Anasayfa İlke ve Kurallar Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   Sosyalist Forum > İLKE VE KURALLAR > İLKE VE KURALLAR
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Social Groups Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Komünist Parti Manifestosu
Cevaplar
16
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
8089
Önceki Konu
önceki Konu

Yeni Konu aç  Konu Kapatılmıştır
 
LinkBack (3) Konu Araçları Stil
Alt 17-11-2008, 14:46   #11 (permalink)
Yönetici SF
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Üye No: 65
Mesajlar: 208
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 30
159 Mesajina 1.362 Tesekkür Aldi
Standart

Açıklayıcı notlar

[1] Komünist Parti Manifestosu, Komünist Birliğin programı olarak, bu örgütün İkinci Kongresinin (Londra, 29 Kasım-8 Aralık 1847) talimatı uyarınca Marx ve Engels tarafından yazıldı.
Kongre hazırlıkları sürerken Marx ve Engels, nihai program belgesinin bir Parti Manifestosu biçiminde olmasına karar verdiler. O dönemin gizli dernekleri için olağan olan ve "Komünist İman Yemini Taslağı" ve Komünizmin İlkeleri'nde görülen ilmihal biçimi, yeni devrimci dünya görüşünün eksiksiz ve özlü bir biçimde açıklanması için, proleter hareketin amaçlarının ve görevlerinin etraflı bir biçimde formüle edilmesi için uygun değildi.
Marx ve Engels, kongrenin hemen ardından, Londra'da, Manifesto üzerinde çalışmaya başladılar ve bu çalışmalarını Marx'ın Brüksel'e döndüğü 13 Aralık'a kadar sürdürdüler. Dört gün sonra Engels'in de Brüksel'e gelmesiyle (17 Aralık) tekrar çalışmaya başladılar. Engels'in Aralık sonunda Paris'e gitmesinden 31 Ocak'taki dönüşüne kadar, Marx, Manifesto üzerinde tek başına çalıştı.
Komünist Birlik Merkezinin sıkıştırmalarıyla Marx, 1848 Ocak ayının hemen tamamını yoğun bir biçimde bu çalışmaya ayırdı. Ocak sonunda elyazması Alman İşçileri Eğitim Derneğinin Komünist Birlik üyesi ve Alman mültecisi J. E. Burghard'ın sahibi olduğu basımevinde basılmak üzere Londra'ya gönderildi.
Marx'ın elyazısıyla yazılmış III. Bölüme ilişkin plan taslağı dışında Manifesto'nun elyazmaları kayıptır.
Manifesto'nun baskısı 1848 Şubatının sonunda bitti. 29 Şubatta Eğitim Derneği basım masraflarını karşılamayı kararlaştırdı.
Manifesto'nun ilk baskısı koyu yeşil bir broşürdü. Nisan-Mayıs 1848'de bir yeni baskısı yapıldı. Bu baskı 30 sayfa tutuyordu ve birinci baskıdaki tashih hataları burada düzeltilmiş ve noktalama da geliştirilmişti. Bu metin daha sonraki onaylı basımlar için Marx ve Engels tarafından esas alınmıştır. 1848'in Mart ile Haziran ayları arasında, Manifesto, Alman mültecilerine ait demokratik bir gazete olan Deutsche Londoner Zeitung'da basıldı. Manifesto'yu öteki Avrupa dillerinde yayınlama girişimleri daha o yıl başladı. Danimarka, Polonya ve İsveç dillerindeki baskıları 1848'de çıktı. O sırada yapılan Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca çevirileri yayınlanmadı. Nisan 1848'de, o sıra Barmen'de bulunan Engels, Manifesto'yu İngilizce'ye çevirmekteydi. Ama ancak yarısını çevirebildi. Manifesto'nun Helen Macfarlane tarafından yapılan ilk İngilizce çevirisi ancak yıllar sonra, Haziran ve Kasım 1850 tarihleri arasında, çartist bir yayın organı olan The Red Republican'da yayınlandı. Bu yayın organının editörü Julian Harney, bu yayına yazdığı önsözde ilk kez olarak Manifesto'nun yazarlarından sözetti. Bundan önce çıkan baskılarının hiç birinde ve daha sonraki birçok baskılarda yazarların isimleri yoktu.
Proletaryanın kurtuluş savaşımının 60'larda ve 70'lerde gösterdiği gelişme, Manifesto'nun yeniden basılmasını gerektirdi. 1872 yılında biriki küçük düzeltme ve Marx ve Engels'in 1871 Paris Komünü deneyiminden çıkardıkları bazı sonuçları içeren bir önsözle birlikte yeni bir Almanca baskısı çıktı. Bu ve bundan sonraki Almanca baskı (1883 ve 1890) Komünist Manifesto başlığını taşıyordu. 1870'de Manifesto Amerika'da ilk kez Woodhull & Claflin's Weekly'de yayınlandı.
Mikhail Bakunin'in yaptığı ve bazı tahrifatları içeren ilk Rusça baskısı 1869'da Cenevre'de çıktı. Bu baskıdaki hatalar, Georgi Plehanov'un çevirmiş olduğu ve marksizmin Rusya'da yayılmasına büyük önem veren Marx ve Engels'in özel bir önsöz yazmış oldukları 1882 Rusça baskıda giderilmiştir. Marx'ın ölümünden sonra Manifesto birkaç kez daha basıldı. Engels bunların hepsini okumuş ve 1883 Almanca baskıya ve Samuel Moore'un çevirdiği ve kendisinin de ayrıca gözden geçirip notlar eklediği 1888 İngilizce baskıya önsözler yazmıştır. 1888 İngilizce baskı Manifesto'nun İngiltere'de, Birleşik Devletler'de ve SSCB'nde daha sonra yapılan birçok İngilizce baskısında temel alınmıştır. 1890'da Engels yeni bir Almanca baskı hazırladı, buna bir önsöz yazdı ve birkaç not ekledi. 1885'de Le Socialiste, Manifesto'nun Marx'ın kızı Laura Lafargue'in yaptığı ve Engels'in okuduğu Fransızca çevirisini yayınladı. Engels ayrıca 1892 Lehçe, ve 1893 İtalyanca baskılara da önsözler yazmıştır.
Manifesto'nun bu ciltte yeralan metni Karl Marx, Frederick Engels, Collected Works (Progress Publishers, Moscow 1976, Vol. 6, s. 476-519), adlı yapıttan Türkçeye çevrilmiştir. Ayrıca, Karl Marx, Frederick Engels, Gesammelte Werke (Dietz Verlag Berlin, Bd. 4, s. 459-493) adlı yapıttan da yararlanılmıştır. Almanca metnin İngilizce metinden farklı olduğu noktalar, sayfa altında dipnot olarak gösterilmiştir. Progress Publishers'in saptadığı farklılıklar "-Ed" ibaresiyle, Türkçe çevirisi yapılırken saptanmış farklılıklar ise, "-ç." ibaresi ile belirtilmiştir
Manifesto'nun bu ciltte yer alan önsözleri, üç ciltlik Karl Marx and Frederick Engels, Selected Works (Progress Publishers, Moscow 1969, Vol. 1, s. 98-107) adlı yapıttan çevrilmiştir. Önsözler çevrilirken, bunların Bütün Yapıtları'nın Almanca baskılarında yayınlanmış Almancalarından da yararlanılmıştır (K. Marx, F. Engels, Op. cit., s. 573-590). [Bu Türkçe çeviri, Muzaffer Ardos tarafından yapılmıştır - Aralık 1976]
[2] Komünist Birlik — Marx ve Engels tarafından kurulan proletaryanın ilk uluslararası komünist örgütü; 1847'den 1850'ye kadar varolmuştur.
[3] Burada Fransa'daki 1848 Şubat Devrimine değiniliyor.
[4] "Red Republican - George Julian Harney'in 1850'de Hazirandan Kasıma kadar Londra'da çıkardığı haftalık bir çartist dergi. 21-24. sayılarında Manifesto'yu özetleyerek yayınlamıştır.
[5] Burada Fransız burjuvazisi tarafından korkunç bir vahşetle bastırılan Paris işçilerinin 23-26 Haziran 1848'de giriştikleri kahramanca ayaklanmaya değiniliyor.
[6] Le Socialiste — New-York'ta Ekim 1871'den Mayis 1873'e kadar Fransızca olarak çıkan haftalık bir gazete. Enternasyonalin Kuzey Amerika Federasyonunun Fransız kesiminin organıydı; Huge Kongresinin ardından Enternasyonalden ayrılmıştır.
[7] Burada, Manifesto'nun 1869'da Cenevre'de yayınlanan Bakunin çevirisine değiniliyor.
[8] Burada, Aleksandr Herzen ve Nikolay Ogaryov'un yayınladığı Kolokol ("Çan") adlı devrimci demokratik gazeteyi basan "Hür Rus Basımevi"ne değiniliyor. Herzen tarafından kurulan bu basımevi 1865'e kadar Londra'daydı; bundan sonra Cenevre'ye taşındı. 1869'da, basımevi, Komünist Manifesto'nun ilk Rusça baskısını yaptı.
[9] Yazarlar, burada, 1 Mart 1881'de imparator Aleksandr II'nin Narodnaya Volya üyeleri tarafından öldürülmesinden sonra Rusya'da esen havaya değiniyorlar. Aleksandr II'nin ardılı Aleksandr III, Narodnaya Volya'nin Yürütme Kurulunun girişeceği yeni terörist eylemler korkusuyla Gaçina'ya sığınmış, orada oturuyordu.
[10] Kolonya'da Komünistlerin Yargılanması (4 Ekim-12 Kasım 1852) — Komünist Birliğin 11 üyesinin Prusya hükümetinin açtığı davada yargılanmaları. Yurda ihanet ile suç1anan sanıklardan yedisi, uydurma belgelere ve gerçek olmayan delillere dayanılarak üç yıldan altı yıla kadar değişen cezalara çarptırılmışlardı. (Bkz: Engels, "Kolonya'da Komünistlerin Yargılanması")
[11] Marx ve Engels, bu teorik önermeyi, 1840'tan sonraki birçok yapıtlarında geliştirmişlerdir. Buradaki formülasyon, Uluslararası İşçi Birliğinin Tüzüğündeki formülasyondur.
[12] Bu önsözü Engels, 1 Mayıs 1890'da, İkinci Enternasyonalin Paris Kongresi (Haziran 1889) kararı uyarınca bazı Avrupa ve Amerika ülkelerinde düzenlenen yığınsal gösterilerin, grevlerin ve toplantıların yapıldığı gün yazmıştır. İşçiler bu 1 Mayıs'ta Kongre tarafından saptanmış olan 8 saatlik işgünü istemini ve öteki bazı istemleri öne sürmüşlerdi. Bugünden sonra, bütün ülkelerin işçileri 1 Mayısı her yıl proletaryanın uluslararası dayanışma günü olarak kutlayagelmişlerdir.
[13] Kongre Polonyası — 1814-15 Viyana Kongresi kararı uyarınca Polonya'nın Polonya Krallığı adı altında Rusya'ya ilhak olunan kısmı.
[14] Marx'ın artı-değer teorisini henüz geliştirmemiş olduğu 1840 ve 1850'lerdeki yapıtlarında, Marx ve Engels, "emeğin değeri", "emeğin fiyatı", "emeğin satımı" terimlerini kullanıyorlardı. Marx'ın Ücretli Emek ve Sermaye adlı kitapçığına 1891'de yazdığı önsözde Engels'in belirttiği gibi, bunlar, "sonraki yapıtlar açısından talihsiz, hatta yanlış"tılar. Marx'ın, işçinin kapitaliste emeğini değil işgücünü sattığını tanıtlamasından sonra, Marx ve Engels, daha sonraki yapıtlarında "işgücünün değeri", "işgücünün fiyatı", "işgücünün satımı" terimlerini kullanmışlardır.
[15] "Savaşımı birkaç yıl süren on saat Tasarısı, 1846 yılında Tahıl Yasalarının kaldırılması sırasında toprak aristokrasisi ile sanayi burjuvazisi arasında yaratılmış olan gergin bir ortam içerisinde, 1847 yılında yasalaştı. Tahıl Yasalarının kaldırılmasının öcünü almak için Tory'lerden bazıları on-saat Tasarısını desteklemişlerdi.
[16] Burada, halktan gelen baskı sonucu 1831'de Avam Kamarasından geçen ve 1832'de Lordlar Kamarası tarafından onaylanan seçim yasası reformuna değiniliyor. Bu reform, toprak ve finans aristokrasisinin tekelci egemenliğine karşı yöneltilmişti ve yasalaşmasıyla sanayi burjuvazisinin temsilcilerine parlamentonun yolu açılmış oldu. Reform savaşımının temel güçleri olan proletarya ve küçük-burjuvaziye seçim hakkı verilmedi ve böylece bunlar liberal burjuvazi tarafından aldatılmış oldular.
[17] Meşruiyetçiler — Büyük topraklı soyluların çıkarlarını temsil eden ve 1830'da devrilmiş olan "meşru" Bourbon hanedanı yandaşları, finans aristokrasisine ve büyük burjuvaziye dayanarak hüküm sürmekte olan Orleans hanedanına (1830-48) karşı savaşımlarında, meşruiyetçilerin bir kesimi toplumsal demagojiye sığınmış ve kendilerini burjuvazinin sömürüsüne karşı çıkan halkın savunucusuymuş gibi göstermeye kalkışmışlardır.
[18] "Genç İngiltere" — Aralarında Disraeli ve Ferrand'ın da bulunduğu tutucu yazar ve politikacılardan oluşan bir çevre. Bunlar iyiliksever Tory'lere yakındılar ve 1841'de Avam Kamarasında ayrı bir grup oluşturdular. Burjuvazinin büyümekte olan ekonomik ve siyasal gücü karşısında toprak aristokrasisinin hoşnutsuzluğunu dile getirerek kapitalist sistemi eleştiriyorlar ve işçi sınıfını kendi etkileri altına almak ve burjuvaziye karşı savaşımlarında bu sınıftan yararlanmak için iyiliksever önlemleri destekliyorlardı. "Genç İngiltere" siyasal bir grup olarak 1845'te dağıldı. Yazınsal bir çevre olarak varlığı da 1848'de son buldu.
[19] "Immanuel Kant'ın, Fransız Devriminden hemen önce (1788) yayınlanmış Kritik der praktischen Vernunft ("Pratik Aklın Eleştirisi") adlı yapıtına atıfta bulunuluyor.
[20] Burada, Fransız gazetesi La Réforme'u (1843'den 1850'ye kadar Paris'te yayınlanmıştır) destekleyen küçük-burjuva cumhuriyetçi demokratlar ve küçük-burjuva sosyalistlere değiniliyor. Bunlar cumhuriyeti ve demokratik ve toplumsal reformları savunuyorlardı.
[21] "Tarım Reformcuları (Genç Amerika) — Amerikalı zanaatçıların ve işçilerin kurduğu bir örgüt. 1845'te kurulan ve bir yığın örgütü olan Ulusal Reform Derneğinin çekirdeğini oluşturmuştur. 1840'ların ikinci yarısında Dernek, toprak reformu için ajitasyona girişmiş, köle sahibi plantasyonculara karşı çıkmıştır. Ayrıca on-saatlik işgününün yasalaşması, köleciliğin, sürekli ordunun kaldırılması gibi istemlerde de bulunmuştur. Birçok göçmen Alman zanaatçısı Ulusal Reform Derneğinin başını çektiği bu harekete katılmıştır. 1846 yılına gelindiğinde Alman işçileri arasındaki hareket durulmaya başladı. Bunun nedenlerinden biri de, "hakiki sosyalizm"leri ile Alman göçmenleri demokratik hedefler uğruna yapılan savaşımdan saptıran Kriege grubunun faaliyetiydi.
[22] La Réforme gazetesi için 68. açıklayıcı nota bakınız.
[23] Burada, 18. yüzyılın sonunda Polonya'yı parçalamış olan ve Viyana Kongresinin aldığı karar uyarınca Krakov'u ortaklaşa denetimleri altında bulunduran Avusturya, Rusya ve Prusya'ya karşı Kralov Cumhuriyetinde başlayan ulusal kurtuluş ayaklanmasına değiniliyor. 22 Şubat 1846'da Krakov'da iktidarın isyancıların eline geçmesi, Polonya Cumhuriyeti Ulusal Hükümetinin kurulması ve bu hükümetin feodal yükümlülükleri kaldıran bir manifesto yayınlaması, Polonya topraklarının tümü üzerinde yeralacak ve başını devrimci demokratların (Dembovski ve ötekiler) çektiği genel bir ayaklanma planının bir parçasıydı. Polonya'nın diğer kesimlerinden etkin destek saklayamadığından, Krakov ayaklanması, Mart ayında Avusturya ve çarlık Rusya kuvvetleri tarafından bastırıldı; Kasım 1846'da, Avusturya, Prusya ve Rusya, kendi aralarında, "hür Krakov kenti"ni Avusturya imparatorluğuna katan bir antlaşma imzaladılar.

SosyalistForum isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
SosyalistForum Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 22 Kisi:
BgRk (09-05-2009), chevulation (10-01-2009), denizhuseyinyusuf (08-08-2009), devrim-ece (24-04-2009), devrim2421 (06-06-2009), devrimci_yol (03-01-2009), ERKAN (22-01-2009), ernesto16 (06-06-2009), Fearless (19-04-2009), gerillahazal (28-01-2009), kadirates (15-02-2009), karatas (17-01-2009), kizzuwatna (12-02-2009), lütfü (10-04-2009), musacecen (03-12-2008), nhikmetran (10-05-2009), Rojbin (20-12-2009), Sendiren (18-11-2008), sosyalist37 (22-01-2009), tugi (29-11-2008), İNATÇI-KOMÜNİST (27-03-2009), Zeppim (16-12-2008)
Alt 17-11-2008, 15:00   #12 (permalink)
Yönetici SF
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Üye No: 65
Mesajlar: 208
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 30
159 Mesajina 1.362 Tesekkür Aldi
Standart

1872 ALMANCA BASKIYA ÖNSÖZ


Komünist Birlik,[2] o zamanın koşulları altında elbette ancak gizli olabilen uluslararası bir işçi derneği, Kasım 1847'de Londra'da yapılan kongrede, aşağıda imzaları bulunanları, yayınlanmak üzere, ayrıntılı bir teorik ve pratik parti programı hazırlamakla görevlendirdi. Şubat Devriminden[3] birkaç hafta önce müsveddesi basılmak üzere Londra'ya gelen aşağıdaki Manifesto, işte böyle ortaya çıktı. İlk kez Almanca yayınlanmış olarak Almanya'da, İngiltere'de ve Amerika'da gene bu dilden en az oniki yeni farklı baskısı yapıldı. İngilizce olarak, ilk kez, Miss Helen Maefarlane'in çevirisiyle, 1850'de, Red Republican'da,[4] ve 1871'de, en az üç farklı çevirisiyle, Amerika'da yayınlandı. Fransızcası, ilk kez, 1848 Haziran ayaklanmasından[5] önce Paris'te, ve yakınlarda da New-York'un Le Socialiste'inde[6] çıktı. Yeni bir çevirisi halen hazırlanmaktadır. Lehçesi, Almanca olarak ilk yayınlanışından kısa bir süre sonra Londra'da çıktı. Bir Rusça çevirisi, altmışlarda, Cenevre'de yayınlandı.[7] İlk çıkışından hemen sonra, Danimarka diline de çevrildi.
Son yirmibeş yıl içerisinde durum ne denli değişmiş olursa olsun, bu Manifesto'da geliştirilmiş bulunan genel ilkeler, ana çizgileriyle, bugün de her zamanki kadar doğrudur. Şurada ya da burada bazı ayrıntılar daha iyi hale getirilebilir. İlkelerin pratikteki uygulanışı, Manifesto'nun kendisinin de belirttiği gibi, her yerde ve her zaman o günün koşullarına bağlı olacaktır ve, bu nedenle, İkinci Bölümün sonunda önerilen devrimci önlemlere hiç bir özel ağırlık verilmemiştir. Bu pasaj, bugün, birçok bakımdan, çok farklı bir biçimde ifade edilebilirdi. Modern sanayiin son yirmibeş yıl içerisinde gösterdiği büyük gelişme ve işçi sınıfının bununla beraber ilerleyen parti örgütlenmesi karşısında, ilk kez Şubat Devriminde ve, daha önemlisi, proletaryanın ilk kez iktidarı iki ay boyunca elinde tuttuğu Paris Komününde edinilen pratik deney karşısında, bu program, bazı ayrıntıları bakımından, bugün eskimiş bulunuyor. Komün özellikle bir şeyi, "işçi sınıfının mevcut devlet mekanizmasını salt elinde tutmakla onu kendi amaçları için kullanamayacağı"nı tanıtlamıştır. (Bkz: bu noktanın daha da geliştirildiği Fransa'da İç Savaş; Uluslararası İşçi Birliği Genel Konseyinin Çağrısı, London, Truelove 1871, s. 15.) Ayrıca, apaçık ortadadır ki, sosyalist yazının eleştirisi, bugün için yetersiz kalıyor, çünkü bu ancak 1847'ye kadar uzanıyor; aynı zamanda, komünistlerin çeşitli muhalefet partileriyle olan ilişkileri konusundaki sözler (Bölüm IV), ilke olarak hâlâ doğru olmakla birlikte, pratik olarak eskimişlerdir, çünkü siyasal durum tamamıyla değişmiştir ve tarihsel gelişim orada sayılan siyasal partilerin büyük bir kısmını yeryüzünden silip götürmüştür.
Bununla birlikte, Manifesto, üzerinde artık hiç bir değişiklik yapma hakkımız olmayan tarihsel bir belge haline gelmiştir. Belki de ileride, 1847'den günümüze dek olan boşluğu dolduran bir giriş ile birlikte, bir başka baskı çıkabilir; bu yeniden basım, bize bunu yapma zamanı bırakmayacak kadar ani oldu.

Londra, 24 Haziran 1872
KARL MARX FRİEDRİCH ENGELS


1872'de Leipzig'de çıkan
Almanca baskı için
Marx ve Engels tarafından
yazılmıştır
SosyalistForum isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
SosyalistForum Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 16 Kisi:
BgRk (09-05-2009), denizhuseyinyusuf (08-08-2009), devrim2421 (06-06-2009), devrimci_yol (03-01-2009), ernesto16 (06-06-2009), Fearless (19-04-2009), gerillahazal (28-01-2009), karatas (17-01-2009), kizzuwatna (12-02-2009), musacecen (03-12-2008), Sendiren (18-11-2008), sosyalist37 (22-01-2009), SOSYALİST (08-04-2009), tugi (29-11-2008), İNATÇI-KOMÜNİST (27-03-2009), Zeppim (16-12-2008)
Alt 17-11-2008, 15:01   #13 (permalink)
Yönetici SF
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Üye No: 65
Mesajlar: 208
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 30
159 Mesajina 1.362 Tesekkür Aldi
Standart

1882 RUSÇA BASKIYA ÖNSÖZ



Komünist Parti Manifestosu'nun Bakunin’in çevirisiyle yapılan ilk Rusça baskısı, Kolokol[8] basımevi tarafından altmışların[7] başlarında yayınlandı. O sıralar Batı, buna (Manifesto'nun Rusça baskısına), yalnızca yazınsal bir ilgi gösterdi. Böyle bir görüş bugün olanaksızdır.
Proleter hareketin o sıralar (Aralık 1847) hâlâ ne denli sınırlı bir alanı kapsadığını, Manifesto'nun son kesimi -komünistlerin çeşitli ülkelerdeki çeşitli muhalefet partileri karşısındaki konumu- en açık bir biçimde gösteriyor. Burada özellikle yer almayanlar Rusya ve Birleşik Devletler'dir. Bu, Rusya'nın tüm Avrupa gericiliğinin son büyük yedeğini oluşturduğu, Birleşik Devletler'in göç yoluyla Avrupa'nın proleter güç fazlasını emdiği sıralardı. Her iki ülke de, Avrupa'ya hammaddeler sağlıyor ve, aynı zamanda da, onun sınai ürünleri için bir pazar oluşturuyorlardı. O sıralar, her ikisi de, bu nedenle, şu ya da bu şekilde, mevcut Avrupa düzeninin temel dayanaklarıydılar.
Ama durum bugün ne kadar da farklı! Rekabeti ile Avrupa'daki -büyüklü küçüklü- toprak mülkiyetinin temellerini sarsan devasa bir tarımsal üretim için Avrupa göçü, Kuzey Amerika için pek uygundu. Buna ek olarak, bu, Birleşik Devletler'e, muazzam sınai kaynaklarını, Batı Avrupa'nın ve özellikle İngiltere'nin bugüne dek varolan sınai tekelini kısa zamanda kıracak bir enerjiyle ve ölçekte kullanma olanağını da verdi. Her iki durum da, bizzat Amerika üzerinde, devrimci bir tepki yaratıyor. Tüm siyasal yapının temelini oluşturan çiftçilerin küçük ve orta boy toprak mülkiyetleri, dev çiftliklerin rekabeti karşısında adım adım çöküyor; aynı anda, sanayi kesimlerinde ilk kez bir proletarya kitlesi ve müthiş bir sermaye yoğunlaşması gelişiyor.
Ya Rusya! 1848-49 Devrimi sırasında, yalnızca Avrupalı hükümdarlar (prensler) değil, Avrupa burjuvazisi de, henüz uyanmaya başlayan proletarya karşısında tek kurtuluşlarını Rus müdahalesinde buldular. Çar, Avrupa gericiliğinin başı ilân edildi. Bugün ise, Gaçina'da,[9] devrimin savaş tutsağıdır, ve Rusya ise, Avrupa'daki devrimci eylemin öncüsü durumundadır.
Komünist Manifesto'nun amacı, modern burjuva mülkiyetinin yaklaşmakta olan kaçınılmaz çözülüşünü ilân etmekti. Ama Rusya'da, hızla gelişen kapitalist vurguna ve henüz gelişmekte olan burjuva toprak mülkiyetine karşılık, toprağın yarısından fazlasına köylülerin ortaklaşa sahip olduklarını görüyoruz. Şimdi sorun şudur: Büyük çapta zayıflamış olsa bile, gene de, ilkel bir ortak toprak sahipliği biçimi olan Rus obşina'sı,[1*] doğrudan doğruya komünist ortak mülkiyetin üst biçimine geçebilir mi? Ya da, tersine, ilkönce, Batının tarihsel evrimini oluşturan aynı çözülme sürecinden mi geçmelidir?
Buna bugün verilebilecek tek yanıt şudur: Eğer Rus Devrimi, Batıdaki bir proleter devriminin habercisi olur, ve bunlar, böylelikle, birbirlerini tamamlarlarsa, Rusya'daki mevcut ortak toprak sahipliği, komünist bir gelişmenin başlangıç noktası olabilir.

Londra, 21 Ocak 1882
KARL MARX FRİEDRİCH ENGELS


1882'de Cenevre'de çıkan
Manifesto'nun
İkinci Rusça baskısında
yayınlanmıştır
SosyalistForum isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
SosyalistForum Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 16 Kisi:
BgRk (09-05-2009), denizhuseyinyusuf (08-08-2009), devrimciözlem (07-04-2009), devrimci_yol (03-01-2009), ernesto16 (06-06-2009), Fearless (19-04-2009), genç devrimcı (24-01-2009), gerillahazal (28-01-2009), karatas (17-01-2009), kizzuwatna (12-02-2009), musacecen (03-12-2008), Sendiren (18-11-2008), sosyalist37 (22-01-2009), tugi (29-11-2008), İNATÇI-KOMÜNİST (27-03-2009), Zeppim (16-12-2008)
Alt 17-11-2008, 15:02   #14 (permalink)
Yönetici SF
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Üye No: 65
Mesajlar: 208
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 30
159 Mesajina 1.362 Tesekkür Aldi
Standart

1883 ALMANCA BASKIYA ÖNSÖZ



Bu baskının önsözünü, ne yazık ki, tek başıma imzalamak zorundayım. Marx, Avrupa'nın ve Amerika'nın tüm işçi sınıfının herhangi bir başka kişiye olduğundan çok daha fazla şey borçlu olduğu bu adam, Highgate Mezarlığında yatıyor ve mezarının üstünde ilk çimler büyümeye başladı bile. Manifesto'yu gözden geçirmek ya da eksikliklerini gidermek, onun ölümünden sonra, hele hiç düşünülemez. Bu yüzden, burada, şu, noktaları vurgulayarak belirtmeyi daha da gerekli buluyorum:
Manifesto'ya egemen olan temel düşünce —iktisadi üretimin ve her tarihsel dönemin buradan çıkan toplumsal yapısının, o dönemin siyasal ve fikir tarihinin temellerini oluşturduğu; bunun sonucu olarak, (ilkel komünal toprak mülkiyetinin çözülüşünden bu yana) tüm tarihin bir sınıf savaşımları tarihi, sömürülen ile sömüren arasındaki, toplumsal gelişmenin çeşitli aşamalarında egemen olunan ile egemen olan sınıflar arasındaki savaşımların tarihi olduğu; ne var ki, bu savaşımın, şimdi, sömürülen ve ezilen sınıfın (proletaryanın), aynı zamanda toplumun tümünü sömürüden, ezilmekten ve sınıf savaşımlarından sonsuza dek kurtarmaksızın, onu sömüren ve ezen sınıftan (burjuvaziden) kendisini artık kurtaramayacağı bir aşamaya ulaştığı düşüncesi— bu temel düşünce, yalnızca ve tamamıyla Marx'a aittir.[2*]
Bunu, daha önce de, birçok kez belirttim; ne var ki, bunun bizzat Manifesto'nun önünde de yer alması şimdi özellikle zorunludur.

Londra, 28 Haziran 1883
FRİEDRİCH ENGELS


Manifesto'nun 1883'te
Hottingen-Zurich'te çıkan
Almanca baskısında yayınlanmıştır.
SosyalistForum isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
SosyalistForum Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 16 Kisi:
BgRk (09-05-2009), denizhuseyinyusuf (08-08-2009), devrim2421 (06-06-2009), devrimci_yol (03-01-2009), ernesto16 (06-06-2009), Fearless (19-04-2009), gerillahazal (28-01-2009), karatas (17-01-2009), kizzuwatna (12-02-2009), musacecen (03-12-2008), safak_08 (10-04-2009), Sendiren (18-11-2008), sosyalist37 (22-01-2009), tugi (29-11-2008), İNATÇI-KOMÜNİST (27-03-2009), Zeppim (16-12-2008)
Alt 17-11-2008, 15:03   #15 (permalink)
Yönetici SF
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Üye No: 65
Mesajlar: 208
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 30
159 Mesajina 1.362 Tesekkür Aldi
Standart

1890 ALMANCA BASKIYA ÖNSÖZ



Yukardakilerin[3*] yazılışından bu yana Manifesto'nun yeni bir Almanca baskısı zorunlu hale geldi ve Manifesto'ya ilişkin olarak burada sözü edilmesi gereken pek çok şey de oldu.
İkinci bir —Vera Zasuliç'in yaptığı— Rusça çeviri, 1882'de Cenevre'de çıktı; bu baskının önsözü Marx ve benim tarafımdan yazılmıştı. Ne yazık ki, özgün Almanca elyazması kaybolmuştur, bu yüzden Rusçasından tekrar çevirmem gerekiyor, ki bununla metin bir şey kazanacak değildir. Orada şöyle deniliyor: [... ][4*]
Hemen hemen aynı sırada, Cenevre'de, bir yeni Lehçe çevirisi çıktı: Manifest Komunistyczny.
Ayrıca, Danimarka dilinde bir yeni çevirisi de, 1885'te Kopenhag'da, "Sozial-Demokratisk Bibliotek"te çıktı. Ne yazık ki, çeviri tam değildir; çevirene güçlük çıkardığı anlaşılan bazı önemli pasajlar atlanmıştır ve ayrıca, şurada burada, dikkatsizlik belirtileri görülmektedir ki, bunlar çok daha rahatsız edicidir, çünkü eğer çevirmen biraz daha çaba gösterseydi kusursuz bir iş çıkartabilirdi.
Bir yeni Fransızca çevirisi 1886'da Paris'te Le Socialiste'de çıktı; bu, o güne kadar çıkmış olanların en iyisidir.
Bu çeviriye dayanılarak, aynı yıl İspanyolca bir çevirisi ilkin Madrid'de, El Socialista'da çıktı, sonra da broşür olarak yayımlandı: Manifesto del Partido Comunista por Carlos Marx y F. Engels, Madrid, Administracinón de El Socialista, Hernán Cortéas 8.
İlgi çekici bir olay olarak da, 1887'de, bir Ermeni çevirmenin elyazmalarının İstanbullu bir yayıncıya sunulmuş olduğunu belirteyim; ama adamcağızın üzerinde Marx'ın adı bulunan bir şeyi basacak yüreği yoktu ve yazar olarak çevirmenin kendi adını koymasını önerdi, ama çevirmen bunu reddetti.
Aslından azçok farklı Amerikan çevirilerinden birinin, ve derken bir başkasının İngiltere'de birçok kez basılmasından sonra, nihayet aslına uygun bir çeviri 1888 yılında çıktı. Bu çeviri dostum Samuel Moore tarafından yapılmıştı ve baskıya gönderilmeden önce üzerinden birlikte bir kez daha geçtik. Başlığı şöyledir: Manifesto of the Communist Party, by Karl Marx and Frederick Engels. Authorized English Translation, edited and annotated by Frederick Engels, 1888. London, William Reeves, 185 Fleet St. E. C.. Oradakı bazı notları bu baskıya da aldım.
Manifesto'nun kendisine ait bir yaşam öyküsü vardır. Çıktığında bilimsel sosyalizmin (ilk önsözde[5*] sözü edilen çevirilerin de tanıtladığı gibi) o sıralar hâlâ sayıca hiç de fazla olmayan öncüsü tarafından coşkuyla karşılanan Manifesto, Haziran 1848'de Paris işçilerinin yenilgileriyle birlikte başlayan gericilik tarafından, çok geçmeden, arka plana itildi ve nihayet Kasım 1852'de,[10] Köln Komünistlerinin mahküm edilmeleriyle, "yasa uyarınca", aforoz edildi. Şubat Devrimi ile başlamış olan işçi hareketinin sahneden çekilmesiyle, Manifesto da arka plana geçti.
Avrupa işçi sınıfı, egemen sınıfların gücüne karşı yeni bir saldırı için yeniden yeterli güç topladığında, ortaya Uluslararası İşçi Birliği çıktı. Amacı, Avrupa'nın ve Amerika'nın tüm militan işçi sınıfını tek bir büyük ordu içinde kaynaştırmaktı. Bu yüzden, Manifesto'da ortaya konmuş bulunan ilkelerden hareket edemezdi. İngiliz sendikalarına, Fransız, Belçika, İtalyan ve İspanyol prudoncularına ve Alman lasalcılarına[6*] kapıları kapamayacak bir programa sahip olmak zorundaydı. Bu program —Enternasyonalin Tüzüğünün girişi— Bakunin'in ve anarşistlerin bile teslim ettikleri bir ustalıkla Marx tarafından hazırlanmıştı. Manifesto'da ortaya konmuş bulunan düşüncelerin nihai zaferi için Marx, yalnızca ve tamamıyla işçi sınıfının eylem birliği ve tartışma sonucu zorunlu olarak göstereceği fikri gelişmeye güveniyordu. Sermayeye karşı savaşımdaki olaylar ve iniş-çıkışlar, başarılardan çok yenilgiler, savaşçılara, o güne kadarki her derde deva düşüncelerinin yetersizliğini göstermemezlik ve zihinlerini de, işçilerin kurtuluşu için gerekli gerçek koşulların adamakıllı kavranmasına daha açık hale getirmemezlik edemezdi. Ve Marx haklıydı. Enternasyonalin dağıtıldığı 1847'deki işçi sınıfı, kurulduğu 1864'tekinden tamamıyla farklıydı. Latin ülkelerindeki prudonculuk ile Almanya'daki özgül lasalcılık ölmekteydi, ve zamanın katmerli tutucu İngiliz sendikaları, 1887'de, yaptıkları Swansea Kongresi'nin başkanının,[7*] onlar adına, "Kıta sosyalizmi bizim için korkunçluğunu yitirmiştir" diyebileceği noktaya giderek yaklaşıyorlardı. Oysa 1887'de, Kıta sosyalizmi, hemen tamamıyla, Manifesto'da sunulan teoriden ibaretti. Böylece, Manifesto'nun tarihi, bir ölçüde, 1848'den bu yanaki modern işçi sınıfı hareketinin tarihini yansıtmaktadır. Şu anda Manifesto, kuşkusuz ki, tüm sosyalist yazının en yaygın, en uluslararası ürünüdür, Sibirya'dan Kaliforniya'ya dek tüm ülkelerin milyonlarca işçisinin ortak programıdır.
Ama, çıktığında, gene de, ona sosyalist Manifesto diyemezdik. 1847'de, sosyalist denilince, iki tür insan anlaşılıyordu. Bir yanda çeşitli ütopik sistemlerin yandaşları vardı, özellikle, o tarihte her ikisi de salt mezhep durumuna düşüp giderek ölmekte olan İngiltere'deki ovıncılar ile Fransa'daki furiyeciler. Öte yanda ise, toplumsal bozuklukları çeşitli her derde deva yollarla, her türden bölük-pürçük çalışmalarıyla, sermayeye ve kâra hiç bir zarar vermeksizin gidermek isteyen çok çeşitli türden toplumsal şarlatanlar. Her iki durumda da, işçi hareketinin dışında duran ve daha çok "eğitim görmüş" sınıflardan destek arayanlar. Ama, işçi sınıfının salt siyasal devrimlerin yeterli olmadığına inanan, toplumun köklü bir biçimde yeniden inşaasını isteyen kesimi, kendisine o sıra komünist diyordu. Bu henüz yontulmamış, yalnızca içgüdüsel ve çoğu kez de biraz kaba bir komünizmdi. Ama, gene de, ortaya iki ütopyacı komünizm sistemini, Fransa'da Cabet'nin "İkaryan" komünizmini, ve Almanya'da da Weitling'inkini çıkartacak kadar güçlüydü. 1847'de, sosyalizm bir burjuva hareketi, komünizm ise bir işçi sınıfı hareketi anlamına geliyordu. Sosyalizm, hiç değilse Kıtada, çok saygıdeğerdi, komünizm için ise, durum bunun tam tersiydi. Ve "işçilerin kurtuluşu işçi sınıfının kendi eseri olmalıdır"[11] kanısını daha o sıralar kesinlikle taşıyor olduğumuzdan, bu iki addan hangisini seçmemiz gerektiği konusunda hiç bir duraksama gösteremezdik. O günden beri bunu yadsımak da aklımızdan geçmiş değildir.
"Bütün ülkelerin işçileri, birleşiniz!" Ama, kırkiki yıl önce proletaryanın kendi istemleriyle ortaya çıktığı ilk Paris Devriminin arifesinde bu sözleri dünyaya duyurduğumuzda, buna çok az ses karşılık verdi. Bununla birlikte, 28 Eylül 1864'te Batı Avrupa ülkelerinin çoğunun proleterleri, şanlı anılara sahip Uluslararası İşçi Birliğini kurmak üzere birleştiler. Entemasyonalin kendisinin ancak dokuz yıl yaşadığı doğrudur. Ama onun yarattığı bütün ülkelerin proleterlerinin ölümsüz birliğinin hâlâ yaşamakta olduğunun ve her zamankinden daha güçlü yaşamakta olduğunun en iyi tanıtı günümüzdür. Çünkü şu satırları yazmakta olduğum bugün,[12] Avrupa ve Amerika proletaryası, ilk kez seferber edilmiş olan, tek bir ordu olarak, tek bir bayrak altında, tek bir ivedi amaç için —1866'da Enternasyonalin Cenevre Kongresi, ve gene 1889'da Paris İşçi Kongresi tarafından ilân edildiği gibi, sekiz saatlik normal işgününün yasalaşması için— seferber edilmiş olan savaş kuvvetlerini gözden geçiriyor. Ve bugünkü görkemli gösteri, bütün ülkelerin kapitalistlerine ve toprakbeylerine, bütün ülkelerin işçilerinin bugün gerçekten de birleşmiş oldukları gerçeğini gösterecektir.
Bir de Marx bunu kendi gözleriyle görebilmek için hâlâ yanımda olsaydı!

Londra, 1 Mayıs 1890
FRİEDRİCH ENGELS


Manifesto'nun
1890'da Londra'da çıkan
Almanca baskısında
yayınlanmıştır
SosyalistForum isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
SosyalistForum Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 18 Kisi:
BgRk (09-05-2009), denizhuseyinyusuf (08-08-2009), devrim2421 (06-06-2009), devrimciözlem (07-04-2009), devrimci_yol (03-01-2009), ernesto16 (06-06-2009), Fearless (19-04-2009), gerillahazal (28-01-2009), gizem.. (03-05-2009), karatas (17-01-2009), kizzuwatna (12-02-2009), musacecen (03-12-2008), Shorty (09-12-2008), sosyalist37 (22-01-2009), tugi (29-11-2008), İNATÇI-KOMÜNİST (27-03-2009), Zeppim (16-12-2008), şenol (07-12-2008)
Alt 17-11-2008, 15:04   #16 (permalink)
Yönetici SF
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Üye No: 65
Mesajlar: 208
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 30
159 Mesajina 1.362 Tesekkür Aldi
Standart

1892 LEHÇE BASKIYA ÖNSÖZ



Komünist Manifesto'nun yeni bir Lehçe baskısının zorunlu hale gelmiş olması, çeşitli düşüncelere yolaçmaktadır.
Birincisi, Manifesto'nun, son zamanlarda, Avrupa kıtasında büyük sanayiin gelişmesinin bir göstergesi haline gelmiş olması dikkate değerdir. Belirli bir ülkede büyük sanayiin genişlemesi oranında o ülkenin işçileri arasında, işçi sınıfı olarak, mülk sahibi sınıflar karşısındaki konumları konusunda aydınlanma özlemi de büyümekte, sosyalist hareket bunlar arasında yaygınlaşmakta ve Manifesto'ya olan talep artmaktadır. Böylece, yalnızca işçi hareketinin durumu değil, büyük sanayiin gelişme derecesi de, her ülkede, Manifesto'nun o ülke dilinde dağıtılan nüsha sayısıyla oldukça doğru bir biçimde ölçülebilir.
Buna göre, bu yeni Lehçe baskı, Polonya sanayiinde kesin bir ilerlemeyi göstermektedir. Ve on yıl önce yayınlanmış baskısından bu yana bu ilerleme gerçekten de olmuştur, bu konuda hiç bir kuşkuya yer olamaz. Rus Polonyası, Kongre Polonyası,[13] Rus imparatorluğunun büyük sanayi bölgesi haline gelmiştir. Rusya'nın büyük sanayiinin gelişigüzel dağılmış olmasına karşılık —bir kısmı Finlandiya Körfezi civarına, diğeri merkeze (Moskova ve Vladimir), bir üçüncüsü Karadeniz ve Hazer denizi kıyılarına, ve diğerleri de başka yerlere dağılmıştır—, Polonya sanayii, nispeten küçük bir alan içerisine sıkışmıştır ve böylesine bir yoğunlaşmadan ileri gelen üstünlüklere ve sakıncalara sahiptir. Rakip Rus fabrikatörleri, Polonyalıları ruslaştırma arzusuyla yanıp tutuşuyor olmalarına karşın, Polonya'ya karşı koruyucu gümrükler isteminde bulunmakla, bu üstünlükleri kabullenmiş oldular. Sakıncalar —Polonyalı fabrikatörler ve Rus hükümeti açısından— kendilerini, sosyalist düşüncelerin Polonyalı işçiler arasında hızla yayılışında ve Manifesto'ya olan talebin büyümesinde de göstermektedir.
Ama Polonya sanayiinin Rusya'nınkini geride bırakan hızlı gelişimi, kendi payına, Polonya halkının tükenmez yaşam gücünün yeni bir kanıtı ve yaklaşmakta olan ulusal kurtuluşunun yeni bir güvencesidir. Ve bağımsız güçlü bir Polonya'nın yeniden kurulması yalnızca Polonyalıları değil, hepimizi ilgilendiren bir sorundur. Avrupa ulusları arasında içtenlikli bir uluslararası işbirliği, ancak eğer bu ulusların herbiri kendi ülkelerinde tamamıyla özerkseler olanaklıdır.
Sonuç olarak, burjuvazinin işinin proletarya bayrağı altında proleter savaşçılara yaptırmakla kalmış olan 1848 Devrimi, vasiyetnamesinin icracıları Louis Bonaparte ve Bismarck'ın aracılığıyla, İtalya'nın, Almanya'nın ve Macaristan'ın da bağımsızlığını sağlamıştır; ama 1792'den bu yana devrim için bu üçünün birarada yaptıklarından daha çoğunu yapmış olan Polonya, 1863'te on kat daha büyük Rus kuvveti karşısında boyun eğdiğinde, tek başına bırakılmıştı. Soyluluk, Polonya'nın bağımsızlığını ne koruyabilir ne de tekrar elde edebilirdi; bugün ise bu bağımsızlık, burjuvazi için en azından önemsizdir. Ama bu Avrupa uluslarının uyumlu işbirliği için gene de bir zorunluluktur.[8*] Bu, ancak genç Polonya proletaryası tarafından elde edilebilir, ve ancak bu ellerde güvenlik içinde bulunur. Çünkü Polonya'nın bağımsızlığına Avrupa'nın geriye kalan işçileri de, bizzat Polonyalı işçiler kadar gerek duyuyorlar.

Londra, 10 Şubat 1892
FRİEDRİCH ENGELS


Przedswit, 27 Şubat 1892,
n° 35, ve K. Marx i F. Engels,
Manifest Komunistyczny,
Londyn, 1892'de yayınlanmıştır
SosyalistForum isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
SosyalistForum Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 19 Kisi:
BgRk (09-05-2009), denizhuseyinyusuf (08-08-2009), devrimciözlem (07-04-2009), devrimci_yol (03-01-2009), ernesto16 (06-06-2009), Fearless (19-04-2009), genç devrimcı (24-01-2009), gerillahazal (28-01-2009), karatas (17-01-2009), kizzuwatna (12-02-2009), musacecen (03-12-2008), Sendiren (18-11-2008), Shorty (09-12-2008), sosyalist37 (22-01-2009), tugi (29-11-2008), İNATÇI-KOMÜNİST (27-03-2009), Zeppim (16-12-2008), şenol (07-12-2008), şule deniz yardımoğlu (12-06-2009)
Alt 17-11-2008, 15:05   #17 (permalink)
Yönetici SF
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Üye No: 65
Mesajlar: 208
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 30
159 Mesajina 1.362 Tesekkür Aldi
Standart

1893 İTALYANCA BASKIYA ÖNSÖZ


İtalyan Okura


Komünist Parti Manifestosu'nun yayınlanışının, 18 Mart 1848 ile, o güne dek bölünmelerle ve iç çelişmelerle zayıflamış ve böylece yabancı egemenlik altına düşmüş, biri Avrupa kıtasının, ötekisi Akdeniz'in merkezinde yer alan iki ulusun silahlı ayaklanmaları olan Milano ve Berlin devrimleri ile çakıştığı söylenebilir. İtalya'nın Avusturya İmparatoruna bağımlı olmasına karşılık, Almanya Rus çarının, daha dolaylı olsa bile daha az etkin olmayan boyunduruğu altına girdi. 18 Mart 1848'in sonuçları, hem İtalya'yı ve hem de Almanya'yı bu yüzkarasından kurtardı; bu iki büyük ulus, 1848'den 1871'e kadar geçen zaman içerisinde yeniden kurulabilmişler ve her nasılsa kendi başlarına kalabilmişlerse, bu, Karl Marx'in dediği gibi, 1848 Devrimini bastıranların, kendilerine karşın gene de bu devrimin vasiyetnamesinin icracıları olmaları sayesindedir.
Bu devrim her yerde işçi sınıfının eseri olmuştur; barikatları kuran ve bunu hayatıyla ödeyen işçi sınıfıydı. Hükümeti devirmekteki niyeti, açıkça, burjuva rejimini devirmek olanlar yalnızca Paris işçileriydi. Ama, kendi sınıfları ile burjuvazi arasındaki onmaz uzlaşmaz karşıtlığın bilincinde olsalar bile, gene de, ne ülkenin ekonomik gelişmesi, ne de Fransız işçi kitlesinin zihinsel gelişmesi, henüz toplumsal bir yeniden kuruluşu olanaklı kılacak aşamaya ulaşmış değildi. Bu nedenle, devrimin meyvelerini toplayan, son tahlilde, kapitalist sınıf oldu. Öteki ülkelerde, İtalya'da, Almanya'da, Avusturya'da, işçiler, daha baştan, burjuvaziyi iktidara getirmekten başka bir şey yapmadılar. Ama herhangi bir ülkede ulusal bağımsızlık olmadıkça, burjuvazinin egemenliği olanaksızdır. Bu yüzden, 1848 Devrimi, o zamana dek birlik ve özerklikten yoksun bulunan uluslara, kendisiyle birlikte, birlik ve özerklik getirmek zorunda kaldı: İtalya'ya, Almanya'ya, Macaristan'a. Sıra Polonya'ya da gelecektir.
Böylece, 1848 Devrimi bir sosyalist devrim olmamışsa da, bunun için yol açmış, ortam hazırlamıştır. Büyük sanayiin bütün ülkelerde gelişmesiyle birlikte, burjuva rejimi, son kirkbeş yıl içerisinde, ortaya, her yerde, kalabalık, yoğun ve güçlü bir proletarya çıkardı. Böylece, Manifesto'nun dilini kullanacak olursak, kendi mezar kazıcılarını yarattı. Her ülkenin özerkliği ve birliği sağlanmadıkça, proletaryanın uluslararası birliğini ya da bu ulusların ortak amaçlara doğru barışçı ve akılcı bir işbirliğini gerçekleştirmek olanaksız olacaktır. İtalyan, Macar, Alman, Polonyalı ve Rus işçilerin 1848 öncesi siyasal koşullar altında uluslararası eylem ortaklığı yaptıklarını düşünün bir!
Böylece, 1848'de verilen savaşlar boşuna verilmemişlerdir. Bizi o devrimci dönemden ayıran kırkbeş yıl da boşa gitmemiştir. Meyveler olgunlaşıyor, ve benim bütün dileğim, Manifesto'nun ilk yayınlanışı nasıl uluslararası devrimin habercisi olduysa, bu İtalyanca çevirinin yayınlanışının da İtalyan proletaryasının zaferinin habercisi olabilmesidir.
Manifesto, kapitalizmin geçmişte oynadığı devrimci rolün tam hakkını vermektedir. İlk kapitalist ulus İtalya idi. Feodal ortaçağın sonuna ve modern kapitalist çağın başlangıcına, dev bir kişi damgasını vurdu: hem ortaçağın son şairi ve hem de modern zamanların ilk şairi bir İtalyan, Dante. 1300'de olduğu gibi, bugün de, yeni bir tarihsel çağ yaklaşıyor. İtalya, bize, bu yeni, proleter çağın doğuş anına damgasını vuracak yeni Dante'yi verecek mi?

Londra, 1 Şubat 1893
FRİEDRİCH ENGELS


Karlo Marx e Federico Engels,
Il Manifesto del Partito Comunista,
Milano 1893'te yayınlamıştır
SosyalistForum isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
SosyalistForum Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 84 Kisi:
'CIWAN__47' (02-01-2009), -seren- (18-05-2009), 07che (29-11-2008), adios (25-07-2009), akpinar84 (07-05-2009), aksacli07 (03-03-2009), anti-fasist (23-01-2009), AqLiFe_07 (08-04-2009), assassino (15-05-2009), barbudo (04-06-2009), berkayrap12 (06-05-2009), BgRk (09-05-2009), brownx (25-02-2009), BİJİ KARKEREN (16-05-2009), by_yokko (13-12-2008), Ç@y@n (19-06-2009), chevulation (10-01-2009), clars (16-01-2010), comandante_16 (02-04-2009), comrade alp seker (20-04-2009), DARWİN_47 (19-12-2008), denizhuseyinyusuf (08-08-2009), dersimli62 (10-01-2009), dersim_kurtulus (13-06-2009), deryailhan (10-03-2009), devgenç_arzu (22-04-2009), devrimciözlem (28-03-2009), devrimci_yol (03-01-2009), DILGEŞ (12-02-2009), diyalektik_türk (03-08-2009), doğadevrim (10-12-2008), eerdemm (12-12-2008), ercan_erci (30-11-2008), Ernesto08 (23-04-2009), ernesto16 (06-06-2009), Fearless (19-04-2009), genç devrimcı (24-01-2009), gerillahazal (28-01-2009), gmocal (02-06-2009), Hackkobaz (21-12-2008), insancıl (29-06-2009), kadirates (15-02-2009), kaldırımtaşı (09-01-2009), KARAKAYA (04-12-2009), karatas (17-01-2009), KeyneZ (05-05-2009), kizzuwatna (06-12-2008), kocaeliemekgencligi (10-02-2009), KızILYıLdıZ_15 (11-02-2009), liseligençlikmuhalefeti (22-02-2009), marenostrm (14-03-2009), melek5825 (24-01-2010), Mezopotamya21 (12-02-2009), Munzurlu. (05-07-2009), musacecen (03-12-2008), MustafaSuphi (21-02-2009), naaail (02-06-2009), neanderthaL (19-02-2009), nilay (25-02-2009), padml_uğur (12-06-2009), Partizan-mL (17-10-2009), phooLan_devi (06-12-2008), RadikalSosyalisT (23-12-2008), safak_08 (10-04-2009), Sendiren (18-11-2008), Shorty (09-12-2008), siliye_62 (18-07-2009), socialismo o muerte (11-05-2009), sosyalist37 (22-01-2009), ssverdlov (14-11-2009), suat (17-11-2008), surgun87 (07-07-2009), trabzonlu (17-12-2008), tugi (29-11-2008), Ufuk62 (09-05-2009), ulyanov_lenin (11-06-2009), Wolf (07-04-2009), yilmazist (09-12-2008), İNATÇI-KOMÜNİST (27-03-2009), İŞÇİ (13-12-2008), Zeppim (16-12-2008), şenol (07-12-2008), şule deniz yardımoğlu (12-06-2009)
Konu Kapatılmıştır

Geri git   Sosyalist Forum > İLKE VE KURALLAR > İLKE VE KURALLAR

Heberi Paylaş

« önceki Konu | sonraki Konu »

LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.sosyalistforum.org/ilke-ve-kurallar/19774-komunist-parti-manifestosu.html
Konuyu Başlatan For Type Tarih
SosyalistForum - ²ºº8 This thread Refback 27-11-2008 15:13
SosyalistForum - ²ºº8 This thread Refback 23-11-2008 19:10
SosyalistForum - ²ºº8 This thread Refback 21-11-2008 18:30

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
MLKP - Marksist Leninist Komünist Parti Enjolras. Diğerleri 15 10-01-2010 10:55
Rusya Komünist İşçi Partisi-Devrimci Komünist Parti’nin açıklaması zastalina Politik Gündem 1 22-08-2008 00:17
Marksist Leninist Komünist Parti : Tarih 19 ARALIK 2005...Yer : TAKSİM MEYDANI... Enjolras. Siyasi Filmler & Videolar 0 21-09-2007 16:33
Marksist Leninist Komünist Parti : Enjolras. Siyasi Filmler & Videolar 0 21-09-2007 16:27


14:27



Powered by vBulletin® Version 3.8.0 Release Candidate 2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.


SosyalistForum.Org Kategori Arşiv Görünümü
1, 2, 5, 6, 7, 10, 282, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 332, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 188, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 60, 68, 58, 59, 69, 61, 62, 209, 163, 66, 67, 104, 70, 71, 72, 76, 74, 75, 105, 78, 79, 80, 81, 252, 158, 122, 99, 100, 101, 102, 103, 106, 107, 108, 109, 110, 126, 251, 250, 248, 124, 120, 121, 123, 125, 127, 128, 129, 130, 169, 131, 132, 133, 153, 151, 152, 156, 187, 157, 155, 160, 161, 159, 166, 162, 167, 168, 199, 170, 261, 177, 179, 180, 189, 190, 191, 192, 193, 207, 197, 194, 195, 200, 201, 204, 202, 206, 208, 212, 211, 213, 214, 215, 217, 219, 220, 223, 222, 224, 225, 249, 227, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 260, 262, 265, 266, 267, 269, 268, 270, 272, 271, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 283, 284, 285, 289, 287, 288, 291, 292, 293, 294, 295, 297, 296, 308, 298, 299, 300, 301, 302, 303, 304, 321, 323, 320, 322, 306, 307, 309, 310, 314, 317, 318, 319, 324, 325, 330, 326, 329, 328, 331, 333, 336, 335, 334, 337, 338, 339, 342, 343, 344,