büyüyen miktarlarda yapılıyordu: hayvan, tahıl vb... Üreti-
ciler arasında değişim, düzenli bir görüngü haline gelmişti. Ama
değişim sürdürülürken, giderek artan bir biçimde, birçok kişinin
aynı metaya sahip olmak istedikleri görüldü. Davar, kendiliğin-
den böyle bir meta olmuştu. Diğer birçok meta ile kıyaslanır ve
değiştirilirdi. Örneğin:
=40 kg. tahıl

{ =20 metre bez
1 koyun
=2 balta
=3 gr. altın vb.

Bir meta değerinin, başka bir metaın değeri ile belirlenebi-
lir hale gelmesi, değerin tam ya da gelişmiş biçimidir.

Değerin Genel Biçimi

Meta üretimi ve değişimin gelişmesi ile, en çok talep edi-
len, kar getirici bir meta ortaya çıkmaya başladı. Bütün metaların
kendi değerleri bu metada belirlenmeye başlandı. Diğer birçok
metaın değerinin belirlenme aracı olarak kullanılan meta, bir ge-
nel eşdeğerdir, yani bu, karşısındaki meta ne olursa olsun, değeri
özdeş olan bir meta demektir. Genel eşdeğerin ortaya yıkmasıy-
la, gelişmiş değer biçiminden, şu şekilde açıklanabilen değerin
genel biçimine geçilir.

40 kg. tahıl=

{
20 metre bez=
1 koyun
2 balta=
3 gr. altın vb. =

Değerin genel biçimine geçiş, metaların dolaşımına ola-
nak verdi. Şimdi her değişim işlemi iki aşamaya bölünmüştür:
satış ve alış. Bununla birlikte, bu aşamada, genel eşdeğerin rolü,
henüz tek bir metaya özgü değildir. Bu rol, bölgelere göre, davar
ile, tuz ya da kürk vb. ile yerine getiriliyordu.
Meta üretiminin çoğalması ve değişimin genişlemesi, tek
bir eşdeğerin kabulünü zorunlu kıldı, çünkü genel eşdeğer olarak
kullanılan metaların birbirinden farklı olmaları, değişimin
gelişmesini zorlaştırıyor, genişleyen pazarın gereksinmeleriyle
çelişkiye düşüyordu. Bu çelişki, değerli madenler olan altına ve
gümüşe, gittikçe artan şekilde, genel eşdeğerlik rolü verilerek
çözümlendi.

Değerin Para Biçimi

Genel eşdeğerin rolü, örneğin, altın gibi bir metayla bağla-
nınca, aşağıda belirtilmiş olan değerin para biçimi ortaya [sayfa 56]
çıkmıştır:
40 kg. tahıl =

{
20 metre bez =
3 gr. altın
2 balta =
1 koyun =

Değerin para biçimine geçişi, zanaatçılığın tarımdan ayrıl-
dığı ikinci büyük toplumsal işbölümünden sonra olmuştur. Altın
ve gümüş, (türdeş oluşları, bölünebilmeleri, hacimlerinin küçük
oluşları vb. gibi) ortak özellikleri dolayısıyla, genel eşdeğer haline
gelmişler ve paraya dönüşmüşlerdir.
Para, toplumsal görevi, diğer bütün metaların değerini be-
lirlemekten ibaret olan belirli bir metadır. Paranın ortaya çıkışıyladır
ki, bütün metaların değerleri, para ile ölçülmeye başlanmıştır.

4- PARA

Para, Niteliği ve Görevleri


Para, meta üretiminin ve değişiminin tarihsel gelişme süreci
içinde kendiliğinden ortaya çıktı. En basitinden başlayarak değer
biçimlerinin gelişmesi, değerin para biçimini ve parayı ortaya çı-
kardı.
Para olarak altın, gümüş, işlenmiş madenden para ve ka-
ğıt para kullanılır. Aina bu para ortaya bir anda çıkıvermemiştir,
uzun bir evrimin ürünüdür. Başlangıçta, en sık değişilen meta,
para sa- yılıyordu. Çeşitli halklarda ve çeşitli çağlarda, hayvan
derileri, davarlar, bakır, tahıl, tuz vb. para olarak kullanılmışlardır.
Değişimin gelişmesiyle paranın rolünü oynadılar. Zamanla ve meta
ekonomisinin gelişmesi sonucu, bu para rolü altına geçti. 19uncu
yüz-yılda, altın para, ülkelerin salt çoğunluğunda kullanılıyordu.
İlerlemiş bir meta ekonomisinde, para birçok görevler [sayfa
57] yapar: metaların değer ölçüsü, dolaşım aracı, birikim ya da
servet biriktirme, ödeme aracı ve hatta evrensel para. Şimdi, bun-
lardan herbirinin görevlerini inceleyelim.
Değer ölçüsü, paranın başlıca görevidir, bu görev esas ola-
rak, bütün metaların değerini ölçmekten ibarettir. Bu görevi yeri-
ne getirebilmesi için, paranın kendisi, bir değere sahip olmalıdır.
Nasıl ki, bir cismin ağırlığı, ancak bir başka ağırlıkla ölçülebiliyor-
sa, bir metaın değeri de, ancak bir değer taşıyan başka bir meta
ile ölçülebilir.
Bir metaın değeri, altın ile ölçülür. Metada belirli bir fiyat
saptanırken, meta sahibi, metaın değerini, düşüncede, ya da
Marxın dediği gibi, ideal olarak altınla belirler. Metaı, belli bir
miktarda altınla kıyaslamak, ancak yaşayan gerçeklikte müm-
kündür, çünkü altın değeri ile, ele alınan bir metaın değeri arasın-
da, daima belirli bir ilişki vardır. Bu ilişkinin temelinde, metaın
üretiminde olsun, altının üretiminde olsun, toplumsal bakımdan
gerekli-emek bulunur.
Metaın, para olarak belirlenen değerine, o metaın fiyatı
denir. .iyat, meta değerinin para olarak ifadesidir.
Metaların kendi değerleri, belirli bir miktarda altın ve
gümüşle belirlenir. Bu paranın miktarı ölçülebilmelidir. Gümüş
madeninin belli bir ağırlığı, paraya özgü ölçü birimidir. Örneğin
Birleşik Amerikada para birimi dolardır. İngilterede sterlin,
.ransada franktır. Ölçüde kolaylık olması için para birimi parça-
lara bölünmüştür: dolar, 100 sent; frank, 100 santim; sterlin, 20
şilin; şilin, 12 peni; (lira, 100 kuruş).
Para birimi ve onun bölümleri, fiyatların ölçüsü olarak kul-
lanılır.
Paranın ikinci görevi de; dolaşım aracı olarak kullanılması-
dır.
Para ortaya çıkmadan önce, basit değiş-tokuş (trampa) uy-
gulanırdı, yani bir nesne, başka bir nesne ile doğrudan değişilirdi.
Paranın kullanıldığı andan başlayarak, bir metaın başka bir meta
ile değişilmesi, gümüş aracılığıyla yapıldı. Önce bir meta, para
karşılığı satılır sonra da para ile başka [sayfa 58] bir meta satın alınır.
Meta değişiminin para aracılığıyla yapılmasına meta dolaşımı adı
verilir (meta-para-meta). Ama meta, alıcıya geçince, dolaşımın
durduğunu, oysa paranın dolaşım alanında sürekli olarak kaldı-
ğını, yani onun elden ele geçtiğini belirtelim. Metaların dolaşımın-
da, paranın, aracı olarak kullanılması böyledir, o bir dolaşım ara-
cıdır. Bu görevi yerine getirebilmesi için paranın kullanılabilir ol-
ması gerekir.
Başlangıçta, metaların değişiminde, para, altın ve gümüş,
külçeler şeklinde aracılık ediyordu. Ama bu bir yığın engelleri de
beraberinde getiriyordu. Onları her defasında tartmak, parçala-
mak, ayarını saptamak gerekiyordu. Bunun içindir ki altın ve gü-
müş külçelerinin yerini, yavaş yavaş basma tekeli devlette bulunan
paralar aldı. Para, belirli miktarda maden içeren, biçimlendirilmiş
bir külçedir.
Paralar, dolaşım sırasında kullanıla kullanıla kendi değer-
lerinden kaybederler. Bununla birlikte, görülegeldiği gibi, kullanı-
la kullanıla aşınan paralar da tam değerine eşit işler görürler. Bu
durum, dolaşım aracı olarak paranın alıcı ya da satıcı elinde uzun
zaman kalmamasıyla açıklanır. Meta üreticisi, eline geçen para-
nın değerini kaybedip etmediği konusu üzerinde durmaz. Kendi-
sinin gereksinme duyduğu metaları satın almak üzere hemen
kullanır. O halde, dolaşım aracı olma görevi, değeri az olan ma-
deni paralarla ve hatta kağıt paralarla da yerine getirilebilir.
Meta ekonosininin gelişmesiyle, para, biriktirme aracı ya
da servet biriktirme aracı olma görevini de yerine getirir. Para,
zenginliğin evrensel simgesidir. Ona sahip olmak, herhangi bir
metaya sahip olmak olanağını verir. Üreticiler, daha sonra gerek-
sinme duyacakları metaı satın almak için parayı tasarruf edip
biriktirirler. Bu görev ancak tam değerinde bir para ile, para ya da
altın ve gümüş nesnelerle yapılır.
Para, ödeme aracı olarak görev yapar. Metalar, her zaman
peşin satılmaz. Alım ve satım, farklı bir ödeme ile kredili de olabi-
lir. Kredili alındığında, alıcı peşin ödemeden [sayfa 59] metaın sahibi
olur. Bu takdirde ödeme, belirli bir tarihte yapılmak üzere saptan-
mıştır ve ödeme zamanı gelince para alıcıdan satıcıya geçer. Para,
ödeme aracı olma görevini burada yerine getirmiştir. Örneğin,
ilkyazda demirci, köylüye gereksinme duyduğu bir saban yapmış-
tır. Ama köylünün parası yoktur. Ve ancak güzün, ürününü kaldı-
rıp sattığı zaman parası olacaktır. Bu koşullarda köylü, sabanı
ancak kredili alabilir, yani borç güzün ödenecektir. Para, vergile-
ri, toprak rantını, vb. ödemek için de, ödeme aracı görevi yapar.
Dolaşım aracı ve ödeme aracı olarak, paranın görevi me-
taların dolaşımında kaçınılmaz olan para kitlesini (miktarını) be-
lirleyen yasayı açıklığa kavuşturmaya da olanak sağlar.
Bu para miktarı, 1 dolaşımda bulunan meta fiyatlarının top-
lamına, 2 paranın devir hızına bağlıdır. Para dolaşımı hızı arttıkça,
devri sağlamak için gerekli para azalır, ya da tersi olur. Örneğin,
yılda 100 milyar dolarlık meta satılırsa ve her dolar ortalama ola-
rak 50 devir yaparsa bütün meta kitlesinin dolaşımını sağlamak
için:
para kitlesi=meta fiyatlarının toplamı/para devrinin hızı
=100 milyar dolar/50=2 milyar dolar
Kredi sayesinde, kredili satılan meta fiyatları tutarı ve den-
gelenmiş ödemeler tutarı kadar, para gereksinmesi azalır. Para
dolaşımı yasası, metaların dolaşımı için zorunlu olan para kitlesi-
nin, para devirlerinin ortalaması ile bölünmüş olan meta fiyatları
toplamına eşit olması gerekliliğinden ibarettir. Metaların toplam
fiyat tutarından krediyle satılan metaların fiyatı tutarı ile peşin
satılanların tutarını düşmek ve buna vadesi gelen ödemelerin
tutarını eklemek gerekir.
Bu yasa, meta üretim ve dolaşımının yapıldığı bütün top-
lumsal kuruluşlarda geçerlidir.
Sikke, evrensel para görevini de yerine getirir. Dünya paza-
rında sikke, Marxa göre, ulusal üniformasından soyunur ve para
görünüşünde değil, ama ilk görünüşü ile, yani altın [sayfa 60] ya da
gümüş külçeler olarak ortaya çıkar. Dünya pazarında, ülkelera-
rası değişimlerde, altın, bir satınalma, evrensel bir ödeme aracı,
toplumsal zenginliğin evrensel simgesidir.
İşte paranın görevleri bunlardır. Bu görevler, kendi arala-
rında, birbiriyle organik olarak bağlanmışlardır ve değişik biçim-
ler altında, genel eşdeğer olarak sikkenin niteliğini gösterirler.
Sömürü üzerine kurulmuş toplumsal yapılarda (kölecilik-
te, feodalitede, kapitalizmde) sikke, sınıfsal bir niteliğe bürünür, o
bir sömürü aracıdır.

Altın ve Kağıt Para
Enflasyon


Kağıt para, devlet tarafından çıkarılmış bir para şeklidir,
dolaşım ye ödeme aracı görevlerinde, altının yerini tutar ve onu
temsil eder. Kağıt paranın aslında uygun bir değeri yoktur ve bu-
nun sonucu olarak, metaların değerini ölçme görevini yapamaz.
Kağıt para, ilk kez Çinde ortaya çıktı. Amerikada 17inci
yüzyıl sonunda, .ransada 18inci yüzyıl başlarında, Rusyada, ise
1769da çıkarıldı.
Çıkarılan kağıt para, miktarı ne olursa olsun, ancak değişimi
sağlamak için, gerekli altın miktarının değerini temsil eder. Eğer,
çıkarılan kağıt para miktarı, dolaşım için gerekli olan altın mikta-
rına tekabül ediyorsa, kağıt paranın satın alma gücü ile altın para-
nın satın alma gücü arasında uygunluk vardır. Genel olarak, bur-
juva devlette, gelirler giderlerden düşük olduğundan, ek kağıt
para çıkarma yollarına (emisyona) başvurulur. Bu durum, özel-
likle savaş, bunalım ve diğer kargaşa dönemlerinin ayırıcı özel-
liğidir. Kağıt para bu yüzden sarsıntı geçirir.
Örneğin, metaların dolaşımı için, her altının karşılığı bir
dolar olmak üzere, 5 milyarlık altın para gerekli olsun. Devlet, 5
milyar kağıt dolar çıkardı. Bu, her bir doların bir altın parayı temsil
ettiğini gösterir. Ticari değişim hacminin aynı [sayfa 61] kaldığını ka-
bul edelim, ama devlet, 5 milyarlık kağıt dolar daha çıkarmış
olsun. Şimdi, 1 altın para, 2 kağıt doları temsil eder, ve bu 2 dolar-
la, önceden ancak 1 dolarla alınabilen meta satın alınabilir. Kağıt
para, sarsıntı geçirmiş, satınalma gücü düşmüştür.
Bu sürecin adına, enflasyon denir. Enflasyon, kendisiyle
birlikte meta fiyatlarının yükselmesini birlikte getirir. Bununla bir-
likte, enflasyon dönemlerinde, kapitalist ülkeler emekçilerinin üc-
ret ve gelirleri de bir artış gösterir; bu artış, asla eşya fiyatlarının
artışı oranında olmaz. İşte bunun içindir ki, emekçi yığınlar daha
fazla yoksullaşır.
Belli bir aşamada, enflasyon, ülke ekonomisini ağır bir çö-
küntüye sürükler. Normal para dolaşımını yeniden yoluna koya-
bilmek için çeşitli yöntemler vardır. Parasal reform yöntemlerin-
den biri, sarsıntı geçiren parayı, daha az miktarda yeni bir para ile
değiştirmekten ibarettir (devalüasyon).
Parasal reformların uygulanma biçimleri ve içeriği, ege-
men sınıfın çıkarına uygun olarak, burjuva devlet tarafından sap-
tanır. Burjuvazi tarafından yapılan parasal reformlar, halk yığın-
larının yaşam düzeyini daha da düşmesi sonucunu verir.

Kredi-Para

Paranın ödeme aracı olarak görevi, kredi-paranın kaynağı-
dır. Emre yazılı senet (bono), bu paranın en basit biçimidir. Bono,
belirli bir para miktarının belirtilen tarihte ödenmesini taahhüt
eden, geçerli bir biçime göre yazılmış yükümlülüktür. Meta alım-
satımı sırasında elden ele geçen bono, para yerine geçer.
Önceleri, basit bir poliçe, yani meta alıcısı tarafından imza
edilmiş bir senet, kredi-para yerine geçiyordu. Ama bu senet,
sınırlı bir çevrede geçerliydi, çünkü bu, ancak, imza sahibini ta-
nıyanlar tarafından kabul ediliyordu. Daha sonra bu senetler bir-
çok bankalar tarafından kabul edilir ve kırılır oldu. Başlangıçta
banka, buna karşılık banknot adı verilen [sayfa 62] kendisine ait borç
senetleri çıkarıyordu. Banknotlar bir banka adına çıkartılan se-
netlerdi. Onların yararı, bu senetler karşılığında, onu taşıyan kim-
senin istediği anda bankadan para çekebilmesidir.
Banknotlar, altın ya da başka bir madeni para karşılığında
değişilebilirdi. Tıpkı altın paralar gibi işlem görürler ve değerlerini
kaybetmezlerdi. Kapitalizmin gelişmesiyle, dolaşımda bulunan al-
tın miktarında nispi bir azalma oldu. Altın, para basmaya yetkili
merkez bankaları tarafından, yedekler biçiminde toplandı. Bank-
notlar, sonra da kağıt paralar, dolaşımda altının yerini aldılar. Baş-
langıçta banknotlar, genel kural olarak, altın karşılığı değişilebilirdi,
sonra bundan vazgeçildi. Bu durum banknotlarla kağıt parayı ha-
tırı sayılır ölçüde birbirine yaklaştırdı.


5- DEĞER YASASI, META ÜRETİMİNİN
EKONOMİK YASASI


Üretimde Rekabet ve Anarşi

Özel mülkiyetin egemen olduğu bir rejimde, meta üretimi,
anarşi içinde yapılır. Böyle bir rejimde, üreticilere üretilmesi gere-
ken metaların cinsini ve miktarını gösterecek hiçbir organ yoktur
ve böyle bir organ olamaz da. Üreticiler ve işletmeler, kendi üre-
timlerini, başka işletmelerle ve tüketicilerle uyumlu hale getire-
mezler. Anarşi işte buradadır, yani plansız, düzensiz bir üretim
yapılmasındadır.
Daha iyi üretim ve pazarlama koşulları sağlama uğruna,
daha fazla kar elde etme uğruna, özel üreticiler arasında yürütü-
len rekabet ve savaşım, üretimdeki anarşiyi şiddetlendirmektedir.
Üretimde rekabet ve anarşi, özel mülkiyet üzerine kurulan meta
üretiminin yasasıdır. Her üretici köylü, zanaatçı, kapitalist (elbet-
te kapitalistin kendisi meta üretmez, ama pazarda üretici olarak
boygösterir) meta satışından, mümkün olan karı sağlamaya
çalışır. Ama üretici, üreteceği metadan ne kadar talep edileceğini
önceden doğru olarak kestiremez. Bildiği yalnızca, o metaya tale-
bin geçen [sayfa 63] sefer yüksek olduğudur, ve o metadan; olabil-
diğince çok üretmeye çalışır. Ama diğer üreticiler de aynı şekilde
hareket ederler. Sonuç: herkesin, kendi mahvına, kendi felaketi-
ne çalışmasıdır. Çok kez, herhangi bir metaın, talebi büyük ölçü-
de aşan miktarda üretilmiş olduğu görülür.
Üretim araçlarının özel mülkiyetinin yürürlükte olduğu bir
toplumda üretim nasıl düzenlenir? Değer yasası ile düzenlenir.

Değer Yasası

Değer yasası, meta üretiminin ekonomik yasasıdır; değer
yasasıyla, metaların değişimi, onların üretimleri için toplumsal
bakımdan gerekli-emek miktarına göre gerçekleşir. Başka bir
deyişle, değer yasası, metaların birbirleriyle değişiminin, bir değere
göre yapıldığı anlamına gelir. Bu demektir ki, değişimi yapılan
metalar, eşit miktarda toplumsal bakımdan gerekli-emek içerir-
ler. Bundan dolayıdır ki, bir metaın fiyatı (fiyatın, değerin para
biçiminde ifadesi olduğunu anımsayalım) kendi değerine teka-
bül etmelidir. Bununla birlikte, gerçekte, arz ve talebin etkisi ile;
şu ya da bu metaın fiyatı, değerinin altında veya üstünde olabilir.
Bilindiği gibi, şu ya da bu meta, pazarda az bulunabilir; talebin
arzdan fazla olması, meta fiyatını daha da yükseltir. Bunun tersi
de olur. Bu olayda, değer yasasının bir rolü olmadığı kabul edile-
bilir mi? Hayır. Nasıl olursa olsun, bir yasanın etkisi ancak, çok
sayıda olguların incelenmesiyle anlaşılabilir. Herhangi bir metaın
uzun bir dönem içindeki fiyatları tahlil edilirse, artma ve düşmele-
rin birbirlerini dengeledikleri ve ortalama fiyatların değer ile
uyuştukları görülür.
Üretim araçlarının özel mülkiyeti üzerine kurulmuş olan
meta toplumundaki düzensizliğe, üretim anarşisine karşın, çeşitli
ekonomik dallar arasında, zaman zaman bir denge, ve belli bir
orantı kurulabilir. Meta ekonomisi, bunu, üretimin düzenleyicisi
olarak araya giren ve pazardaki rekabet yoluyla etkide bulunan
değer yasasına borçludur. Engels göstermiştir [sayfa 64] ki, ... meta-
larını birbirleriyle değişen bir üreticiler toplumunda rekabet, meta
üretiminin değer yasasını harekete getirmekle, o koşullar içinde
mümkün olan biricik toplumsal üretim örgütünü ve düzenini sağ-
lar. Bireysel meta üreticilerinin, toplumun nelere, ne miktarlarda
gereksinme duyup duymadığını görebilmelerini sağlayan tek şey,
ürünlerin değerlerinin altında ya da üstünde fiyat bulmalarıdır.*
Üretim araçlarının özel mülkiyet şekli üzerine kurulmuş
olan meta üretiminde, değer yasasının etkisi şu şekilde kendini
gösterir:
1- Değer yasası, üretim araçları ve farklı üretim dalları ara-
sında emek-gücü dağılımını kendiliğinden düzenler.
Toplumsal işbölümü, üretim dalları arasında çok açık bir
oranlılık ister. Bu oranlılığın eksikliği halinde, üretim, normal ola-
rak, varlığını sürdüremez. .iyatların değişikliği ve, sonuç olarak,
üretimin daha çok ya da daha az yararlılığı, üretim araçları ile
emeğin şu ya da bu üretim dalına akmasına, şu ya da bu üretim

* Engels, Birinci Almanca Baskıya Önsöz, K. Marks, .elsefenin Sefaleti,
Ankara 1992, s. 18.


dalından çekilmesine neden olur.
Bu konuda M. İlinin Büyük Bir Planın Tarihi adlı yapıtın-
dan çarpıcı ve nükteli bir özet aktarıyoruz: Yazar, değer yasasının
meta üretimini, özellikle kapitalist üretimi nasıl düzenlediğini ben-
zetmelerle dolu bir üslupla gösterebilmektedir.
Mister .ox bir milyon dolara sahip bulunmaktadır. Para
pasif kalmamalıdır. Mister .ox gazetelere başvurur, dostlarına
danışır, sabahtan akşama kentten kente koşan, her tarafı gözal-
tında bulunduran ve her taraftan sorup soruşturan ajanlar tutar.
Mister .ox parasını nereye yatırmalı?
Ensonu, işte sana iş! Şapkalar! İşte yapılması gereken şey!
Şapka satışı iyi gidiyor, bu yüzden insanlar zengin oluyor.
Artık düşünmeye gerek yok. Mister .ox bir şapka fabri-
kası kurdurur.
Aynı fikir, aynı zamanda, Mister .oxun da aklına [sayfa 65]
gelmiştir, Mister Kroxun da, ve hatta Mister Noxun da. Ve hepsi
aynı anda şapka fabrikaları kurarlar.
Altı ay sonra, ülkede birçok yeni şapkacı dükkanı görül-
mektedir. Mağazalar kartonlarla doldurulur. Depolar kartonlardan
taşacak hale gelmiştir. Her yerde tabelalar, reklamlar, afişler; şap-
kalar, şapkalar, şapkalar. Ve fabrikalar tam randımanla çalışma-
larını sürdürmektedirler.
Ve işte ortaya çıkan bu durumu ne M. .ox, ne M. Nox, ne
M. Krox önceden görebilmişlerdi. Halk şapka satın almaz oldu.
M. Nox fiyatları 20 sent, M. Krox 40 sent düşürdü. M. .ox, tek bu
yükten kurtulma uğruna şapkalarını zararına satıyor.
İşler daha da kötüleşti...
... Ve birdenbire, stop! M. .ox fabrikasının faaliyetine son
verdi. İki bin işçiye yol verildi, beğendikleri yere gidebilirler. Ertesi
gün M. Noxun fabrikası durur. Sekiz gün daha geçer, bütün
şapkacılar stop etmişlerdir. Binlerce işçi boşta kalmıştır. Yeni ma-
kineler paslanmaya başlıyor. İşletme binaları enkazcılara satıl-
mıştır.
Aradan bir yıl, iki yıl geçti. Noxtan, .ox ve Kroxtan satın
alınan şapkalar eskidiler. Halk yeniden şapka satın almaya ko-
şuldu. Mağazalar boşaldı. Tozlu kartonlar yüksek raflardan çıka-
rıldı. Şapka yok. .iyatlar yükseliyor.
Mister .ox artık yoktur, ama bu kez de bu tatlı işe Mister
Boudl adında bir zat girişir: bir şapka yapımcılığı. Ama aynı fikir,
başka zeki ve becerikli insanların aklına da gelir: M. Boudl,
M..oudl, ve M. Noudl. Ve tarih yinelenir.*
2- Değer yasası, özel üreticileri, üretici güçleri geliştirmeye
isteklendirir. Bilindiği gibi, meta değerinin büyüklüğü, toplumsal
bakımdan gerekli-emek tarafından belirlenir. Avadanlıkları daha
yetkin ve emeği daha iyi örgütleyen üreticiler, metalarını, toplum-
sal bakımdan gerekli harcamalara oranla, daha az harcama ile
üretirler. Metaların satışı, toplumsal bakımdan gerekli-emeğe teka-
bül eden fiyatlarla yapılır. Bunun sonucu olarak, bu üreticiler faz-
ladan para alırlar [sayfa 66] ve zenginleşirler. Bu da başka üreticileri,
kendi işletmelerini teknik yönden yetkinleştirmeye zorlar. Böyle-
ce modern teknik izlenir ve toplumun üretici güçleri de gelişmiş
olur.
3- Belirli koşullarda, değer yasasının etkisi, kapitalist ilişki-
lerin ortaya çıkışına ve gelişmesine neden olur. Değerin çevresin-
de, pazar fiyatlarının kendiliğinden dalgalanması, ekonomik
eşitsizliği ve üreticiler arasında savaşımı şiddetlendirir. Rekabet,
kimi üreticiyi yıkıma ve kimi üreticiyi ortadan silinip kaybolmaya
ve diğer bazılarını da zenginliğe götürür. Değer yasasının etkisinin
sonu, üreticileri, burjuvazi ve proletarya olarak farklılaşmaya; sü-
rekli olarak artan toplumsal üretimin bir bölümünün bazı kapita-
listlerin ellerinde toplanmasına, diğer bazılarının da yıkımına varır.

Metaın .etiş Niteliği

Daha önce de belirttiğimiz gibi, özü bakımından toplumsal
olan her üreticinin emeği, şeklen özel emek olarak görünür. Eme-
ğin toplumsal niteliği, üreticiler arasındaki toplumsal bağlar, üre-
ticilerin birbirine karşılıklı bağımlılıkları, ancak pazarda, meta de-
ğişiminde ortaya çıkar ve kendilerini gösterirler. Burada, birbirle-
riyle ilişki kuranlar, sanki insanlar değil de metalarmış gibi gelir
insana. Bu durum karşısında insanlar arasındaki toplumsal iliş-
kilere önayak olan ve insanlar arasındaki toplumsal ilişkileri yo-

* M. İlkin, Büyük Bir Planın Tarihi, Moskova-Leningrad 1936, s. 7-9.

rumlayan metalardır. Üreticilerin ellerinden çıkan nesne bir kez
pazara gelip öteki metalarla ilişkiler kurulunca denilebilir ki sahi-
bine itaat etmeyen başka bir yaşam sürmeye ve hatta kaprisli bir
yaşama başlar. Örneğin bugün 20 dolara bir çift ayakkabı ertesi
gün yalnızca 15 dolar eder. Daha ertesi gün ise ayakkabılara el
bile süremezsiniz. Bir süre sonra öyle adamlar çıkar ki, bir çeşit
ayakkabının üzerine heyecanla, nefesleri kesilircesine atılırlar ve
onun için çılgınca para ödemeye hazırdırlar.
Pazarda, metaın sürdüğü bu bağımsız ve raslansal yaşam,
metaı, kendisine bu özel nitelikleri kazandıran insanlara [sayfa 67]
tamamıyla yabancılaştırır. Orada gerçekte varolan toplumsal
ilişkiler, üretim ilişkileridir. İnsanlar, pazarda, ancak metalar arasın-
daki ilişkileri görürler. Aslında insanlar arasındaki ilişkiler, nesne-
ler arasındaki ilişkilerin gerisinde maskelenmiş olarak bulunurlar.
Üretim araçlarının özel mülkiyeti üzerine kurulmuş, meta
ekonomisine özgü olan üretim ilişkilerinin bu şekilde maddeleş-
mesine Marx, metaın fetiş niteliği adını verir.
Meta üretimi geliştikçe, metaın fetiş niteliği de yayılır ve
yeğinleşir. Paranın ortaya çıkmasıyla bu fetiş nitelik en gelişkin
şekle, para fetişizmi şekline bürünür. Her şeyi satın alacağım,
der, altın. Ve bu da, insanların gözüne paranın, altının doğal bir
özelliği gibi görünür. Gerçekte ise, altının bu özelliği, belli toplum-
sal ilişkilerin, meta üretimi ilişkilerinin sonucudur.
Metaın fetiş niteliğinin gizi ilk kez, Karl Marx tarafından
açıklandı. Üretim araçlarının özel mülkiyetinin ortadan kalkmasıy-
la, metaın fetiş niteliği de kaybolacaktır.
che_1955 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20-08-2007, 15:37   #2 (permalink)
Aktif Üye
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Üye No: 562
Mesajlar: 94
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 271
101 Mesajina 324 Tesekkür Aldi
Standart

Serbest rekabet ortaminda burjuva sinifi daha genis pazari elde etmek icin turlu oyunlara girer, yeni bilim alanlari uretir.Mesela bir konfeksiyon urunun pazarda daha rabet gormesi icin cinsel temalarin on planda kullanildi.Insan ihtiyacindan ote kadinlar ve guzellik bir "Meta" haline geldi.buna bagli olarak yeni uretim alanlari olustu,"Kozmetik", "estetik cerrahi" gibi.Bu uretim alanlarini genisletmek icin yeni bilimler uretildi " Kozmetik kimya bilimi" , "estetik cerrahi" vb...

soru-1, Insan ihtiyaclarini belirleyen biyolojik ihtiyaclarin yani sira "Kultur yapisi ve ust yapi" da etkilimidir ? Veya "cinsel somurunun" yine insanlarin biyolojik ihtiyacindan dogan bir meta oldugunu diyebilirmiyiz?

Soru-2 Ozel mulkiyet kalktiginda, rekabet ortami olmadigindan , rebaket kosullarindan dogan meta uretiminin( Guzellik, kozmetik urunleri) ve bunlarin biliminin ( Kozmetik kimya ve estetik cerrahi gibi) durumu ne olacak?

Soru-3 Nasil ki hala feodal duzenin kultur yapisinin izleri hala hakim, yine sosyalist ekonomide kapitalist uretimin dogurdugu bu kulturu sosyalist ekonomide izlerini gorebilirmiyiz , sosyalist uretiminde etkisi olurmu?
__________________
Gunes battigi zaman,
arazide bulusacagiz
AK-47 ve bazukalarimizla!

Konu amele tarafından (20-08-2007 Saat 15:38 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Yanlis terim kullandim.
amele isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
amele Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Alt 20-08-2007, 16:03   #3 (permalink)
bruno
Misafir
Kullanıcı Bilgileri
 
Üye No:
Mesajlar: n/a
Teşekkür Grafikleri
Standart

Marx'ın bir sözü var, diyor ki "kapitalist gölgesini satamadığı ağacı keser". Bundan anlıyoruz ki gölgesini satabildiklerini kutsuyor ve güzellik de satabildiği "gölge"lerden birisi.

Güzellik, felsefenin estetik kategorisi ile ilgilidir. Aslında bir meta değildir ama kapitalist sistem onu metalaştırmaktadır, sizin de belirttiğiniz gibi reklamla, modayla, çeşitli suni pazarlar yaratmaktadır. Güzellik üzerinden kazanç sağlamaktadırlar, bizim açımazdan da onu çirkinleştirmektedirler.

Kapitalist sistemin güzellikle ilgili yarattığı bu kültürün bu sistem sonrasında da devam edeceğini sanmıyorum. "Sıfır beden" olabilmek için diyet yapıp da soluğu hastanede alan genç kızlarımız bu sistemin kültüründen beslendikleri için böyle davranmaktadırlar. Yani bence bu saçmalıkların ömrü sistemin ömrü kadardır.
  Alıntı ile Cevapla
Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
amele (20-08-2007)
Alt 20-08-2007, 16:34   #4 (permalink)
Aktif Üye
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Üye No: 562
Mesajlar: 94
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 271
101 Mesajina 324 Tesekkür Aldi
Standart

Guzellik sadece bir ornekti.Tamam guzellik demeyelim.Aslinda dedigin gibi insan ihtiyaclarindan ote sadece urunu pazarlayabilmek icin yeni metalar , yeni urunler ortaya koyuyor.Mesela bir cep telefonu dusunelim.bugun ozellikleri renkli ekran,1 Megapixel kamerasi olsun.Pazarda rekabetten dolayi baska bir uretici kisa bir sure sonra yeni bir telefon cikariyor.Bu sefer kamerasi 1;3 megapixel.

Aslinda cep telefonuna aktarilan bu ozellik insan ihtiyaci degil.Tipki baska uretim alanlarinda guzellik temasinin kullanildigi gibi burdada baska bir teklonojiden yararlanilmis.ve rekabet ortami bu yeni teklojiyi surekli gelistirmeye zorlamis.Ve bu rekabet kamera teklonijisinin gelismesine ivme vermistir.Yine buna benzer olarak yeni ceptelefonlari , yeni yazilimlar, rekabetten dolayi daha baska teklonojilerin gelisimine ivme (bilgisayar teklonojisi, kamera teklonijisi vs ...)kazandiriyor.

Serbest rekabetin kalktigi kosullarda, bu yeni teklonoji alanlarinin durumu ne olacak.Tipki kozmetik sanayi gibi sonecekmi sizce ?
__________________
Gunes battigi zaman,
arazide bulusacagiz
AK-47 ve bazukalarimizla!
amele isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Geri git   Sosyalist Forum > FORUM KÜTÜPHANESİ > Okuma Grupları

Heberi Paylaş

« önceki Konu | sonraki Konu »


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ekonomİ Polİtİk che_1955 Okuma Grupları 1 04-08-2007 21:32


08:04



Powered by vBulletin® Version 3.8.0 Release Candidate 2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.


SosyalistForum.Org Kategori Arşiv Görünümü
1, 2, 5, 6, 7, 10, 282, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 332, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 188, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 60, 68, 58, 59, 69, 61, 62, 209, 163, 66, 67, 104, 70, 71, 72, 76, 74, 75, 105, 78, 79, 80, 81, 252, 158, 122, 99, 100, 101, 102, 103, 106, 107, 108, 109, 110, 126, 251, 250, 248, 124, 120, 121, 123, 125, 127, 128, 129, 130, 169, 131, 132, 133, 153, 151, 152, 156, 187, 157, 155, 160, 161, 159, 166, 162, 167, 168, 199, 170, 261, 177, 179, 180, 189, 190, 191, 192, 193, 207, 197, 194, 195, 200, 201, 204, 202, 206, 208, 212, 211, 213, 214, 215, 217, 219, 220, 223, 222, 224, 225, 249, 227, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 260, 262, 265, 266, 267, 269, 268, 270, 272, 271, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 283, 284, 285, 289, 287, 288, 291, 292, 293, 294, 295, 297, 296, 308, 298, 299, 300, 301, 302, 303, 304, 321, 323, 320, 322, 306, 307, 309, 310, 314, 317, 318, 319, 324, 325, 330, 326, 329, 328, 331, 333, 336, 335, 334, 337, 338, 339, 342, 343, 344,