Emeklisi de, muvazzafı da geçen hafta oyun diye tutturdu. Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu'nun, Aktütün'de askerler ölürken golf oynaması değildi bundan kasıt. Koç ve Sabancı gibi para babalarının borsada hisse senetleri ile oynaması da. Oyun dedikleri darbeydi. Olası iç karışıklıkta olaylara İsrail gibi süratli ve sert tedbir alınacak, camilerde bomba patlatılarak, kendi savaş uçağını düşürerek toplumu hizaya sokacak Balyoz adlı bir darbe planı.
Türk Dil Kurumu'na göre oyun, “Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence”dir. TDK, oyuna tenis, tavla, dama, çelik-çomak, baleyi örnek gösteriyor. Oyunun mecazi anlamını da not düşüyor: “Hile, düzen, desise, entrika.” Balyoz Güvenlik Harekât Planı hangisi? “Yetenek ve zekâ geliştirici bir eğlence” mi? Yoksa bir “hile, düzen, entrika” mı? Savaş oyunları çocuklarca oynanınca “zeka geliştirici bir eğlence”, peki koca koca silahlı adamlar oynayınca?
Öyle ya, Balyoz'a temel oluşturan EMASYA Protokolü'nün güncellendiği 2005 yılından bu yana memlekette linçler, provokasyonlar, bombalamalar hiç eksik olmadı. Şemdinli'de Umut Kitabevi'nin bombalanması, Mersin'de yaşanan bayrak provokasyonu, Danıştay provokasyonu, Trabzon'dan başlayarak dört bir yana yayılan linçler, Hrant Dink cinayeti, Malatya Zirve ve Diyarbakır Koşuyolu katliamları bunlardan sadece bir kaçı. Bunlara kim “yetenek ve zekâ geliştirici eğlence”ler diyebilir?
Tarih de şahittir. Maraş ve 6-7 Eylül örneğin, senaryoları Balyoz'a bu kadar benzerken -provokasyonların fitilinin bombalarla ateşlenmesi, ardından gerici gösteriler örgütlenmesi- nasıl oyun olabilir? Biz bu filmi defalarca görmemiş miydik? Balyoz Güvenlik Harekât Planı, 12 Eylül askeri darbesinin bir uyarlaması ve güncellemesi iken, aydın cinayetleri, Sivas, Gazi ve 1 Mayıs 1977 katliamları, 12 Eylül askeri faşist darbesinin kendisi “hile, düzen, entrika”dan başka ne olabilir?
Dönemin Özel Harp Dairesi Başkanı Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, “6-7 Eylül de bir Özel Harp işiydi ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amaca da ulaştı” demişti. Bu “muhteşem örgütlenme” oyunun mecazi anlamı değilse nedir? Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in kara kutusunda çıkan Maraş belgeleri, Maraş'ın MİT tarafından organize edildiğini belgeliyor. MİT, Maraş'ta çelik-çomak ya da sek sek oynamıyordu değil mi! Tabi yüzlerce kişinin öldürülmesi bazılarına göre oyun ise onu bilemeyiz!
Var böyleleri. O kadar çoklar ki! ABD'li eski diplomat Paul Henze, 12 Eylül'ü dönemin Başkanı Jimmy Carter'e, “Mr. President, our boys have done it” yani “Sayın Başkan, bizim çocuklar başardı” diye duyururken, darbenin kendileri için bir çocuk oyunu olduğunu söylemiş olmuyor muydu? Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Şemdinli'de halkın üstüne bomba atarken suçüstü yakalanan astsubayına “tanırım, iyi çocuktur” diyerek sahip çıkarken bunu söylemiş olmuyor muydu?
Türkiye'de, zaten yıllardır “Türkiye demokratik laik sosyal bir hukuk devleti” oyunu oynanmıyor mu? AKP Hükümeti de, 7 yıldır canla başla bu oyunu oynamıyor mu? İşkenceye sıfır tolerans oyunu. AB üyelik süreci, refah ve demokratikleşme oyunu. Kime uzanırsa uzansın sonuna kadar gideceğiz oyunu. Sosyal güvenlikte kara deliğe son oyunu. IMF'ye ümüğümüzü sıktırmayacağız oyunu. Vs, vs... Ama biri var ki, o oyunların daniskası, oyun içinde oyun: Açılım... Bu oyunun Kürt'ü de, Alevi'si de var, Roman'ı da eksik değil!
Genelkurmay Başkanı şimdi “vicdansızlık”tan şikayetçi. Başbakan da öyle... Peki asıl vicdansızlık TSK'nın laiklik, AKP'nin demokrasi oyunu oynaması değil mi? Halkı kandırmaktan daha büyük vicdansızlık var mı?
Demokrasi bir oyuncak değildir. 12 Eylül darbesi ve anayasası, Milli Güvenlik Kurulu ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, EMASYA protokolü ve Toplumla Mücadele Yasaları olarak adlandırılmayı hak eden Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu ile Terörle Mücadele Yasası nasıl birer oyun değilse. Linçler, provokasyonlar, faili meçhul cinayetler ve katliamlar çocuk oyunu değildir. Bu oyunları oynayanlar da “bizim çocuklar” ve “iyi çocuklar”. Anayasa Mahkemesi, askere sivil yargı yolunu açan düzenlemeyi dahi oy birliğiyle iptal ederken, Türkiye'de demokrasiden nasıl bahsedilebilir?
Balyoz planlarına kaynaklık etse de, daha EMASYA Protokolü'nü iptal etmekten değil, değiştirmekten dem vuruyorsunuz. Zaman zaman darbe anayasasını değiştirmekten söz açsanız da, rejimin gizli anayasası Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin gündeme getirilmesi bile uykularınızı kaçırmaya yetiyor. Milli Güvenlik Kurulu'ndan hiç şikayetiniz yok, şimdi üstüne bir de Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı kuruyorsunuz. İşçilere kabadayılık taslıyorsunuz, yarından tezi yok darbe planına kağıt parçası, senaryosuna 'oyun', lav silahına 'boru' diyen; Aktütün'de parmak sallayan, 'Kafes'te firkateyne çıkan Genelkurmay Başkanı'nı görevden alın da görelim.
Lafla peynir gemisi yürümüyor. Askeri vesayete karşı olmak iyi... Bunu açığa vurmak, Ergenekon'da olduğu gibi dava konusu yapmak da... Ama bu ülkenin, sadece yönetimin el değiştirmesine, kışlanın yerini karakolların almasına değil, demokratikleşmeye ihtiyacı var. Bu ülkenin sivilleşmeye değil özgürleşmeye ihtiyacı var. Bunun garantisi de belli.
AKP, '30 Soruda Demokratik Açılım' kitapçığı çıkardı, 30 soruya ne gerek? Demokratikleşmenin tek soruda cevabı belli: Kürt sorununda açılım değil, demokratik çözüm; askeri operasyonlar değil onurlu barış. Mesele sineklerle oynamak değil de bataklığı kurutmak ise hadi yapın da görelim.
Ve fakat çetelere karşı dik durmaktan bahseden başbakana göre bu “gaz vermek.” Sivilleşmede kararlılık isteyen liberal gazetecileri bile böyle suçlarken başbakan 12 Eylül düzenine nasıl son verecek? Kürt sorununda kalıcı çözümü sağlayarak akan kanı nasıl durduracak, anaların gözyaşlarını nasıl dindirecek? TSK kraldan kralcı, peki AKP? İşte TEKEL.
Nerede demokrasi, vicdan? Oyun yapmayın oyun. İşçi sınıfı ve ezilenlerin demokratikleşme oyunlarına değil, devrime ihtiyacı var, devrime! İşin de, aşın da; özgürlüğün de, barışın da garantisi ancak ve ancak odur.
ATILIM
Erkut Direkçi Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: